Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

CİDDİLEŞMEYE HAZIR MISINIZ?

-

 

İlişkinizi ciddileştirmek için sabırsızlanıyor musunuz? Bir sonraki aşamaya geçmeden önce partnerinizi test etmek için geçmeniz gereken üç aşama var.

BİRLİKTE YAŞAMADAN ÖNCE

S: “Acaba şimdiden gelinliklere bakmaya başlar mı?”

Hele şükür eşyalarını sizin evinize taşıdı. Artık her gece onunla uyuyacaksınız. Her sabah sizin için kahvaltı hazırlayacak. İlişkinizin sadece kirayı paylaşan ev arkadaşları seviyesinden ileride olmasını istiyorsanız, ev hayatı ve uzun süreli beklentiler konusunda aynı noktada olduğunuzdan emin olun.

Aynı eve taşınan çiftler, iyi hislerin ve beklentinin en yüksekte olduğu noktadadırlar. “Unmarried To Each Other” kitabının yazarı Marshall Miller “Birlikte yaşamak işin gerçek yüzünü gösterir. Birlikte yaşadığınızda aşk daha karmaşık ve sıkıcı bir hale gelir. Yüzüne o yapış yapış maskeleri sürüp mumya gibi dolaştığında irkilmeyecek misiniz? Vücudunuzdan çıkacak olan her garip ses için odalar arası seyahat etmeye hazır mısınız?” diye soruyor.

Dahası o, birlikte yaşamayı nikah masasına giden yol olarak algılayabilir. Oysaki sizin için durum sadece paylaşılan bir kira ve plansız programsız her gece yapılan seksten ibaret. İşte ölümcül sorun da buradan doğar. İster hoşlanın ister hoşlanmayın kız arkadaşınızla birlikte yaşamaya başladığınızda bir mesaj gönderirsiniz: “Artık düzenli bir hayata hazırım.” Birlikte yaşamanın nişanlılık süreci olmadığını ayrıca belirtmediğiniz sürece yakın gelecekte bir tek taş yüzük beklememesi imkansızdır. Kısacası eşyalar dolaplara yerleşmeden önce beklentileriniz hakkında çok geç olmadan mutlaka konuşun.

NİŞANLANMADAN ÖNCE

S: “Yatak odasında televizyon olacak mı?”

İyi cevap şudur: “Herhalde aşkım. Yoksa ‘Mad Men’i nasıl izleriz?”

Dürüst cevapsa şu: “Allah aşkına, yatak odasında televizyonun ne işi var!” Kısacası tam bir çatışma cümlesi.

Anlayacağınız üzere “Benimle evlenir misin?” sorusu, cevabını merak etmeniz gereken sorulardan sadece bir tanesi. Eğer onu bir yarım yüzyıl daha hayatınızda tutmak istiyorsanız, daha fazla bilgiye ihtiyacınız var demektir. Malum, sevdiğiniz kadının, sevgililik maskesini çıkardığında korkunç bir cadıya dönüşmesi an meselesi.

ABD’li yaşam gurusu Anthony Robbins “Çatışma noktalarını ortaya çıkaracak soruları sorduğunuz ve birbirinizi paralamak yerine sorunları düzeltmeyi konuştuğunuz sürece ilişki olgunlaşır” diye açıklıyor. En büyük çatışma konularıysa şunlar:

Kariyer: Öncelik kimde? Eğer siz profesyonel nedenlerden dolayı şehir değişikliği yaparsanız peşinizden gelecek mi? Ya da tersi olabilir mi?

Çocuklar: Evet mi? Hayır mı? Kaç tane? Ne zaman? Kısırlık gibi problemler karşısında ne yapılacak?

Aile: Ondan daha mı önemliler? Çok mu fazla korumacılar?

Dini ya da kültürel farklılıklar: Kiminki geçerli olacak? Çocuklar hangisine göre yetiştirilecek?

Mali durum: ABD’li mali danışmak Galia Gichon “Finansal zorunluluklar ve hedefleriniz hakkında net bir bilgi edinin. Çakışan harcamalar ve yatırım alışkanlıkları evdeki cennetin anahtarıdır. Aynı şekilde para konusundaki uyumsuzluklar da herhangi bir ilişkiyi cehennem ateşine atabilir” diyor.

Vazgeçmeye hazır olmadığınız şeyleri düşünün. Tüm paranızı diyar diyar gezmektense altına yatırmak konusunda hemfikir misiniz? O, sizinle aynı politik görüşlere sahip mi? Soyadınızı alacak mı? Ailece gidilen tatillerden hoşlanıyor mu? Kısacası gelecekle ilgili hayalleriniz ve günlük hayatınızda öneme sahip pratikleriniz hakkında mutlaka konuşun ve uzlaşmaya varın. Belli olmaz, belki de ödülünüz yatak odasındaki o koca televizyon olabilir.

EVLENMEDEN ÖNCE

S: “Gerçekten de benim öteki yarım olmayı istiyor mu?”

Evet, sizinle evlenmek istiyor ama hayır, sizin öteki yarınız olmakla yükümlü değil. İş ve yaşam koçu Laura Young bu konuda uyarıyor: “Sağlıklı bir evlilikte hayatlar birleşebilir fakat bir kişi, diğerinin hayatında asimile olmaz.” Karşınızdaki kadının size vereceği söz hayat boyu güvenilir bir sevgili, dost ve seks partneri olmaktır. Önemli olan onu hayatınızı paylaşmak için seçtiğinizi göstermek ve gereken güveni vermektir. Onun derdi birbirinin içine geçmiş ve silikleşmiş hayatlar değil, sonsuza kadar güven duyabileceği ama bir yandan da kendi hayatını devam ettirebileceği  bir evliliktir.

Continue Reading
Advertisement

SEKS & İLİŞKİLER

Yetersiz testosteron belirtileri

Umut Doğan Yıldız

-

Testosteron hormonunun az ya da çok salgılanması, hem kadınların hem de erkeklerin hayatını, cinsel yaşamını ve sosyal statüsünü etkiliyor. 

Testosteron, memelilerde bulunan; androjen grubundan bir steroid hormon… Öncelikle erkeklerde testislerde, dişilerde ise yumurtalıklarda vücut tarafından üretiliyor. Az miktarda böbreküstü bezlerinden de salgılanıyor. Erkek cinsiyet hormonu olarak bilinen testosteron, yetişkin bir erkeğin kanında, kadınınkinden 40-60 kat daha fazla bulunuyor. Testosteron, erkek sağlığı söz konusu olduğunda enerji, libido, bağışıklık sistemi ve kemik sağlığı ile de yakından ilgili bir hormon. Her ne kadar “erkeklere özel” bir hormon olsa da, bu sürekli ve eksiksiz salgılandığı; yani her erkeğin testosteron salgısı bakımından kusursuz olduğu söylenemez. Tam tersine, kimi erkekte az, kimi erkekte ise fazla salgılanması söz konusu ve bu da erkeklerin farklı sorunlarla karşılaşmalarına yol açıyor. Salgılandığında neredeyse tamamı taşıyıcı proteinlere bağlanan testosteron, kanda üç farklı şekilde bulunuyor:

*Serbest, yani bağlı olmayan,
*Albümin veya kortizol bağlayıcı globüline zayıf şekilde bağlı olanlar,
*Cinsellik hormonu bağlayıcı globüline sıkıca bağlı olanlar…

Erkeklerde testosteron seviyesinin düşük ya da yüksek olması, bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Testosteron seviyesi yüksek olan erkeklerin fethetmek, sahiplenmek, hükmetmek, yönetmek gibi genellikle erkeklere mal edilen özellikleri var. Bu tür erkekler değişimden yana, hareketli, toplumla iç içe olmaktan hoşlanan ancak uzlaşmacı olmayan kişilik sergiliyorlar. Neşeli, hayatlarını kendi başlarına planlayan, kendi hayatlarının dümenini ellerinde tutmaktan hoşlanan, inatçı, kararlı ve pes etmeyen erkekler bunlar…
Düşük testosteron seviyesine sahip erkeklerde durum farklı… Onların cinsel isteği de cinsel gücü de az; sabırsız, alıngan, duygusal, gergin ve karamsar yapıya sahipler. Hayata pozitif yaklaşmadıkları için depresyona da meyilliler. Daha umutsuz olmalarına karşılık daha uyumlu oldukları ve sosyal uyarılmaya açık oldukları da biliniyor.

İdeal testosteron ortalaması

Dolayısıyla en ideal olan, orta seviyede testosteron salgısına sahip olmak… Bu hormon, dünyadaki erkeklerin çoğunda da orta düzeyde salgılanıyor. Yalnız şu da var: Yüksek testosteron seviyesini düşürmek tıbben pek mümkün değilken, düşük testosteron seviyesini yükseltmek mümkün. Asıl yapılması gereken şey ise var olan belirtileri iyi gözlemleyip testosteron seviyesinin düşük olup olmadığını anlamak ve sonrasında da bir üroloğa başvurmak…

Peki düşük testosteron seviyesinin belirtileri neler?.. Öncelikle cinsellik dürtünüz eskisi kadar güçlü değilse, yaptığınız işe odaklanamıyorsanız ve kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız, testosteron seviyenizde bir düşme olduğundan şüphelenebilirsiniz. Bunu hemen büyük bir sorun haline getirmeyin zira 45 yaş üstü her 10 erkekten 4’ünde testosteron seviyesi azalması görülüyor. Bu durumdaki erkeklerin aklına ilk gelen cinsel yaşamları olsa da Cell Metabolism dergisine göre yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite ve tip 2 diyabet riskinde yükselme gibi pek çok hastalığa davetiye çıkaran gelişmenin kapılarını her an çalacağı biliniyor.
Siz de testosteron seviyenizde azalma olduğundan şüpheleniyorsanız, kendinizi gözlem altına alın ve aşağıdaki belirtilere rastlar rastlamaz, derhal üroloğunuzdan bir randevu alın.

· Düşük libido: Erkekler, yaşları ilerledikçe cinsel açıdan daha isteksiz hale geldiklerini gözlemler. Bu da normal bir gelişmedir. Ancak libidoda hızlı ve ani bir düşüş, testosteron seviyesiyle doğrudan alakalıdır.

· Kilo alımı: Yavaş yavaş kilo alıyor ve bu kiloları veremediğinizi mi gözlemliyorsunuz? Dikkatli olun zira testosteron seviyenizde düşme başlamış olabilir. Çünkü yağ hücreleri testosteronu estrojene çevirir. Bu durumda giderek daha az testosteron dolaşım sisteminde yer almaya başlar. Gerçi kilolu ya da obez erkeklerin testosteron seviyesinin düşük olduğu bilinmektedir ama kilo aldıkları için mi bu seviyenin düşük olduğu yoksa zaten testosteron seviyeleri düşük olduğu için mi kilo aldıkları tam olarak bilinmemektedir. Sebebi hangisi olursa olsun sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak ve kilo vermek testosteron seviyesini ortalama düzeye getirir ve erkeğin de kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

· Sertleşme sorunu: Günümüzde milyonlarca erkek sertleşme sorunu yaşıyor ve bunun en önemli nedenlerinden biri de düşük testosteron seviyesi… Sertleşmek ve bu durumu korumak için öncelikle kan dolaşımının düzgün olması gerekir. Kan basıncının normal olması, damarlarda herhangi bir tıkanıklık olmaması, kalp kapaklarının sağlıklı çalışması, başta dokunma olmak üzere duyuların sağlam olması ve cinsel dürtünün yeterliliği kadar testosteron seviyesi de sertleşme sorunuyla doğrudan alakalı bir durumdur.

· Yorgunluk: Günün öğle saatlerinde kendinizi tükenmiş hissediyorsanız, işten eve döndüğünüzde kanepeye yığılıp kalıyorsanız, hafta sonunda bile bir şeyler yapmak üzere parmağınızı kıpırdatamıyorsanız, enerjinizi emen şey düşük testosteron seviyeniz olabilir.

· Uyku sorunları: Düşük testosteron seviyesine sahip olan erkekler genellikle uykusuzluk çeker. Ancak uykusuzluğun genellikle daha önemli bir nedeni vardır: Uyku apnesi!.. Türkiye’deki iki milyonu aşkın uyku apnesi hastasının önemli bir kısmı da erkek. Bu hastalar genellikle yüksek tansiyondan, kalp hastalıklarından, değişken ruh halinden ve hafıza sorunlarından da mustarip oluyorlar. Uyku apnesi ile düşük testosteron seviyesinin alakasına gelince: Düşük testosteron uyku apnesine yol açmaz ancak uyku apnesi olan erkeklerin çoğu fazla kilolu ve o fazla kiloya da düşük testosteron sebep olabiliyor. Sözün özü, uyku apneniz varsa ve kiloluysanız, altında yatan sebep düşük testosteron seviyesi olabilir.

· Konsantrasyon eksikliği: Testosteron, bir şeye odaklanmanızı da sağlar. Eğer odaklanma ile ilgili sorun yaşıyorsanız, testosteron hormonu seviyeniz düşük demektir. Gün içinde bulanık bir akılla dolanıyorsanız ve hafıza ile ilgili sorunlar da yaşıyorsanız, mutlaka bir üroloğa gitmeniz gerekir.

· Depresyon: Journal of Sexual Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre düşük testosteron seviyesi sınırında yaşayan erkeklerin yüzde 56’sı ya kayda değer depresyon belirtileri gösteriyor ya depresyon teşhisi konmuş ya da hali hazırda anti depresan kullanan erkeklerden oluşuyor. Bu erkeklere testosteron takviyesi uygulandığında ise depresyonlarında gerileme görülüyor. Hatta Los Angeles’taki Erkek Üremesi ve Vazektomi Merkezi doktorlarından ürolog Philip Werthman testosteron takviyesinin anti depresanlardan daha etkili olduğuna dikkat çekiyor.

· Göğüslerde büyüme: Düşük testosteron nedeniyle, vücuttaki estrojen ile testosteronun dengesi bozulduğunda bazı erkeklerin meme bölgesinde büyüme gözlenir. Bu duruma jinekomasti denir. Genellikle herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz ancak daha çok toplumsal tepkilere neden olur. Ergenlerdeki jinekomasti geçicidir; erişkin erkeklerin ise yüzde 40’ında jinekomasti değişiklikleri görülebilir.

· Acı ve ağrı: Düşük testosteron seviyesi kas kütlesinin azalmasına sebep olur. Bu durum da bazı erkeklerde güç kaybıyla birlikte eklem ağrılarına, kas ağrılarına yol açar. Bazı erkekler ise yaralanmalara daha açık hale gelir.

· Kemiklerle ilgili sorunlar: Osteoporozun genellikle kadınları etkilediği zannedilir. Ancak testosteron seviyesi düşük olan erkeklerde de osteoporoz sorunları görülür çünkü bu hormonun düşük oranda salgılanması kemik yoğunluğunu da olumsuz etkiler.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Ereksiyon bozukluğu hakkında 8 soru

Umut Doğan Yıldız

-

Aşağıda neler olup bittiğini bir ürologdan öğrenin. İşte ereksiyon bozukluğu hakkında 8 soru.

DERLEYEN: ÖZLEM URAL

EVET, GENÇ OLABİLİRSİNİZ AMA hâlâ erektil disfonksiyon (sertleşme) sorununuz olabilir ve bu sorun tahmininizden daha çok erkekte var. Erkeklerin bu durumun benlik saygılarını, seks hayatlarını ya da sağlıklarını zorlamasına izin vermesinin nedenlerinden biri, bunun nasıl önlenebileceği ve çözülebileceği hakkında fazla bir şey bilmemeleridir.

Kaliforniya Üroloji Derneği’nin eski başkanı ve The Penis Book’un yazarı ürolog Aaron Spitz’ten, herhangi bir yaşta görülen ED ile ilgili en önemli soruları yanıtlamasını istedik.

1- Erektil disfonksiyon için ortalama yaş nedir?

Erektil disfonksiyon çoğu insanın düşündüğünden daha yaygındır. Erkeklerin yaklaşık yüzde 40’ı, 40 yaşına kadar bir dereceye kadar sorun yaşayacaktır. Penisin yaşlanması 20’li yaşların sonlarında başlayabilir, ancak tipik olarak 40’lı yaşlardan itibaren fark edilebilecek kadar şiddetli hâle gelir. Erkekler yaşlandıkça erektil disfonksiyon olma olasılıkları her 10 yılda yaklaşık yüzde 10 artar ve bununla beraber problemin şiddeti de artar.

2- Erektil disfonksiyonun başlıca nedenleri nelerdir?

Erektil disfonksiyon tipik olarak penisteki kan damarlarının sertleşmesi ve daralması sonucu oluşan kan akışı probleminden kaynaklanır. Bu durum en yaygın olarak kan damarlarını çevreleyen düz kas hücrelerinin yaşlanmaya bağlı olarak daha sert ve daha az esnek hâle gelmesiyle ortaya çıkar ve penisin ihtiyaç duyduğu kan akışını engeller.

Yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi diğer rahatsızlıklar da bu damarları daha fazla zedelemekte ve erektil disfonksiyonun en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır.

Psikolojik nedenler düşündüğümüzden daha az yaygındır ancak daha genç erkeklerde daha sık görülür. Performans kaygısı adrenalinin salınımını tetikler. Adrenalin kanın kalp, akciğer ve beyin gibi hayati organlara yönelmesine ve parmaklar, ayak parmakları ve penis gibi daha az hayati organlardan uzaklaşmasına neden olur. Vücudumuz bunu fiziksel bir saldırının ya da zorlamanın fiziksel stresiyle başa çıkmak için yapar, ancak cinsel kaygı da bu refleksi tetikler.

3- Erektil disfonksiyonu nasıl önleyebilir veya azaltabilirim?

Çoğu erkek için erektil disfonksiyonun iyileştirilmesi, penise kan akışının iyileştirilmesi anlamına gelir. Genellikle en çabuk çözümü, penisin kan damarlarındaki nitrik oksit (NO) oranını artıran ilaçlar sağlar. NO, penisin kan damarlarındaki düz kas hücrelerinin esnemesini sağlayarak kan akışını artırır. NO ayrıca düz kas hücrelerini daha genç tutar ve zamanla kan damarlarının sertleşmesini ve daralmasını önlemeye ve hatta tersine çevirmeye yardımcı olur. Uygun diyet ve düzenli egzersiz gereklidir, çünkü her ikisi de NO’yu destekleyebilir.

Yardımcı olabilecek diğer stratejiler: Kegel egzersizleri penise düzgün bir şekilde kan pompalanmasını sağlar ve uyku, testosteronu artırıp adrenalini düşürür. Son olarak, pornografiden uzak durun. Pornografiye aşırı maruz kalmak arzu, ereksiyon ve boşalmayı tetikleyen kilit beyin merkezlerinin çalışmasını engeller.

4- Erektil disfonksiyon tamamen iyileşebilir mi?

Erkeklerin büyük çoğunluğunda erektil disfonksiyon etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Çoğu erkek için sağlıklı seçimler zamanla iyileşme ile sonuçlanabilir, hatta erken uygulanmaya başlanırsa ED’yi önleyebilir. Bununla birlikte, çoğu durumda ilaçlar gereklidir ve bazı erkeklerde ameliyat gerektirebilir.

5- ED ilaçlarının yararları ve riskleri nelerdir? En iyisi olduğunu düşündüğünüz bir ilaç var mı?

Şu anda reçeteyle satılan ilaçların tümü penisteki NO’nun etkilerini artırmak üzere aynı şekilde çalışır. Genellikle hafif yan etkileri vardır. Bazıları daha hızlı çalışır ama diğerleri daha uzun süre etki eder. Bazı ilaçlar bazı erkeklerde daha iyi sonuç verir fakat ereksiyonun sertliğini artırmada eşit derecede etkili oldukları için “en iyi” ilaç yoktur. İlaçlar herkeste işe yaramayabiliyor. Ana risk, onları ölümcül olabilen ve kesinlikle kaçınılması gereken nitrogliserin ile kullanmaktır.

6- Peki, hangi gıdalar erektil disfonksiyona yardımcı olabilir?

Penisiniz için marketteki en iyi bölüm manav bölümüdür. Nitrik oksiti güçlendirmeye yardımcı olan besinler, erektil fonksiyonun artmasına da yardımcı olacaktır ve sebzeler -özellikle yeşil yapraklı olanlar- nitrik oksitin en iyi besin kaynağıdır.

7- Alkol neden erektil disfonksiyona sebep olur?

Fazla alkol çeşitli şekillerde erektil disfonksiyona neden olur. İçkiyi fazla kaçırmanız penisinizdeki NO üretimini, dolayısıyla kan akışını azaltır. Reçeteli ilaçların çalışmasını bile engelleyebilir. Biraz alkol sizi tahrik edebilir ama çoğu, beyninizdeki arzu merkezini köreltir ve boşalmayı zorlaştırabilir. Aşırı alkol, zaman içinde penise giden ve ereksiyonu tetikleyen sinirleri tahrip eder ve sonunda karaciğer hasar görürse testosteron seviyeleri düşer. Eğer içiyorsanız, bunu ölçülü yapın.

8- ED’mi yeni cinsel partnerime nasıl açıklayabilirim?

En iyi politika dürüstlük ve açıklıktır. ED’nin nedenini ve çözümünü anlıyorsanız, partnerinizi aydınlatabilir ve birbirinizden zevk aldığınız diğer tüm konular gibi cinsel yakınlığın da her ikiniz için zevkli olmasını sağlayabilirsiniz. ED gizli bir utanç meselesi olmak zorunda değil çünkü bu tıbbi ve de neyse ki oldukça tedavi edilebilir bir durum.


Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Sabah ereksiyonu yaşamak

Umut Doğan Yıldız

-

Sabah ereksiyonu hakkında merak ettiğiniz bir soruyu yanıtladık.

Sabah ereksiyonu yaşıyor musunuz? Evet mi? Harika. Gününüze başlayın. Hayır mı? Peki… Bir sorun olabilir. Bu, ürologların sertleşme sorunu yaşayan erkeklere sorduğu ilk sorulardan biridir, diyor Dr. Brahmbhatt. Sertleşmiş olarak uyanıyorsanız kaputun altındaki her şey çalışıyor demektir. Bu yaşanmıyorsa, yaşam tarzıyla ilgili -“stres, anksiyete, uykusuzluk ve ilişki sorunları gibi şeyleri hesaba katın,” diye açıklıyor- veya medikal bir problem olabilir. “En büyük penise sahip olsanız da penisiniz vücudunuzdaki en küçük damarlardan bazılarına sahiptir.” Yeterli kan akışı yoksa yumuşak olursunuz. “Bu yıl ereksiyon sorunuyla geldikleri için birkaç erkekte erken kalp hastalığı bulduk,” diyor Dr. Brahmbhatt.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com