Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Beyin kanseri olma riski nedir?

SAĞLIK

Beyin kanseri olma riski nedir?

-

 

Beyin Kanseri Beyinde oluşan tümörleri herkes bilir. Peki ya size denk gelme olasılığı nedir? Kontrollü olmakta daima fayda var.

AMERİKALI SENATÖR John McCain’in glioblastoma sebebiyle geçtiğimiz ağustos ayında hayatını kaybetmesi, en sık görülen kanser türü olmamasına karşın hala anlaşılamayan ve en karmaşık organlarda meydana gelmesi nedeniyle beyin tümörlerinin korkutuculuğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bilim insanları her geçen gün beyin ve sinir sistemiyle ilgili yeni bulgular elde etse de, bu arsız hücrelerin niçin harekete geçtiği ve her 143 erkekten birinin niçin kanserli olduğu hakkında hala nokta atışı yapamıyorlar. Ancak tedavi yöntemleri gelişmekte ve teşhis ne kadar erken konulursa tedavi o kadar başarılı oluyor. Beyin kanserinin semptomlarını öğrenerek kafanızı rahatlatabileceğiniz gibi, olası bir rahatsızlık durumunda teşhisin erkenden konmasını sağlayabilirsiniz.

İŞARETLERİ TAKİP ET

Beyin tümörünün 100’den fazla çeşidi olsa da, bazılarına diğerlerinden çok daha sık rastlanır. Semptomlar her zaman belirgin olmayabilir. Tümörün yeri ve yaptığı baskıyla alakalı olarak belirtiler farklı şiddetlerde ve konumlarda baş gösterebilir. Belirtilerin sinsice ve hızlıca ilerleyebileceğini ifade eden Teksas Üniversitesi nöroonkoloji bölümü öğretim üyesi Barbara O’Brien, hastalığın zaman geçtikçe ilerleyeceğini söylüyor. Kanserin ilerlemesi felç gibi ani belirtilerle değil, sessiz ve derinden gerçekleşir. O’Brien, “Bir kez baş ağrısı çektiyseniz ya da konuşmakta zorlandığınız bir an olduysa beyninizde muhtemelen tümör yoktur,” diyor. Ancak birazdan okuyacağınız dört semptomdan herhangi birini gözlemlediyseniz ve bu durum bir iki aydır devam ediyorsa, mutlaka doktorunuzla görüşün.

En sık görülen iki farklı tümörün, iki farklı hikâyesi var. Menenjiyom (üstte) çok fazla kanserojen değilken, glioblastoma (sağda) en tehlikeli olan türdür.

Baş Ağrısı

Beyin tümörü olan birçok kişi, kan damarları ve sinirler üzerinde oluşan baskılar nedeniyle baş ağrısı çeker. Dünyada beyin tümörleriyle savaşta en çok tercih edilen hastanenin bulunduğu Kaliforniya Üniversitesi’nin radyoloğu Soonmee Cha, “Şu anda baş ağrısı çeken 1000 kişiyi bir araya getirseniz bile bu kişiler arasında beyin tümörüne sahip olan birini bulma olasılığınız oldukça düşüktür,” diyor. Korkutucu olanları sıradan olanlardan ayıran şeyse tekrar eden baş ağrısının giderek daha kötü bir hal alması ve özgün bir yapı izleyerek reçetesiz ağrı kesicilerle asla yatışmamasıdır. 2017 yılının ağustos ayında kendisine glioma teşhisi konulan ve ameliyatla tedavi olan 41 yaşındaki Amy Voros, “Öksürdüğümde ya da büyük tuvaletimi yaptığımda birkaç saniye kadar süren zonklamalı baş ağrıları çekiyordum,” diyor. Tümöre bağlı baş ağrıları farklı şekillerde gerçekleşebilir fakat genellikle güç kullanma ve öne doğru eğilme durumlarında meydana gelir. Zira her iki eylem de beyindeki basıncı artırır. Öte yandan bu ağrılar sizi uykunuzdan uyandırabilir ve Dr. O’Brien’e göre daha kötüsü, sabah uyandığınızda uzanır vaziyette olduğunuz için bu ağrı daha da artar.

Denge ve Kas Problemleri

Beyinciğinizde tümör olması denge ve koordinasyon problemlerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle belirli aralıklarla adımlama hatası yapıyorsanız, bir şeyleri düşürüyor ya da bir şeylere çarpıyorsanız, doktorunuza görünmeniz iyi bir hareket olacaktır. Beyinciğinizdeki ya da beyin sapınızdaki hassas dokulara baskı uygulayan veya hareket ettiren bir tümör aynı zamanda kuvvet kaybına ve hatta felce neden olabilir. Dr. O’Brien bunun genellikle tek taraflı olduğunu söylüyor. Yani tuşlara her iki elinizle birden değil, tek bir elinizle basamıyor olmalısınız. Kollarınızdaki, bacaklarınızdaki ve yüzünüzdeki kötü uyku ya da oturma pozisyonuyla ilişkilendirilemeyen ve birkaç dakika içinde geçmeyen güçsüzlükler ve uyuşukluklar, daha fazla vakit kaybetmeden doktora görünmeniz gerektiğinin habercisidir.

Bilişsel Değişiklikler

Tümörler bilhassa kısa süreli hafıza kaybına neden olabilir. Herkes anahtarları nereye koyduğunu ya da oturma odasına ne yapmak için girdiğini unutabilir. Asıl sıkıntılı durum aynı soruları ilk kez soruyormuşsunuz gibi defalarca tekrarlamak ya da kelimeleri değiştirerek sormaktır (önce eşarp, sonra fular demek gibi). Ayrıca cevabı bildiğiniz halde hangi şehirde olduğunuza dair basit soruları cevaplamakta da zorluk çekebilirsiniz. Dr. O’Brien, “Bu durum tam olarak ne söyleyeceğimi biliyorum ama dile getiremiyorum durumudur,” şeklinde konuşuyor. Ofisin en tertipli adamıyken darmadağınık bir masada çalışmaya başlamak gibi davranış değişiklikleri de tümör habercisi olabilir. Etrafınızdaki insanlar bu değişikliği sizden daha önce fark edeceklerdir.

Geçmeyen Nöbetler

Beyin tümörüne sahip insanların yüzde 40’ından fazlası beyindeki olağan elektrik aktivitelerin kesintiye uğraması nedeniyle en az bir kere nöbet geçiriyor. Buna kısmi nöbetlerin de dâhil olduğunu söyleyen Dr. O’Brien, kelimeleri söylemekte zorluk çekmenin, tek bir kolun kontrol edilemeyecek şekilde titremesinin ve fırındaki ekmek kokusu gibi kimsenin duymadığı kokular duymanın da örnekler arasında olduğunu söylüyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliği günde 1 paket sigara içmeye eşit

-

Bilim insanları, hava kirliğine sürekli maruz kalmanın, akciğer ve alt solunum yolları hastalıklarına yakalanma riski bakımından günde bir paket sigara içmeye eş değer olduğu söylüyor.

Sputnik’te yer alan habere göre, sonuçları ABD Tabipler Birliği yayını JAMA Journal’da yayımlanan araştırmada, hava kirliliğine yol açan bileşenlerin güneş ışığıyla etkileşimiyle ortaya çıkan yer seviyesindeki ozon gazının, amfizem gibi, akciğerlerde ve diğer oksijen taşıyan alt solunum organlarında ortaya çıkan, doku ve organlar arasında hava boşlukları oluşturarak vücudun yeterli miktarda oksijen kullanmasını engelleyen rahatsızlıkların ortaya çıkmasında, günde bir paket sigara kadar etkili olduğunu belirledi.

Araştırma kapsamında ABD’nin New York, Los Angeles, Chicago, Baltimore, St. Paul ve Winston-Salem kentlerinde yaşayan, yaşları 45 ve 84 arasındaki 7 binden fazla sağlıklı yetişkini 10 yıl boyunca izleyen bilim insanları, hava kirliliği oranlarının yüksek olduğu söz konusu metropollerde yaşayan kişilerde amfizem ortaya çıkma riskinin, hava kirliliği oranlarının düşük olduğu yerlerde yaşayıp günde bir paket sigara içen bireylere eşit olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya önderlik eden Columbia Üniversitesi’nden Dr. Graham Barr, “Hava kirliliğine maruz kalmanın amfizeme yakalanma riskini belirgin şekilde artırdığını gördük. Bu, günde 1 paket sigara içmeye eş değer bir risk oluşturuyor ve vücuda 3 yıl ilave yaşlanmaya eş değer bir zarar veriyor” ifadesini kullandı.

Araştırmanın yazarlarından, Washington Üniversitesi’nden Dr. Joel Kaufman da “Sigara içmek amfizeme yol açan en önemli etken. Hastalığın ortaya çıkmasında hava kirliliğinin de bu kadar etkili olduğunu görmek bizim için sürpriz oldu” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de daha önce yapılan araştırmalarda da yer seviyesindeki ozon gazı yoğunlaşmasının akut solunum hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarılar içeren araştırmalar yayımlanmıştı. Araştırmalarda ABD’de yalnızca 2011’de solunum hastalıkları kaynaklı hastalıklardan 107 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekilmişti.

Devamı

SAĞLIK

4500 yıllık mayadan ekmek pişirdi

-

Antik Mısır’dan kalma bir çanaktaki mayayı kullanarak ekmek pişiren bilim insanı Seamus Blackley, pişirdiği ekmeğin, diğer ekmeklerden daha lezzetli olduğunu söylüyor.

Fizikçi ve video oyunu tasarımcısı Seamus Blackley, Antik Mısır üzerine çalışmalar yürüten Serena Love ve mikrobiyolog Richard Bowman’la ABD’nin Massachusetts eyaletinde bir araştırmada çalıştığı sırada, Antik Mısır’dan kalma bir çanaktan maya kalıntıları çıkardığını söyledi.

Numunelerin kapların gözeneklerinden toplandığını söyleyen araştırmacı, organizmaları uyandırmadan önce bir sterilizasyon tekniği kullandığını söylüyor.

Devamı

SAĞLIK

Metabolizma hızlandırmanın 12 yolu!

-

Metabolizma hızlandırmanın yollarını merak edenler için 12 tüyomuz var.

Vücudunuz bir makine olsaydı, metabolizmanız işletim sistemi olma görevini üstlenirdi: Bütün girdileri, yani besinleri işleyerek sizi fonksiyonel kılan bir sistem. Onu abur cuburla doldurursanız düşük performans gösterecektir. Sisteminizi daha verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, beslenme ve antrenman programlarınızı güncellemeyi deneyebilirsiniz.

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

YEŞİLİN GÜCÜ

Tıpkı kahve gibi çay da antioksidan açısından zengindir. Journal of Research in Medical Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, günde dört fincan yeşil çay içen tip 2 diyabet hastaları, çay içmeyenlere göre daha fazla kilo verdi ve tansiyonunu düşük tuttu. Bilim insanları, yeşil çaya has bir antioksidan olan kateşinlerin metabolizmayı hızlandırdığını düşünüyor.

KAHVALTI YAP

Bath Üniversitesinin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, günün ilk öğünü metabolizmadaki yağ genlerini pasif hale getiriyor ve vücudu antrenmandan sonraki saatlerde daha fazla karbonhidrat yakması konusunda harekete geçiriyor. İtalyan bilim insanlarının yaptığı birbirinden bağımsız araştırmalara göre, kahvaltı ayrıca dinlenen metabolik değerinizi her akşam aynı yemekleri yemekten daha fazla artırıyor.

BOL BOL SU İÇİN

Yüksek protein diyeti yapan sporcuların metabolizmaları yeteri kadar su tüketmeme sebebiyle sekteye uğrayabilir. Yani bol miktarda su tüketmeniz gerekiyor. Frontiers in Nutrition tarafından yayımlanan ve hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bol su tüketmek vücudunuzdaki yağların parçalanmasına yardımcı olarak kilo vermenizi sağlıyor. Elinize küçük bir bardak alıp ofisinizdeki sebile doğru yürümek, iş gününüzün daha aktif geçmesine yardımcı olabilir.

BİRAZ BAHARAT

Sabah tükettiğiniz yulaf ezmeli karışımınızı tarçınla tatlandırmayı deneyin. Metabolism’de yayımlanan 2017 tarihli bir araştırma, baharatların metabolizmanın ürettiği sıcaklık olan termojenez miktarını artırdığını söylüyor. Tam buğday ekmeğinin arasına fıstık ezmesi ve muz koyarak yaptığınız bir tost da benzer bir etki yaratacaktır.

AKŞAM YEMEĞİ YE

İtalyan bilim insanları tarafından yapılan ve PLOS One’da yayımlanan bir araştırmaya göre, günlük toplam kalorilerinin en büyük parçasını akşam yemeğinde tüketenler, bu öğünü günün daha erken saatlerinde tüketenlere oranla obeziteye iki kat daha meyilli oluyor. Bilim insanları bu tarz beslenmenin metabolik fonksiyonlara katkıda bulunan sirkadiyen ritminizle daha doğal bir uyum yakalamanıza yardımcı olacağını söylüyor.

AYARI KAÇIRMA

PLOS One’da yayımlanan ve Hollandalı bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gün içinde büyük öğünler tüketmekten kaçınan erkeklerin, toplam kalori tüketimi aynı miktarda olan erkeklere oranla daha iyi bir iştah kontrolüne ve daha yüksek dinlenen metabolik değere sahip olduğu ortaya çıktı. Acıktığınız zamanlarda fazla yemenize neden olacak brunch’lara meyletmek yerine elma ve armut gibi ufak atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.

İyotlu tuz metabolizma hızlandırır mı?

İYOTLU TUZ KULLAN

Deniz tuzları, tiroidinize metabolizmanızı sağlıklı tutması konusunda yardımcı olan iyot bakımından zengin değildir. Günlük 150 mikrogram iyot tüketmeniz tavsiye edilirken, bu miktar yarım çay kaşığı iyotlu tuza tekabül eder. Ancak iyot alabilmek için balık, süt ürünleri, meyve ve sebze de tüketebilirsiniz.

PEDALLARA ASIL

Kopenhag Üniversitesi tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, antrenman sonrasında bisikletçilerin ağırlık kaldıranlara oranla metabolizmayı harekete geçiren FGF21 hormonunun daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle metabolizmanızı hızlandırmak için antrenmanlarınızın sonunda pedal çevirebilirsiniz.

PATLAMA MODUNA GEÇ

İtalyan araştırmacılar, yüksek yoğunluklu kuvvet antrenmanı yapanların geleneksel kuvvet antrenmanları yapanlara oranla egzersiz sonrasında daha fazla kalori yaktığını ortaya koydu. Araştırmalara göre 6 tekrar, 20 saniye dinlenme, 2-3 tekrar, 20 saniye dinlenme ve 2-3 tekrar prensibiyle çalışabilirsiniz. Toplamda iki dakika sürecek üç egzersiz yapın. Set aralarında 30 saniye dinlenerek sekiz seti tamamlayın.

KEMİKLERİNİ GÜÇLENDİR

Kanadalı bilim insanları tarafından 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kan dolaşımında kemik hormonu osteokalsin miktarı fazla olan kişiler şekeri ve yağı daha iyi metabolize ediyor. Osteokalsin hormonunuzu artırabilmek için brokoli, soğan, somon ve zeytinyağı tüketebilirsiniz.

ŞALTERİ İNDİR

Şimdiye kadarki tüm ipuçlarını uygulamaya başlasınız bile, kötü bir uyku tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Yapılan birçok araştırma, yetersiz uykunun metabolizmanızın fonksiyonelliği için bir hayli önemli olan glukoz metabolizmasını ve düzenleyici hormonları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

TELEFONU DA KAPAT

Geceleri Instagram’da gezinmenin tek kötü yanı uykunuzun bölünmesi değildir. Zira bu davranış kilo almanıza da neden olabilir. Northwestern Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, cihazınızdan yayılan mavi ışık insülin direncinizi artırarak vücudunuzun kan dolaşımınızdaki glukozu temizleme kabiliyetini düşürebiliyor.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com