Bizi Takip Edin

ERKEK AKLI

Borderline kişilik bozukluğu nedir

Umut Doğan Yıldız

-

 

Resmi olarak 1980 yılında tanısı konan borderline (sınırda) kişilik bozukluğu, yaklaşık 40 yıldır araştırılıyor ve kesin tedavisi henüz bulunmuş değil.

Küçücük bir sorun insanın iç dünyasında büyür, büyür ve devleşir, içinden çıkılamaz, altından kalkılamaz hale gelir. Sıkışır, kaybolursunuz adeta. Etraf ne gecedir ne gündüz; vakit hep alacakaranlıktır ama sabahın değil akşamın alacakaranlığını yaşarsınız. O ortamdan kurtulmak için bir şeyler ararsınız ama ne aradığınızı dahi bilmezsiniz! Uçlarda salınır durursunuz. Borderline Kişilik Bozukluğu’nun (BKB) atmosferi tam da budur işte…
Ancak tıbbi açıdan yaklaşacak olursak, genel tanımı insanın duygularını ve duygu durumunu etkin biçimde yönetmesini imkânsız hale getiren ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Genellikle ilişkiler çerçevesinde kendini belli eder ve bazen her türlü ilişkiyi etkiler, bazen de tek bir ilişki üzerinde etkili olur. BKB, genellikle ergenlikte ve yetişkinliğin erken evrelerinde ortaya çıkar.

Kaos içinde yaşamak…

Borderline Kişilik Bozukluğu’nun temel özelliği, kişiler arası ilişkilerde ve kişinin kendisine dair duygu ve düşüncelerinde tutarsızlık ve istikrarsızlık sergilemesi… Bu psikolojik rahatsızlığa sahip kişiler ilişkilerinde, duygularında, düşüncelerinde, davranışlarında ve kimlik algısında kararsız kalmalarıyla da tanınıyor. İç dünyalarına hemen her zaman bir karmaşanın hakim olduğu BKB hastaları, duygularını kontrol etmekte de zorlanıyorlar ve adeta bir kaos içinde yaşamaya mahkûm oluyorlar. En ufak sorunlar bile onlar için ciddi problemler haline gelebiliyor, Türkçe’deki o çok güzel ifadeyle pire için yorgan yakabiliyorlar! Hemen her konuya karşı aşırı duyarlı oluyorlar. Sıradan, basit bir olay bile onlar için aşırı tepki verilmesi gereken krizlere dönüşebiliyor; reaksiyonları bir anda tetiklenebiliyor. Sonrasında da güçlükle sakinleşebiliyorlar hatta sakinleşemiyorlar. Sizi dinliyorlar, gösterdikleri tepkinin aşırılığına dair sözlerinize hak da veriyorlar ama birkaç dakika içinde sizi de suçlamaya başlayabiliyorlar. Gelgitli ruh halleri sağlıklı düşünmelerini önlediği gibi sağlıklı davranmalarını sağlıklı kararlar almalarını da engelliyor. Bu tür davranışları sürekli sergiledikleri için bir süre sonra kendilerini “kimsenin anlamadığı, kimsenin sevmediği, kimsenin arkadaş olmak dahi istemediği” biri olarak görmeye başlıyorlar ve o noktadan sonra, tüm sosyal ilişkileri de bu iç çalkantıdan payını alıyor.

Teşhis en erken 19 yaşında

Borderline Kişilik Bozukluğu olan insanlar istikrarsız ilişkilere, tepkisel ruh haline ve dürtüsel davranışlara sahip oldukları için kurdukları ilişkilerde başarılı olamıyorlar ve mevcut ilişkilerinin de bozulmasına sebep oluyorlar. Terk edildiklerine, reddedildiklerine o kadar kolay inanıyorlar ki kendilerine dair duygu ve düşünceleri de derin yara alıyor. Aslında yaşanmamış o “reddedilme” halini hazmedemiyorlar. Hatta terkedilmemek için delice çabalıyorlar. Nüfusun %2-3’ünü etkileyen ve genelde ergenlik döneminde veya yetişkinlik döneminin başlarında ortaya çıkan BKB’nin teşhisi en çok da 19 ila 34 yaşları arasında teşhis edilebiliyor. BKB, bir süre sonra düşünme, algılama, ilişki ve iletişim kurma biçimini de etkilemeye başlıyor. Ne ilişkilerinde ne de kendilerine dair düşüncelerinde bir türlü istikrarlı davranamıyorlar.

Borderline Kişilik Bozukluğu’nda ilişki adına yaşanan her ne varsa hem yoğun hem de istikrarsız olarak gelişiyor. Çoğu ilk buluşmada âşık olduğunu söyleyen BKB’liler, kısa bir süre sonra “âşık oldukları kişiye” adeta tapmaya başlayıp putlaştırabiliyorlar. İlişkinin henüz başlangıcında olsalar bile sevdikleri bir an bile yanlarından ayrılmasın, tüm gününü kendisiyle geçirsin, ilişki bir an evvel cinsellik düzeyine taşınsın hatta hemen evlensinler gibi beklentiler içine giriyorlar. Bu beklentiler karşılanmazsa bir anda âşık oldukları o kişiyi kendi içlerinde değersizleştirip, bu paralelde davranmaya başlıyorlar. Özetle başkalarıyla ilgili duygu ve düşünceleri ani ve büyük değişimler gösterebiliyor ve bunu inanarak yaşıyorlar!

BKB bozukluğu yaşayan insanların zorlandığı bir diğer alan da kariyer… Çünkü tıpkı özel ilişkilerinde olduğu gibi, kariyer hedeflerinde ve o hedefe ulaşmalarını sağlayacak çalışmalarında da ani ve kökten değişimler gösteriyorlar. Mesleki yaşamlarındaki en küçük bir başarısızlık bile benliklerini sorgulamalarına sebep olabiliyor. Hatta çok kısa aralıklarla kendilerini yetenekleri ve sahip oldukları değer anlaşılmamış zavallı ve ezilen eleman olarak hissedip, buna inanıp; hemen arkasından intikam hırsıyla bilendikçe bilenen kindar bir eleman rolünde bulabiliyorlar. Bu konuda daha pek çok örnek verilebilir. Örneğin düzenlenen toplantıya yöneticilerden biri geç kaldığında, gereksiz yere öfkeye kapılabiliyorlar. Daha da kötüsü, söz konusu gecikmeyi direkt kendileriyle ilişkilendiriyorlar.

BKB’lileri bekleyen tehlikeler

Borderline Kişilik Bozukluğu’na sahip kişiler depresyona meyillidir. Çünkü hem tüm duygularını uçlarda yaşarlar hem de hangi duyguyu ne zaman yaşayacaklarını bilemezler. Bu duygusal iniş çıkışlar da sürekli hata yapmalarına sebep olur. Hatalarını düzeltmeye kalktıklarında işleri daha da sarpa sardırabilirler. Bu da ellerini attıkları her işi yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarına inanma sebepleri olur. Kaçınılmaz olarak depresyona sürüklenirler. Depresyon ise duydukları öfkeyi kendilerine yöneltir. Ve iplerin koptuğu nokta da genellikle budur. Çünkü BKB’liler sürekli tekrarlayan intihar tehditleri ya da kendine zarar verme eğilimlerini açığa çıkaran davranışlar sergiler. Kimi sorumsuzca para harcarken kimi durmaksızın yemek yer. Kimi uyuşturucu kullanmaya başlar ve ciddi bir bölümü de kaza riskini umursamadan araç kullanarak, kendine kesikler atarak, yakarak vb. intihar eğilimlerini ortaya koyar. Öte yandan, intihara teşebbüs eden BKB’lilerin başarı(!) oranı ortalama %10’dur!

Kim bu BKB’liler? Tedavi edilebilirler mi?

Tıpkı diğer bozukluklarda olduğu gibi BKB için de kesin bir neden bulunabilmiş değil. Bilinen tek şey, kişiyi bu bozukluğa yatkın hale getirebilecek, birbirinden farklı biyolojik, psikososyal ve genetik risk faktörleri bulunduğu. Örneğin yapılan araştırmalara göre Borderline Kişilik Bozukluğu, birinci dereceden biyolojik akrabalar arasında beş kat daha fazla görülüyor! Aynı şekilde madde bağımlılığı, antisosyal kişilik bozukluğu, bipolar bozukluk ve depresif bozukluklar da ailelerde görüldüğü taktirde daha büyük riskler olarak ele anılıyor.
BKB’nin tedavisinde son yıllarda bireysel ya da grup bazlı psikoterapi yöntemi uygulanıyor. Oturumlar birkaç ay veya birkaç yıl sürebiliyor. Tedaviyle ilgili en önemli risk ise hastanın tedaviyi veya terapisti reddetme riski… Reddetme söz konusu olduğunda ise süreç zorlu ve sabır gerektirir hale dönüşebiliyor. BKB’lilerin istikrarsızlığı bazen de tedaviyi yarıda bırakmalarına veya tamamen bırakmalarına sebep olabiliyor. Tedavinin hedefleri ise:

*Uyum sağlama becerilerinin ve işlevsel becerilerin seviyesini artırmak, (kişisel bakım, işte istikrar, sağlıklı sosyal ve özel ilişkiler)
*Fevri yaklaşımları ve davranışları azaltmak,
*Yaşadığı ana dair farkındalığı artırmak,
*Fiziksel sağlığı artırmak olarak özetleniyor.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

Men’s Health Egzersizi: Total Body Shredder

-

Editör :

Kayakçılardan ilham alan bu egzersiz bütün vücudunu çalıştıracak.

 

 

Devamı

ERKEK AKLI

Torschlusspanik nedir?

Umut Doğan Yıldız

-

Torschlusspanik terimini daha önce duymadıysanız yazımızı okuyun.

Pazar akşamları anksiyete ve dehşet arası o his yavaşça içinize süzülür. Cuma akşamı bitmesi gereken çizelgeyi hala bitirmediniz. Ya da cumartesi günkü partiden sonra temizlik yapmadınız. Ya da köpeğinize banyo yaptırmadınız veya kendinize… Üstelik gece yarısına beş dakikanız var.

Bizim genelde deyimlerimizle ifade ettiğimiz hisleri Almanların tek bir kelimeyle anlatmak gibi esrarengiz bir yeteneği var; bu dehşet anına

Torschlusspanik diyorlar. Kelimenin doğrudan çevirisiyle, “kapı kapalı paniği”. Aslında bu, orta çağlarda gece çökmeden önce kale kapılarından güvenli bir şekilde geçememe korkusunu anlatıyor. Modern kullanımıyla, eyleme geçmek, başarmak, size sunulan veya kafanızda belirlediğiniz son teslim tarihlerine yetişmek için zamanınızın kalmamasından duyduğunuz korkuyu anlatıyor. Torschlusspanik, gereğinden fazla hırslı hazırlanmış haftasonu ev işleri listesi gibi önemsiz nedenlerle veya diyelim ki önemli bir toplantıya hazırlanmak için bir saatten az vaktiniz varken sohbet etmek için odanıza gelip gitmek bilmeyen patronunuzun sürpriz ziyaretiyle tetiklenebilir. Sıklıkla, bu hisle dolmanız için gereken tek şey, erteleme ve de eylemsizlikten doğan bir suçluluk duygusudur. (“Bu kadar karmaşık bir projeyi son dakikaya bırakmamalıydın!”) Veya daha büyük ölçekte, dikey bir kıyaslamayla, siz henüz hangi ipleri kullanacağınızı anlamaya çalışırken kendinizi neredeyse dağın zirvesinde olduğunu düşündüğünüz biriyle karşılaştırmanızdır.

Zamanınızın kalmadığına dair korkunuz ister kısa süreli ister daha büyük olsun, bu duyguyu geçersiz kılmanın yolları mevcut:

BU SAAT

Raporunuzu bitirmek, “acil” e-postalara cevap vermek ve haftalık halı saha etkinliğinize oyuncu bulmak için son bir saatiniz varsa, aynı anda üç görevle mücadele etmek akıllıca görünebilir. Ancak çalışmalar tersini kanıtlıyor: Birden çok görevi aynı anda yürütmeye çalışmak dikkat aralığınızı azaltır, stresi artırır ve her görevin daha uzun sürmesine yol açar. Bu nedenle, Duke Üniversitesi Fuqua School of Business’tan “multitasking”, yani çoklu görev yürütmeyi araştıran Jordan Etkin, işi basit tutmanızı söylüyor. Son teslim sürelerinize 60 dakika veya daha kısa zaman kaldığında:

1- YAPILACAKLAR LİSTENİZİ KIRPIN

Çok başarılı kişiler öncelik sırası konusunda acımasızdır, diyor Etkin: “Bir an durup düşünün, neyin en önemli olduğunu anlayın ve bunun üzerine çalışın.”

2- BU SAATE FARKLI AÇIDAN BAKIN

Duke araştırmacıları, sınava çalışan öğrencilerin bir saati 60 dakika olarak düşündüğünde saatin onlara daha uzun geldiğini, daha verimli hissettiklerini ve konunun daha ilgi çekici olduğunu düşündüklerini keşfetti.

3- ON YAVAŞ NEFES ALIN

Herkesin size stresli hissettiğinizde “karnınızdan nefes almanızı” söylediğini biliyoruz. Bu yanlış bir bilgi değil: Çok sayıda çalışma, derin nefeslerin sinir sisteminin stres treninde bir fren gibi çalışan kısmını etkinleştirerek işleri tamamlamak için yeterince odaklanmanıza yardımcı olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, bu nefesler baskı altında olduğunuzda daha az “Bunu başaramam” endişesiyle dolmanızı ve bir şeylerin üstesinden gelmekte daha başarılı olmanızı sağlıyor.

BUGÜN

Şimdi, elinizde 24 saat var. Kum saatinin üst kısmında hala kum varmış gibi hissetmenin püf noktası, meşgul olmayı yüceltmeyi bırakmaktır. Kültürümüz eyleme değer verir, bu nedenle öğle yemeği arası boyunca çalışmak daha verimli ve daha az suçlu hissetmemizi sağlar. Ancak sonu gelmeyen çalışma, bizi daha verimsiz kılar. Bunun yerine:

90 DAKİKALIK ARALIKLARLA ÇALIŞIN

“İnsanlar doğrusal bir şekilde çalışmak üzere programlanmamıştır,” diyor performans danışmanlığı firması Energy Project’in yönetici müdürü Andrew Deutscher. “Dalgalar gibi aralıklı vuruşlara göre yapılmışız.” Bu nedenle her 90 dakikada bir işten uzaklaşın; bunu yapan kişilerin odaklanma seviyesi, bir mola veren veya hiç mola vermeyen kişilerinkine kıyasla yüzde 28 daha yüksek.

DOĞANIN YARDIMINA İZİN VERİN

Doğal bir manzara yakalayın. 40 saniye boyunca çimenlik bir çatı katına bakan bir grup öğrenci, boş bir beton çatı katına bakanlara kıyasla daha yüksek konsantrasyona sahipti ve dikkat testinde daha az hata yaptı.

NEYİ GÖRMEZDEN GELECEĞİNİZİ BİLİN

Başkan Dwight D. Eisenhower, gece çökmeden işleri halletmek için “Eisenhower Kutusu” olarak bilinen yöntemi kullandı. Deneyin: Dört kutu çizin, iki tanesi diğer iki kutunun üstünde olsun. Her birine şunlardan birini yazın: Acil ve önemli günlük görevler, önemli ancak acil olmayan işler, acil ancak önemli olmayan işler, ne acil ne de önemli olanlar. Neyi göz ardı edeceğinize, daha sonraya bırakacağınıza, devredeceğinize veya hemen yapacağınıza karar vermek için kullanın.

BU YIL/BU ÖMÜR

Bu satırlar belki de aklınızdan geçmiştir: Ne çabuk mart geldi! Bir aile ya da girişim sermayesi şirketi kurmadan, karşı kültür devrim başlatmadan bu yaşa nasıl geldim? (Twitter’da 10.000 takipçiye bile hala ulaşamadım.) Bu, yapacak çok fazla şeyiniz olmasının verdiği geçici panikten daha derin bir düzeyde korku. Bu, kendi beklentilerinizi karşılayamamaktan kaynaklı anksiyetenin, bunlara ulaşmak için yeterince vaktinizin olmadığı hissiyle birleşmesidir. Bu hisle dolduğunuzda nefes alın ve:

DAHA BÜYÜK SORULAR SORUN

Sormanız gereken soru, hepsini nasıl bir araya sıkıştıracağınız değil, kendiniz için belirlediğiniz tüm o şeyleri neden yapmanız gerektiğini düşündüğünüz, diyor Austin, Texas Üniversitesinden Raj Raghunathan. İş unvanları ve kazanılan derecelerden oluşan bir hayat yerine, anlamlı bir yaşamın ne olduğunu yeniden düşünmenizi söylüyor.

DAHA ÇOK DIŞARI ÇIKIN

Arkadaşlarıyla haftada bir kereden daha fazla buluşan kişiler, hiç arkadaşı olmayan veya yılda yalnızca birkaç kez bir araya gelenlere kıyasla hayatlarından yüzde 27 daha memnun olmaya eğilimlidir.

AŞIRI DÜŞÜNMEYİN

Yapabileceğimiz şeylere dair pişmanlıklar da Torschlusspanik’i tetikleyebilir. Bunlar, yapmamız gereken şeylere dair (arkadaşınızın oğlunun düğününe gitmek gibi) pişmanlıklarımızdan daha uzun süre peşimizi bırakmamaya meyillidir, diyor Cornell psikoloğu Tom Gilovich. Bu nedenle, ekstra zaman harcayarak “ya öyle olsaydı” ve “keşke şunu yapsaydım” gibi şeylerle kendinizi yiyip bitirmeyi bırakın ve düşünmeden işe girişin. Sonuçta, kapı kapanıyor. Ancak geçmek için hala zaman var.

Devamı

ERKEK AKLI

Dambılla Sumo Squat ve bekleme

-

Editör :

Dambılla sumo squat hareketi nasıl yapılır öğrenmek istiyorsanız, videomuzu izleyin.

 

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com