Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Biriktirme hastalığı nedir?

ERKEK AKLI

Biriktirme hastalığı nedir?

-

 

Evinizde ne işe yaradığı / yarayacağı bile belli olmayan şeyleri toplayıp atmaya kıyamıyorsanız dikkat! Belki de hastasınız.

Bugün 60-80 yaş ve üstündekilerin size göre “çöp” olan, kullanılmayan, evde kalabalık eden bir yığın şeyi topladığına, bir yerlere sokuşturduğuna tanık olmuşsunuzdur. Bunlar, savaş görmüş; yokluğu, kıtlığı yaşamış insanlar oldukları için davranışlarının bir açıklaması vardır ve hoş görülebilir. Yaşadıkları o yılları olur da yeniden yaşamak zorunda kalırlarsa diye kendilerince önlem alırlar. Örneğin evlerine doğalgaz bağlanmıştır ama odalardaki sobaları atamazlar. Doğalgaz kesilirse nasıl ısınacaklarını düşündükleri için eski, iç tuğlaları dökülmüş kömür sobalarını, çalışıp çalışmadığını bile bilmedikleri elektrikli ısıtıcıları bir türlü kapının önüne çıkaramazlar. İtiraf etmek gerekirse, Türkiye’de hemen herkesin bu tür davranışlar sergileyen en az bir akrabası, tanıdığı var ve bu tutumları kanıksanmış halde…

Bir de istifçiler var

Tıbbi tanımıyla dispozofobi, ya da kompulsif biriktirme hastalığına sahip olanlar… Bunlar biraz farklı. Bir kere biriktirdikleri hiçbir şeyin belli bir mantığı yok. Örneğin yıllarca dikiş dikmiş yaşlı bir terzinin (artık biraz da o eski ve güzel günleri yeniden yaşar gibi) evini kumaşlarla, renk renk iplik makaralarıyla doldurması gibi değil onlarınki. Veya çocuğunun bebeklik kıyafetlerini, ilk ayakkabısını, ilkokul 1. sınıftaki ilk defterini saklayan anneler gibi değiller. Ya da koleksiyoncular gibi bir veya birden fazla ilgi alanına hitap eden eski ve değerli buldukları eşyaları da toplamıyorlar. İstifçiler, değersiz, sağlıksız, kullanılmayan tüm eşyaları biriktiriyor. Biriktirdiklerinin hiç biri de birbiriyle alakalı değil. Örneğin çekmecelerdeki eprimiş, lastikleri çürümüş eski çoraplar, artık içine girmedikleri 20-30 yıllık giysiler bir yana yedikleri yoğurdun plastik kabı, ödenmiş eski faturalar, okudukları gazeteler, kırık dökük eşyalar, ev araç gereçleri, plastik eşyalar hatta market poşetleri bile biriktirdikleri arasında yer alıyor.

Gerçek sayıları bilinmiyor

İstatistiklere göre Türkiye’de nüfusun %3’ü istifçi! Hastalığın görülme sıklığı da azımsanmayacak kadar fazla. Bu yüzden %3, aslında tahmini bir oran. Arada bir haber bültenlerine “çöp ev” olarak yansıyor ancak gerçekte çok daha fazla sayıda istifçimiz var. Bu kişilerin net olarak tespit edilememe sebebi ise hem kendileri hem yakınları tarafından gizli tutulmaları… Gizli tutulma sebepleri ise hem sorunun farkında olmamaları, hem de sergiledikleri davranışlar. Şöyle ki, istifçiler biriktirdikleri bütün bu gereksiz eşyanın atılması olasılığına karşı sürekli tetikte yaşıyor. Biriktirdikleriyle birlikte psikolojileri de değişiyor ve davranış bozuklukları sergilemeye başlıyorlar. Genel bir kaygı ve gerilimle yaşayıp, kendilerini bir türlü rahat hissedemiyorlar. Biriktirdikleri her ne varsa gerekliymiş gibi davrandıkları ve işe yaramaz eşyalarından bir türlü kopamadıkları için bu kişilere yardım etmek de güçleşiyor. Eşyaların atılmasına engel oluyor ve evlerinin boşaltılmasına, temizlenmesine aşırı tepki gösteriyor, bağırıp kavga çıkarıyor. Sakladıkları bu eşyaların yerini bile unuttukları için aslında hiç işe yaramayan çer çöp arasından herhangi birini bulamadıklarında evlerine girip çıkandan biliyor, onları suçluyorlar. Daha da ilginci, herhangi bir eşyaya sahip olduklarını da unutup, yeniden alıyorlar. Bir süre sonra evlerinde adım atacak yer kalmıyor, ev yaşam alanı olmaktan çıkıyor ve giderek yalnızlaşıyorlar: Ya kimseyi ağırlayamaz hale geliyorlar ya da insanlar yavaş yavaş ziyaretten vazgeçiyor. Bir tür “kaçık” muamelesi görmeye başlıyorlar.

Çocukluktan Başlayabilir

Uzmanlara göre biriktirme hastalığı kendini ilk çocuklukta belli ediyor. Önceleri kalem, silgi vs. gibi eşyalarını biriktiren çocuk, yaş ilerleyip de eskilerine tutkuyla sahip çıkmaya başlıyorsa duruma müdahale edilmesi gerekiyor. Daha çok 50 yaş sonrasında görülmeye başlanan istifçilik, aslında bir tür obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) durumu… Zaten OKKB’li yani takıntılı hastaların %15’inde istifçilik gözlemleniyor. Bunun temelinde ise dürtü kontrol bozukluğu var. Kişi, takıntılı bir şekilde eline geçen her şeyi evine getirip biriktirmeye çalışıyor ve getirdiği her ne olursa olsun dışarıya atılmasından son derece rahatsız oluyor. Yazının en başında sözünü ettiğimiz yokluk yaşamış ve biriktirme alışkanlığı kanıksanmış insanlar için de böyle bir tehlike var çünkü çocukluk dönemlerinde çeşitli nedenlerden dolayı kıtlıklar ve ciddi ekonomik sorunlar yaşamış olan bu insanlar, ilerleyen yıllarda biriktirme hastalığına yakalanabiliyorlar.

Online istifçiler de var

Öte yandan anne ve babadan, eşten, sevgiliden kalan veya çok sevilen bir arkadaştan hediye gelen bir eşya da ayrılma, koruma ve savunma içgüdüsü ile biriktirilmeye başlanabiliyor. Dolayısıyla duygusal yoksunluklar, reddedilme, aldatılma, sevgi ve şefkat ihtiyacının yeterince karşılanamaması, ilginin eşyalara ya da hayvanlara dönmesine sebep olabiliyor. Sakat, tedavi sürecini tamamlaması için kol kanat gerilenler hariç evinde onlarca havyan besleyen, bunları kimseye veremeyen, gerçekte bakımlarını da yapmadıkları için ciddi sağlık sorunlarına açık hale gelen insanlar da biriktirme alışkanlığına sahip olarak değerlendirilebiliyor.

Daha da ilgincini söyleyelim: Gelen yüzlerce işe yaramaz, okunmuş mail’i silmeyenler de uzmanlara göre istifçi kategorisine giriyor. Bu arada… İstifçiler interneti de aynı amaç için kullanıyor. Neredeyse tüm vaktini internetteki alışveriş sitelerinde ve indirim ilanlarıyla geçiren bu online istifçiler, gerekli gereksiz, ihtiyacı olsun olmasın, ne olursa sipariş veriyor ve “lazım olur”, “işime yarar” düşüncesiyle gereksiz pek çok eşyayı satın alıyorlar. Aralarında kredi kartlarının limitini aşan çok oluyor ama bunu da önemsemiyorlar. Bazıları da ilginç bir şeyler bulmak, başkası satın almadan sahiplenmek dürtüsüyle eskicileri, bit pazarlarını turluyor.

Hastalık olarak yeni tanımlandı

Biriktirme hastalığının “hastalık” olarak ya da obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olarak teşhis edilmesi çok eskilere dayanmıyor. Bunun nedenlerinden biri hastalık belirtilerinin genellikle depresyon, anksiyete, toplumsal anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi psikolojik sorunları olan kişilerde gözlemlenmesi ve bu hastalıkların belirtisi gibi ele alınması. Bir diğer nedeni ise genellikle yaşlılarda gözlemlendiği için ya anlayış ve hoşgörüyle karşılanması ya da görmezden gelinmesi…

Hastalığın önce ABD’de tanımlandığını söylemek yanlış olmaz. Bu da iki TV programı sayesinde oldu: “Hoarders” ve “Hoarding: Buried Alive”. Bir anda istifçilerin zannedilenden çok daha fazla olduğu da bu programlar sayesinde anlaşıldı. Günümüzde sadece ABD’de 700 bin ila 1,5 milyon istifçi olduğu tahmin ediliyor. Hatta hastalığın obsesif kompulsif kişilik bozukluğuyla alakalı olduğu, bu hastalığa da 14’üncü kromozomun sebep olduğu bile iddia ediliyor. Genel kanı ise istifçilerin aynı zamanda mükemmeliyetçi olduğu ve bir şeyleri atarak yanlış karar vermiş olmaktansa her şeyi toplayıp sakladığı yönünde.

Peki, tedavisi yok mu? Var ancak onun da bir kriteri var: Genellikle biriktirme hali kişinin kendisi ya da çevresindekilerin hayatı üzerinde engel haline geldiyse duruma müdahale ediliyor. Öyle ki yine ABD’de banyo küvetinde bile bir şeyler biriktirdiği için yıkanmayan, evini karınca, böcek hatta fareler basan, biriktirdikleri onca ıvır zıvırdan kendilerine yer kalmadığı için evinin bahçesinde uyuyan istifçiler var!

Burada kritik nokta şu: İstifçi, hiçbir şekilde tedavi için başvurmuyor çünkü hasta olduğunu fark etmiyor, biri söylese de bunu kabul etmiyor. Durumu her kim fark ettiyse gerekeni yapıp, meseleye el konması için çabalaması şart. Tedavi için de istifçinin davranış terapilerine girmesi, içinde bulunduğu durumu fark etmesi yönünde tedaviler uygulanması gerekiyor.

Bir istifçiyi nasıl tanırsınız?

Tüm hastalıklarda olduğu gibi, biriktirme hastalığının belirtileri var. Şöyle ki;
· Gerekli gereksiz demeden her şeyi biriktiriyorlarsa,
· Topladıklarını hiçbir şekilde atmıyor, biri atmaya kalktığında da öfkelenip kavga çıkarıyor ya da en hafifinden öfkelenip kaygılanıyorlarsa,
· Günlük hayatlarında da farklı derecelerde davranış bozuklukları gösteriyorlarsa,
· Topladıkları eşyaların birbiriyle ortak bir noktası yoksa ve birbiriyle ilgisiz şeylerse,
· Evlerinde hareket alanları kalmadıysa, evin tüm odaları hatta mutfak, tuvalet ve banyo bile eşya ile doluysa bu kişiler için istifçi diyebiliriz.

ERKEK AKLI

Sosyalben Store & Sarev İş Birliği Paylaşarak Çoğaltıyor

-

Editör :

 Kurulduğu günden bu yana dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklarımızın yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesi adına çalışmalar gerçekleştiren SosyalBen Vakfı’nın çalışmalarına bütçe oluşturmak amacıyla kurulan, satış mağazası SosyalBen Store, 75 yılını kutlayan Sarar markası ile yeni bir iş birliğine imza attı.

Topluma olan sorumluluklarını paylaşarak çoğaltmayı hedefleyen Sarar, “75 Gönülden Sene” sloganıyla SosyalBen Store’un birbirinden renkli ürünlerini ev tekstil markası Sarev’inmağazalarında satışa çıkardı.

Sarev mağazalarında yer alan SosyalBen Store ürünlerinin satışından elde edilecek gelir, taşımalı eğitim gören çocukların umutlu bir geleceğe bakarak gelişimlerini sağlayacak. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan 7-13 yaşındaki çocuklar, tasarım atölyesinde yeteneklerini keşfedip geliştirme fırsatı yakalayacak. Sarar tarafından, vakfın gönüllü grubuna özel tasarlanan tişörtler 2019-2020 dönem saha çalışmalarında yer alacak.

Devamı

ERKEK AKLI

Bridgestone İpek Şenoğlu Cup – Sarar Sponsorluğu

-

Editör :

Sarar, İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirmeye hazırlanıyor.           

Abdurrahman Sarar’ın 12 metrekarelik bir terzi dükkanında temellerini attığı SARAR bugün; Türkiye’de beş büyük üretim fabrikasındaki yüksek işçilik kalitesi ve özel dikim ayrıcalığıyla hazır giyim sektöründe dünya markalarıyla yarışarak hizmet vermeye devam ediyor.  Sektördeki 75. yılını kutlamakta olan Sarar’ın, Avrupa ve ABD başta olmak üzere yurt dışında birçok konsept mağazası bulunuyor.  

Moda sektöründe 75 yıllık bir tecrübeye sahip olan markayı zirveye taşıyan en önemli etmenlerin başında sponsorluk faaliyetleri geliyor. 

Marka, bu sene sektörde başarıyla geçen 75. yıllarını kutlamak amacıyla, kendi alanlarında öncü olmuş isimleri bir araya getirerek, başarı kavramını tekrar yorumladıkları bir konsept çekim gerçekleştirdi. Türkiye’nin en başarılı sporcularından biri olan İpek Şenoğlu’nun da dahil olduğu bu keyifli projeden sonra, beraber daha iyi işlere imza atabilmek adına İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirecekler. 

Tenis sporunun Türkiye’de yaygınlaşmasına hizmet eden Bridgestone İpek Şenoğlu Cup Tenis Turnuvası, ülkemizde tenis sporunun gelişimine katkı sağlamak amacıyla 8 yıldır 16 farklı şehirden rekor sayıda sporcuları bir araya getirmeye devam ediyor.

Bu yıl 26 Ağustos – 8 Eylül tarihleri arasında İstanbul Dalyan Kulüp’te gerçekleşecek olan turnuvada toplam 550 sporcu yarışacak. Turnuva katılımcıları Sarar tarafından sporculara özel olarak üretilen tişörtleri giyecekler.

Devamı

ERKEK AKLI

Mango Erkeği Hugo Sauzay’dan tavsiyeler

-

Mango erkeği Hugo Sauzay, merak edilenleri yanıtladı. İşte onun tavsiyeleri.

1- Sen bir modelsin ama aynı zamanda bir iç tasarım şirketine sahipsin. Bu iki alanın ne kadar bağlantılı olduğunu düşünüyorsunuz?

Seyahatler ve toplantılardan besleniyorum, moda ile yaptığım için şanslıyım. Bana farklı kültürlerle, insanlarla ve farklı yaşam biçimleriyle tanışma şansı veriyor. Ne zaman başka bir yerde çekim yapsam, mimari detayların fotoğraflarıyla dolu telefonumla birlikte geri dönüyorum. Yaratıcı insanlarla çalıştığımız için şanslıyız ve onları kreatif süreçte izlemek büyük bir ilham kaynağı. Mimarlıkta olduğu gibi modada da hikaye anlatıcılığı önemlidir. Global bir proje sahip olmak için daha önce yapılan tüm çalışmalar esastır. Sadece kolay bir final görüntüsü değil, zamanın ötesinde bir proje yapmaya çalışıyorsunuz.

2- Katıldığınız projeleri nasıl seçersiniz? Dikkat ettiğiniz ana faktörler nelerdir?

En önemlisi projenin temelindeki insanlar. Moda olmak istemeyen ama doğru bir proje yaratmak isteyen biri.

3- Genç erkek ve kadınlara kendilerine daha güven duymaları için ne önerirsiniz?

Farklılıklara açık kalmak ve ilgi yarattıklarını anlamak. Hoşgörü dışında daha iyi bir yol olmadığını anlamalılar. En önemli şey, senin tutkularını yaşaman ve inanman.

4-Kendi tarzını nasıl tarif edersin ?

Klasik ve sade bir stilim var. Koyu jean, beyaz tişört bir tür üniforma. Kazak ve paltolar için güzel kumaşlara dikkat ediyorum.

5- Mango erkeği ne tür bir erkek?

Mango erkeği modern ve kendinden emin.

6-  Kampanya çekimi sırasında Mango ile olan deneyiminizden bahseder misiniz?

İskoçya’da tipik bir yağmurlu gün boyunca çekim yapıyorduk ancak arkadaş canlısı bir ekip tarafından ısındık. Çekimde hissetmedim, yeşil tarlalarla çevrili bir kalede, koyun ve atlarla dolu nehirlerde arkadaşlarımla daha fazla zaman geçirdim. Muhteşem bir yerdi. Arkadaşlarla rüya gibi bir hafta sonu oldu.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com

    Loading RSS Feed