Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Bahara sağlıklı girmek için 10 yöntem

Umut Doğan Yıldız

-

 

Baharla gelen sorunlarla başa çıkabilmek ve fit olabilmek için beslenme ve aktivitenin önemi büyük. İşte 10 yöntem!

Bol su içmek, egzersiz yapmak, antioksidan değeri yüksek; vitamin ve mineralden zengin lifli gıdaları yeterli miktarda tüketmek mevsimin olumsuz etkilerinden korunmamızı sağlıyor. Nasıl mı? Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. İsmet Tamer anlatıyor…

Kış mevsiminde metabolizmamız artan soğuklara karşı uyum geliştirir. Bu uyum sonucu bedenimiz ısısını normal aralıkta tutabilmek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve yemek yeme isteğimiz artar. Üstelik yağ ve karbonhidrat içeriği yüksek ve basit şekerlerden zengin yiyecekler tüketmeye meylederiz. Ayrıca havaların soğuk ve yağışlı olmasının yanı sıra günlerin de daha kısa olması, normalde yaptığımız fiziksel aktivitelerin ve egzersizlerin yoğunluğunu azaltır. Metabolizmamız iyice yavaşlar ve vücudumuz daha az enerji harcar. Buna iştah artışı da eklenince kilo almamız kaçınılmaz hal alır.

Doğru besinler hastalıklara karşı birer kalkandır

Vücudumuz havaların ısınması ve baharın gelmesiyle birlikte yeni bir uyum sürecine girer. Bu süreçte hem kışın aldığımız fazla kilolardan kurtulmak hem de baharla gelen sorunlarla başa çıkabilmek için beslenme ve aktivite düzenimizi gözden geçirmek gerekir.

Yale Üniversitesi araştırmacılarından koruyucu ve önleyici tıp uzmanı David L. Katz, “Yemekler iyi seçilmişse, sağlığımız açısından hayatımızı daha iyi hale getirebilirler; ruh halimizi, odaklanmamızı, enerjimizi, cildimizi ve metabolizmamızı iyileştirebilirler” diyor. Gerçekten de vücudumuzun ihtiyacı olan doğru besinleri, doğru zamanda ve yeterli miktarda tüketmeyi başarabilirsek, bahar aylarında hava değişiminin etkisinden daha çabuk kurtulabilir, artan alerjik ortamdan daha iyi korunabilir, aldığımız fazla kiloları verip daha sağlıklı ve enerjik yaşamaya başlayabiliriz.
Bahara uyum sağlayabilmek için yapmamız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

1) Su tüketimini artırmak
Kış aylarında azalan su tüketimini mutlaka toparlamak gerekir. Güneşin kendini gösterdiği baharda öncelikle günlük içtiğiniz su miktarını artırmaya özen göstermelisiniz.

2) Açık havada tempolu yürüyüş
Bu mevsimde yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri açık hava yürüyüşleridir. Düzenli ve tempolu yürüyüşler hem metabolizmayı hızlandırır, hem de bahar yorgunluğunu engeller, ayrıca açık hava ihtiyacınız olan D vitaminini de karşılar. Yürüyüş dışında yüzme, bisiklet veya ip atlama gibi aktiviteler de düzenli yapıldığında kalori harcamanızı artıracaktır.

3) Yemekten 1-2 saat sonra spor, spordan yarım saat sonra süt
Sporu aç karnına değil, herhangi bir öğünden 1-2 saat sonra yapmaya çalışın ve egzersizden sonraki ilk yarım saat içinde mutlaka 1 su bardağı kadar yağsız veya az yağlı süt ile 1 porsiyon meyve veya 8-10 adet badem gibi protein, sağlıklı karbonhidrat ve antioksidan içeren hafif bir öğün tüketin.

4) Ruh haline iyi gelenler: Kepekli makarna, kuşkonmaz ve bakliyatlar
Folik asitten zengin kuşkonmaz, yağsız peynirle süslenmiş kepekli makarna ve bakliyat ürünleri bu dönemde kilo kontrolünün yanı sıra beynimizde nörotransmitterler dediğimiz maddelerin üretimine de katkıda bulunur ve ruh halimizi iyileştirebilirler. Makarnayı sosla seviyorsanız, sarımsak kullanın. Sarımsakta bulunan allicin, özellikle suda bekletildiğinde, kolesterol düzeyini düşürür, tansiyonu kontrol etmeye yardımcı olur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

5) Olmazsa olmazlar: Baklagiller, ıspanak ve enginar
Baklagiller, ıspanak ve enginar da bahar aylarında mükemmel enerji ve lif kaynağıdır. Bu gıdalar kolay sindirilebilir protein, sağlıklı karbonhidrat ve antioksidanlardır. Sofranızda onlara mutlaka dönüşümlü olarak yer verin.

6) Yorgunluk savaşçıları: Kayısı, fındık, domates ve patates
Bahar yorgunluğundan korunmak ve kasları dinç tutabilmek için potasyum ve magnezyuma ihtiyaç vardır. Domates, patates, kayısı, baklagiller, fındık ve enginar bu mineraller açısından iyi bir tercihtir.

7) Kalp ve hafıza için balık
Her mevsimde olduğu gibi bu mevsimde de zengin omega-3 kaynağı olan balıkları sofranızdan eksik etmeyin. Hem cildiniz, hem bellek işlevleriniz, hem de kalp ve damar sağlığınız için haftada en az 2-3 kez taze balık tüketin.

8) Antioksidan kaynağı badem, ceviz, fındık
Yumurta iyi bir protein ve sağlıklı yağ kaynağıdır. Özel bir sağlık sorununuz yoksa düzenli olarak yumurta tüketebilirsiniz. Diğer yandan ceviz, badem ve fındık gibi kuruyemişleri de toplamda bir avuç içini geçmeyecek şekilde her gün tüketebilirsiniz. Bu besinler de mükemmel birer protein, lif ve antioksidan kaynağıdır.

9) Alerjiye karşı kuşburnu, maydonoz ve biber
Bahar aylarında alerji ve enfeksiyonlardan korunmanın yolu bol bol kuşburnu, biber ve maydanoz tüketmekten geçer. Bu besinler başta C vitamini olmak üzere, en az turunçgiller kadar zengin vitamin ve bağışıklık güçlendirici maddeler içerir.

10) Prebiyotikler direnç artırır
Tam tahıl ürünleri, ev yapımı yoğurt ve ev yapımı turşu da prebiyotik etkileri ile vücut direncini artırır, başta sindirim sistemi olmak üzere tüm metabolizmanın düzgün çalışmasına katkıda bulunur.
Bahar aylarında enerjik olmak ve yaza fit girmek istiyorsanız mutlaka yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

SAĞLIK

Prediyabetten kurtulun

Umut Doğan Yıldız

-

Yetişkinlerin yaklaşık üçte birinde prediyabet, yani diyabet için bir uyarı işareti olan yükselen kan şekeri sorunu vardır.

Problemin geri çekilmesini sağlamanın yolu oldukça tanıdık görünüyor: İyi beslenin, daha çok hareket edin, yeterince uyuyun, stresi azaltın. Ancak bu stratejilerin galibini selamlayın:

Tennessee Üniversitesinin çalışmasına göre, denekler yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 protein ve yüzde 30 yağ içeren zor olmayan diyetler uyguladığında, her biri altı ay içinde prediyabetten kurtuldu.

National Diabetes Prevention Program’ından akla uygun bir plan, prediyabetin ilerleme şansını yüzde 58 azaltıyor.

PLAN NE: Kilonuzun en az yüzde 5’ini vermek, haftada en az 150 dakika orta seviyeli egzersiz yapmak ve günlük rutininize stres yönetimi ile ilgili ve kan şekeri dostu ince ayarlar eklemek (daha iyi uyumak gibi).

Devamı

SAĞLIK

Yaşlanma sorunu

Umut Doğan Yıldız

-

Unutmayın, Öleceksiniz! Ve yaşlanmaya dair daha iyi hissettirecek diğer yollar…

DERLEYEN: SAİDE TOKUÇ

Geçen gün eşim, yakın zamanda küçük oğlumuzu yüzme havuzunda tutarken çektiği fotoğrafımı göstermek için gururlu bir şekilde telefonu bana doğru tuttu. Hemen telefonu kaptım ve parmaklarımla boyutundan ve genel sarkıklığından son zamanlarda sesli ve tekrar eden bir şekilde sızlandığım göbeğime yakınlaştırdım. “Bunu yapacağını biliyordum,” diye yakındı eşim. Göbeğim konusunda gülünç davrandığımı düşünüyor ve haklı yanı var. Nasıl ölçerseniz ölçün, zayıf sayılırım. Makul derecede dikkatli besleniyorum ve haftada en az altı gün antrenman yapıyorum. Ancak 30’lu yaşlarımda sahip olduğum görünür karın kaslarını kaybettim. Aslında bundan çok daha fazlasını da kaybettim. Şimdi, 40’larımın ortalarında (bir saniye, 47 yaş 40’ların sonları mı oluyor?) yaşlı ve bakımsız göründüğüm için kendimi artan bir şekilde daha çok eleştirdiğimi fark ettim. Peki, narsisizm ve beden algı bozukluğunun getirdiği bu tehlikeli, ufak endişeyi düşündüğümüzde, neden yıllara meydan okumakla ilgili beni dinleyesiniz ki? Çünkü her ne kadar bu konuyu sürdürsem de endişe miktarım ve bunun davranışlarımı etkilemesi dramatik ölçüde değişti. İşte bir karşılaştırma:

Yaklaşık 10 yıl önce bir kelleşme krizinin sancılarını çekiyordum ve bu, hayatımın her alanına sızan tüm yönlü bir çıldırmaydı. Brezilya Amazonlarındaki izole bir yerli kabileye dair raporumu ulaştırmak üzere inanılmaz bir seyahatten uçakla eve geri dönüyordum. Deneyimin tadını çıkarmak yerine kendimi tuvalete kilitleyip on dakikayı saç çizgimi dikkatle incelemek ve Budistlerin prapañca veya “zihinsel yayılma” dediği çetin bir mücadele vermekle harcadım. Zihnimdeki film şuna benzer bir şekilde ilerledi: Kellik — > İşsizlik — > Duluth’ta düşkünler evi. Bu prapañca beni asabi ve acınası biri yaptı. Bu süreç içerisinde beni banyo aynasına dik dik bakarken çok kez yakalayan eşim Bianca’ya sormanız yeterli.

Bugünlerde, göbeğime dair paniğim bir yana, aniden beliren ben merkezli anksiyetemi görmekte ve ardından bundan kurtulmakta çok daha iyiyim. Bu satırları yazarken, Bianca’ya göbek/yaşlanma endişelerimi kellik krizinden daha başarılı bir şekilde idare edip etmediğimi sordum. Kıkırdadı ve “Kıyaslanamaz bile,” dedi.

Durumu daha iyi hale getiren neydi? Bir kısmı, evlilik, olgunlaşma ve (günlük bir uygulama ve aktif bir yan telaş olan) meditasyonun birleşen etkisi. Ancak başka bir önemli sakinleşme malzemesi ise size son derece mantıksız gelebilecek bir şey: Ölümü düşünmek.

Her nasılsa, ölüm topluluğumuzda bir tabu haline geldi. Meditasyon eğitmeni Greg Scharf’ın da gözlemlendiği gibi, gençliğe takıntılı bir kültürde ölmek “çok kötü tecrübe” skalasında en üstte duruyor. Ancak bu kaçınılmaz, sizin için dahi. (Hatta milyarlar harcayarak ölümü “çözmeye” çalıştıkları bildirilen Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devleri için de. Onlara iyi şanslar.) Büyük Hint destanı Mahabharata’dan duruma uyan bir satır var: “Bu dünyadaki en harika şey nedir?” Cevap: “Dört bir yanımızda insanlar ölüyor olabilir ve bunun kendi başımıza gelebileceğini fark etmeyiz.”

Tüm büyük ruhani gelenekler, dolu dolu yaşamak için en iyi uygulamanın ölümü düşünmek olduğunu söyler. Bunu nasıl yaparız? Buda, çürüyen bedenlere bakarken meditasyon yapmayı tavsiye etmiş. Bu teklifin son derece elverişsiz olması nedeniyle eşim ve ben daha makul bir alternatif seçtik: Birkaç yıl önce, tedavisi olanaksız hastalar hastanesinde gönüllü olmak için kaydolduk.

Manhattan’ın Doğu Üst Yakası’ndaki bu tarz hastanelerden küçük, sekiz yataklı birine atanmıştım. İlk gerginliğimi atlattığımda, ilham verici olanlardan son derece rahatlatıcı olanlara kadar birçok ders aldım. Örneğin, sona yakın birçok insanda korkunun azaldığını gördüm. Eski bir üniversite profesörüyle sohbetimi hatırlıyorum, ölüm yaklaştıkça ayrı bir ego gibi değil de daha büyük, gözler önüne serilen bir sistemin bir parçası gibi hissetmeye başladığını söylemişti. Evet, diye düşündüm, ölümle ilgili yanlış veya doğal olmayan bir şey yok. Doğa sürekli bir akış içinde ve biz doğayız.

Ayrıca tedavisi olanaksız hastalıklar hastanesinde zaman geçirmek alelade problemlerime karşı büyük bir bakış açısı kazandırdı. Bunu en dokunaklı biçimde Ronnie adında, Harlem’den eski bir inşaat işçisi olup kronik akciğer ve kalp problemlerine sahip hastamla olan ilişkimde deneyimledim. Dört yıl önce, hastaneye ilk gönderildiğinde kendisine yaşamak için üç gün tanınmıştı. Bunun yerine, zorlukları alt edip başardı. Her hafta, Ronnie ve ben atıştırmalıklar yer, şakalar yapar ve oyunlar oynardık. (Ronnie bu tarz bir hastanede otururken zombi öldürmek için saatler harcamasında bir ironi görmüyordu.) Bir keresinde, hayatımdaki bazı sorunlar hakkında nasıl endişelendiğime dair bir hikâye anlatıyordum ve o anda Ronnie’yi hatırlayıp kendimi durdurdum. Oyunu bölmeden bana döndü ve tam bir kayıtsızlıkla “Evet, kesinlikle hiçbir problemin yok,” dedi.

Ancak tedavisi olanaksız hastalıklar hastanesinde çalışmak her derde deva değil. Oradaki saatlerim sonrasında sıklıkla kendimi taksiye binip e-postalarımı kontrol ederken ve kendi saçmalığıma tamamen kapılmış halde buluyorum. Ve aslında hala egoistçe kendimi cezalandırmamın olumlu bir yanı olduğunu düşünüyorum: Karın bölgemle ilgili belirli bir miktar farkındalık spor salonuna gitmek konusunda bana sağlıklı bir motivasyon sağlayabilir.

Kendimi 85’inci kez saç çizgim veya bel ölçümle ilgili kara kara düşünürken bulduğumda, artık kendime şunu sormak için gerekli olana sahibim: Dünyadaki sınırlı sürem göz önüne alındığında, zamanımı böyle mi harcamak istiyorum? Evet, çok çalışmak ve çabalamak mantıklı olabilir ancak yolculuğun tadını çıkarmıyorsanız bunun ne anlamı var ki?

İncelikli bir şekilde yaşlanmanın Yoda tarzında bir ağırbaşlılık gerektirdiği anlamını çıkaramayız. Kendinize olan güvensizliğiniz ve kusurlarınız kalabilir, sadece bunları nasıl daha becerikli bir şekilde idare edeceğinizi öğreniyorsunuz.

Genellikle bu satırları nükteli bir iki cümleyle sonlandırırım ancak bu konunun ağırlığı nedeniyle tatlı ve komik sözleri kenara bırakıp size açık açık söyleyeceğim: Sonlu olmanızın inkâr edilemez gerçekliği göz önüne alındığında, hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsunuz?

Şüphe duyarsanız, ölüme sormanız yeter.

Devamı

SAĞLIK

Temizlik yaparken dikkat edilmesi gerekenler

Umut Doğan Yıldız

-

Temizlik yaparken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir hiç merak ettiniz mi? İşte detayları veriyoruz.

  • Temizlik yaparken, hava yoluyla yayılan polenleri ve alerji yapan maddeleri evinizden uzaklaştırmak için klima filtrelerini temizleyin, havalandırma kanallarının tozunu dikkatlice alın.
  • Neleri atacağınızı gözden geçirirken ilaç dolabını da ihmal etmeyin. Tarihi geçmiş ve bozulmuş ilaçları derhal atın. Böylece hem yanlış ilaç kullanımına bağlı riskleri bertaraf etmiş olursunuz hem de dolabınızda yer açılır.
  • Bodrumu, ardiyeyi ya da garajını temizlerken artık boya, solvent, tiner, makine yağı gibi zehirli maddeleri taşıyan eski teneke kutuları bir kenara ayırın. Diğer çöplerden ayrı olarak zehirli atık konteynerlerine atın.
  • Aynı şekilde lavabo altlarını, dolapları kontrol edip zehirli olabilecek eski temizlik malzemelerinden kurtulun.
  • Banyo, tuvalet gibi ıslak ve nemli alanlardaki küf ve mantarları zehirli madde içermeyen temizleyicilerle temizleyin. Mantar ve küf hassasiyeti olan kişilerde alerjilere hatta daha ciddi hastalıklara sebep olabilir.
  • Düşmelere ve kazalara engel olmak için halı ve kilimlerinin kaymasını engelleyen tabanlıkların sağlam olduğunu kontrol edin, eskiyenleri değiştirin.
  • Çocuklarının oynadığı alanlarda ya da arka bahçenizde kazalara sebep olabilecek kırık korkuluk, çit, merdiven ve açıkta kalmış inşaat artıklarını ortadan kaldırın.
  • Havyan besliyorsanız hijyen konusunda daha dikkatli olmanız gerekir. Çünkü dışarıdan eve giren bir köpek ya da kedi eve mikrop taşıyabilir, böylece evin hijyeni bozabilir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com