Connect with us

SAĞLIK

Bahar yorgunluğu ve bahar hastalıkları

Umut Doğan Yıldız

-

Baharın yaklaşmasıyla bahar hastalıkları da yakamıza yapışıyor. İşte bahar hastalıkları.

Bünyeniz yorgun, psikolojiniz bir garip. Sebebi, baharda karşılaştığımız yeni doğa ritmi ve bedenimizin bu yeni ritme ayak uydurma çabası. Bu, yorucu bir süreç… O yüzden psikolojimiz de etkileniyor. Depresyon yakamıza yapışıyor. Etrafta uçuşan polenler ise alerjik reaksiyonların bir numaralı sorumlusu olarak bizi başka bir yönden etkiliyor. Hatta tükettiğimiz meyve ve sebzeler bile sindirim sorunlarına yol açıyor. Dahası, yine baharda ağrılarımız artıyor, bu durum kalp sağlığımızı bile etkiliyor.

Bunlar genel bazı durumlar ama bahar ayları alerjik reaksiyonlara sık rastlanan; migren, depresyon, tansiyon değişiklikleri, kronik yorgunluk gibi sağlık sorunlarına kucak açılan aylar olarak da dikkat çekiyor. Hava sıcaklığındaki artış ise sıcağa maruz kalan kişilerin kalp atış hızındaki artış, terleme, vücuttan sıvı kaybı gibi sonuçlara yol açıyor. İleri yaş, diyabet, yüksek tansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, kan yağlarında yükseklik gibi sorunlar da kalp, beyin veya bacak damarlarında kan pıhtıları oluşmasına ve kalp krizi, inme, bacak damarlarında tıkanma gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılmasına neden olabiliyor. Ayrıca ısı artışıyla stres ve baş ağrısı da sık sık görülmeye başlıyor.

ALERJİK NEZLE VE ASTIM

Toplumdaki alerjik reaksiyonların yüzde 25’ini saman nezlesi ve astım oluşturuyor. Çevreye rüzgâr ve haşerelerle yayılan polen ve sporlar, bu tip alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Ani hava değişiklikleri, rüzgâr artışı, pek çok enfeksiyon etkenini beraberinde taşıyan haşerelerin fazlalaşması gibi nedenlerle üst solunum yolları enfeksiyonları sorunlarıyla hastanelere yapılan başvurularda da artış kaydediliyor.
Alerjik nezle, yine bahar aylarının “klasik”lerinden ancak alerjik nezleye müdahale edilmezse, ilerlemesine göz yumulursa, karşımıza alerjik astım olarak çıkabiliyor. Hem alerjik nezleden hem alerjik astımdan korunmak için bir dizi önlem almak yeterli. O önlemleri sıralamak gerekirse…

  • Havalandırma mekanizmalarının ya da klimaların filtrelerini zamanında değiştirmek,
  • Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri kapalı tutmak,
  • Sprey, parfüm, oda deodorantı, tütsü gibi gazlı ve kokulu ürünler kullanmaktan kaçınmak,
  • Toz ve küf tutan halı, kilim, yolluk gibi eşyaları kaldırmak ya da temizletmek,
  • Sigaradan ve sigara dumanından uzak durmak…

YORGUNLUK AYLARI

Bahar aylarının en can sıkıcı getirilerinden biri de kronik yorgunluk hali. Kronik yorgunluk, insanın kendini sürekli halsiz, tükenmiş hissetmesine sebep oluyor. Bir sağlık kurumuna başvurulduğunda ise hangi test yapılırsa yapılsın sonuçlar normal çıktığı halde bu bitkinlik halinin altı aydan fazla sürdüğü bile oluyor. Baharın gelişiyle birlikte siz de sürekli yorgun hissediyorsanız, aşağıdaki soruları kendinize sorun. Eğer en az dördüne “evet” diyorsanız, siz de kronik yorgunluk sendromu yaşıyor olabilirsiniz.

  • Çabuk unutuyor veya konsantrasyon güçlüğü mü yaşıyorsunuz?
  • Fiziksel veya zihinsel bir aktivite sonrası kendinizi uzun süre bitkin, yorgun hatta hasta mı hissediyorsunuz?
  • Sabah yataktan yorgun mu kalkıyorsunuz?
  • Vücudunuzun farklı bölgelerinde kaslarınızda ağrı mı oluyor?
  • Şişlik ve kızarıklık olmaksızın eklemlerinizde ağrılar mı yaşıyorsunuz?
  • Sık sık başınız mı ağrıyor?
  • Boğazınızda sık sık, tekrarlayan ağrı mı var?
  • Koltuk altınızda veya boyun bölgenizdeki lenf bezelerinizde ağrı veya hassasiyet mi var?
    Bahar aylarında havadaki pozitif ve negatif yüklü iyonlar arttığı için insan biyoritminde bazı olumlu ya da olumsuz durumlar da gözlemlenebiliyor. Örneğin pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettiriyor ama negatif iyonlar arttıkça insan kendini daha halsiz ve yorgun hissetmeye başlıyor. Bu dönemde vücudun daha aktif olmasını sağlayacak hormonlar da salgılanmakla birlikte, özellikle kişide vitamin eksikliği ve beslenme bozukluğu varsa, vücut buna uyum sağlayamadığı için yorgunluk hissi de artıyor. Bu dönemi aşmak için B vitaminleri ile antioksidan vitaminler yönünden zengin sebze ve meyveleri tüketmek son derece önemli.

MİDEDEKİ HUZURSUZLUK

Nedeni tam olarak bilinmese de, ilkbahar aylarında reflü, gastrit, peptik ülser gibi hastalıklarda da artış yaşanıyor. Daha önceden hafif şikâyetleri olanlar, alevlenmelerle daha hasta hale gelirken, herhangi bir şikâyeti olmayanlarda ise yakınmalar başlayabiliyor. Karnın üst kısmında ağrı ve yanma, şişkinlik, geğirme, ağza ekşi su gelmesi, bulantı, kusma ve gece uykudan uyandırabilecek kadar şiddetli ağrı da yine bahar aylarına özel mide rahatsızlıkları arasında yer alıyor. Bu durumlardan korunmak için, mevsim geçişlerinde ve bahar aylarında kızartmalardan, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden, kahveden ve gazlı içeceklerden, alkol ve sigaradan kaçınmak gerekiyor. Uzmanların bir diğer önerisi ise az az ama sık sık yemek…

Devamı
Reklam

SAĞLIK

5 erkekten 1’i kısır

Umut Doğan Yıldız

-

Erkek kısırlığı, toplumda her 5 kişiden 1’inde görülüyor. Erkeklerdeki kısırlığın nedenleri.

 Nedenleri arasında, beyinden salınan hormonlarda yaşanan sıkıntılar, testislerde üretim bozuklukları, üretilen spermlerin dışarı atılma aşamasında kanallar ile ilgili yaşanan problemler ve genetik sorunlar olabiliyor. İnsanlar tarafından çok bilinmiyor ancak toplumun %1’inde azoospermi ile karşılaşılıyor.

Azoospermi, menide hiç canlı sperm hücresi olmaması durumu. Bu durumun nedenindeki %40 oran kanal tıkanıklıklarının olması. Ayrıca kanalların doğuştan olmaması veya enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanması gibi sorunlarla da karşılaşılabiliyor. Ancak yine de olgun sperm hücresi elde edilebiliyor ve özellikle tıkalı damarlardan girilerek sperm alınması veya kanal yok ise de testis dokusundan sperm alınması ile mikroenjeksiyon yapılarak çocuk sahibi olmak mümkün. Azoospermi durumlarının %60 kadarında ise testislerde üretim sorunu bulunuyor. Bu gibi durumlarda olgun sperm elde etmek ve çocuk sahibi olmak biraz daha zor olabiliyor.

Devamı

SAĞLIK

Acı oje tırnak yemeyi bıraktırır mı?

Umut Doğan Yıldız

-

Kaygı düzeyi yüksek çocuklar, stresli ve baş edemeyecekleri bir durumla karşılaştıklarında, rahatlama amacıyla bazı davranışlar sergileyebilirler. 

Sürekli eleştiren, beklenti düzeyi yüksek bir ebeveyn karşısında, tırnak yeme davranışının gerginliğin habercisi olarak görülebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Çocuğun tırnak yeme davranışını sürekli uyararak, bağırarak, acı oje sürerek, ödül veya ceza vererek çözemezsiniz” açıklamasında bulundu.

Çocukla kurulacak doğru iletişimin tırnak yeme alışkanlığı çözümü için atılması gereken ilk adım olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Yuva veya kreşe başlama, çocuğun oyun parkında baş edemeyeceği bir durumla karşılaşması sonucunda da benzer bir davranış görülebilir. Ayrıca ‘taklit ve modelleme ile öğrenmenin’ belirgin olduğu okul öncesi dönemde ise tırnak yeme basit bir taklit etme davranışı biçiminde de gelişmiş olabilir” dedi.

Tırnak yeme alışkanlığı ruhsal bozukluğun habercisi olabilir

Tırnak yeme sorununun nedenlerinin çok basit olabileceği gibi bu davranışın ciddi ruhsal bozuklukların da habercisi olabileceğine değinen Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yeme davranışı sırasında, öncesinde ve sonrasında, çocukta kendi saçını çekme ya da yolma, parmak emme veya diş gıcırdatma gibi davranışlar da görülebilir” şeklinde konuştu.

Çocuklarla karşılıklı konuşularak tırnak yeme sebebi anlaşılmaya çalışılmalı
Tırnak yeme davranışının altında yatan sıkıntı veya gerginlik yaratan bir durumun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Figen Karaceylan Çakmakçı, “Tırnak yiyen çocuğa ‘Beni üzüyorsun, lütfen bunu yapma’ ya da ‘Bebek gibi davranıyorsun’ ‘Neden tırnaklarını yiyorsun?’ gibi ifadeler kullanılarak çocuk üzerinde ek bir stres faktörü oluşturulmamalı. Aksine çocukla karşılıklı konuşarak, stres yaratan durum anlaşılmaya çalışılmalı” açıklamasında bulundu.

‘Elini ağzından çek demek’ daha çok dikkat çekici olabilir

Küçük yaştaki çocuklar için, eline bir nesne vermek, ilgisini başka bir yöne kaydırmanın uygun olabileceğini söyleyen Figen Karaceylan Çakmakçı, “Elini ağzından çek yönergesi daha çok dikkat çekici olacağından davranışın devam etmesine neden olabilir. Tırnak yeme davranışı sergileyen çocuğun yaşı büyükse, çocukla iş birliği yapıp, davranışın ne zaman ve nerede olduğunu tespit etmeye yönelik bir çizelge yapılabilir. Davranışın belirginleştiği ortam ve durum tespit edildikten sonra önleyici yöntemler ve çözümler çocukla birlikte oluşturulabilir” dedi. Çakmakçı, sadece acı oje sürmenin tırnak yeme davranışını engellemediğini belirterek, davranışın nedenlerinin tam olarak anlaşılmadan ezbere bir çözüm üretmenin yanlış olduğunu vurguladı.

Devamı

SAĞLIK

Ofiste uyumayı önleyen besinler

Umut Doğan Yıldız

-

Yorgun uyanmak, işe başlayacak enerjiyi bulamamak, öğleden sonra çöken uyku hali gibi sorunlar, çalışanların sıklıkla tekrarladığı şikâyetlerin başında geliyor.

Bu sorunlarla başa çıkmak, zinde bir gün geçirmek, aktif ve üretken olmak sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve beslenme düzeni ile mümkün. Çalışanların en büyük sorunu, işe yetişme telaşı yüzünden kahvaltıyı atlamaları, çok geç yapmaları ya da sağlıksız seçimlerle geçiştirmeleri oluyor. Kahvaltı yapacak zaman bulamamaktan muzdaripseniz bir bardak süt içmek, peynirli bir sandviç ya da tost yemek hem vakit kazandırıyor hem de güne sağlıklı başlamanızı sağlıyor. Kahvaltı, sadece karbonhidrat ve yağ içeren besinler yerine protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı besinlerin de olduğu dengeli bir öğün içeriğine sahip olmalı. Poğaça, simit ve çay yerine peynir, yumurta, sebze içeren tam tahıl ekmekli sandviçler, süt, meyve gibi tamamlayıcılardan oluşan dengeli bir kahvaltı gününüzü daha iyi kontrol etmenize yardımcı oluyor. Ara öğünler ise sağlıksız atıştırmalıklar ile yapıldığında büyük kaloriler içeriyor. Atıştırma ihtiyacınız varsa yanınızda bulunduracağınız taze ve kuru meyveler, ceviz, kavrulmamış tuzsuz badem, fındık gibi kuruyemişler sağlıklı, besleyici ve beslenme kalitesini iyileştiren seçenekler arasında bulunuyor. Masanızda sürekli su bulundurmanız ve çay-kahve gibi içecekler dışında 6-8 bardak su tüketmeniz de sağlıklı beslenme açısından yararlı oluyor.

Devamı

Popüler