Bizi Takip Edin

SAĞLIK

AYAK BİLEĞİ BURKULMASI

Taç çizgisinden topu çeviriyorsunuz, ayağınızdaki topla adeta Ronaldo gibi son defans oyuncusunu da harika bir çalımla geçiyorsunuz.

Umut Doğan Yıldız

-

 

Photo: Shutterstock

Taç çizgisinden topu çeviriyorsunuz, ayağınızdaki topla adeta Ronaldo gibi son defans oyuncusunu da harika bir çalımla geçiyorsunuz. Siz sağa gidiyorsunuz ancak bileğinizdeki bağ dokular sola gidiyor ve aniden yere yuvarlanıyorsunuz.

Bu sakatlanma, dönmüş veya burkulmuş bilek olarak bilinir. Ancak adına ne derseniz deyin bu, bir veya daha fazla bilek bağ dokunuzun kısmi veya tam yırtılmasıdır. Schwellnus, “Bu, yön veya hız değiştirmenizi gerektiren tüm koşma veya zıplama sporlarında görülebilen bir eklem ve bağ doku problemidir” diyor. “Futbol, squash, basketbol ve ragbi gibi yönde ani değişikliklerin yapıldığı sporlarda oldukça sık görülür ve düz olmayan zeminler bu riski artırır.” Belirtileri, acı, şişme, ısınma ve kızarıklıktır. Sinirler daha hassas olur ve bu nedenle üzerine baskı uyguladığınızda acı hissedersiniz, eklemler kaskatı olur ve çürükler ortaya çıkar.

Bu sakatlıklar, bağ dokudaki hasarın oranına göre Aşama 1, 2 veya 3 olarak sınıflandırılır. Aşama 3, tam yırtılma yaşandığını gösterir.

Denge tahtalarında yapılan egzersizler bilek burkulması riskini azaltabilir.

NE YAPMALI: Bileğinize ağırlık yüklemeyin. Hemen DBBY tedavisini başlatın; şişmeyi en aza indirmek için oldukça işe yarayacaktır. Buzu doğrudan bileğinize yerleştirmeyin (bir bezin içine sarın) ve beş dakika buz, bir dakika dinlendirme şeklinde aralıklarla uygulayın. Bu diziyi her altı saatte bir, dört ila altı kez tekrarlayın. European Journal of Sport Science’a göre, buzu bileğinizde daha uzun sürelerle tutarsanız, kan dolaşımını hızlandıracağından şişmeyi kötüleştirebilir. Yaralanan bölgeye baskı uygulamak için bandaj kullanırsanız kan dolaşımını kesecek kadar sıkı olmamasına dikkat edin. Sakatlıktan sonraki ilk 24 ila 48 saat içinde antienflamatuar kullanmayın ancak parasetamol içeren ağrı kesicilerin yardımı olabilir. Ağrı ve şişme azaldığında, kondisyon bisikletinde hafif egzersizlere başlayabilirsiniz. Hâlâ bileğinize ağırlık veremiyor musunuz?

Bileğinizde kırık olabilir, bir doktora görünmelisiniz.

NASIL ÖNLENİR: İki kelime: Denge antrenmanı. Schwellnus, “Bilek burkulmaları dünyadaki en yaygın akut yaralanmalardır” diyor. “Bilek burkulmalarının tekrarlanmasının en büyük sebebi, bilek ekleminin yapısının ilk sakatlıktan önceki kadar sağlam olmaması ve bilekteki kas ve sinir kontrolünün azalmış olmasıdır.” Bağ dokuları tam olarak iyileşmeden spora dönen atletlerde, dokular gergin bir pozisyonda iyileşiyor, bu nedenle daha az stabil bir hâl alıyor. Bu durum, Kronik Ayak Bileği İnstabilitesi denilen bir soruna yol açabiliyor; iş bu noktaya gelirse, fizik tedavi uzmanınızla olan randevularınız oldukça sıklaşacak demektir. Önlemek için ise bileğin güvenli, doğal bir pozisyonda kalmasını sağlayacak olan bilek propriyosepsiyonu kritik önem taşır ki bu kabiliyet sıklıkla sakatlık sonrası zedelenmiş olur.

European Journal of Sport Science araştırmaları, dış bir desteğin (sargı veya bandaj kullanımı gibi), bilek burkulması geçmişi olan atletlerin yeniden sakatlanma riskini azaltacağını gösteriyor. Ancak daha önceden bir sakatlanma yaşamamış atletlerde etkisi olmuyor. Daha uygun fiyatlı, daha iyi araştırılmış ve oldukça etkili olan başka bir koruyucu önlem ise denge antrenmanlarıdır. Bu tarz kas ve sinir sistemi antrenmanlarının, bileğin koruyucu reflekslerini yeniden oluşturup güçlendirmesi nedeniyle propriyosepsiyonu geliştirdiği düşünülüyor. Denge tahtaları veya matlarında yapılan egzersizler, bilek burkulması riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilir. Bunları birkaç pliometrik egzersizle birleştirin ve böylece tüm sporların üstesinden gelebilecek süper dengeli bileklere sahip olun. Bilek propriyosepsiyonunuzu geliştirmek için gereken egzersiz örneklerini fizik tedavi uzmanınıza danışarak öğrenebilirsiniz. 

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Güneş lekeleri nasıl geçer

Umut Doğan Yıldız

-

Güneş yaşam kaynağı hatta D vitamin sentezi için çok önemli bir unsur. Ama güneş ışınlarının bize verdiği zarar ortada. Güneş lekeleri nasıl geçer? İşte öneriler.

Güneş ışınlarına uzun süre ve yüksek dozda maruz kaldığımızda cildimizde beliren lekeler keyfimizi kaçırabiliyor.

Yazın güneşin UVA ve UVB ışınlarının dünyaya daha dik ve etkili gelmesinden dolayı güneşin cilt üzerindeki zararı artar. Yoğun güneşin etkisiyle nemi azalmış derimiz sonbaharla beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar. Yenilenmeye çalışan derinin ölü hücreleri atılırken düzensiz pigmente olmuş alanlar, cilt üzerinde kendini leke olarak göstermeye başlar. Bu lekeler ten rengi koyu olanlarda daha çok görülür.
Güneş lekelerini artıran faktörlerden biri de tedavi amacıyla kullandığımız ilaçlar. Örneğin, doğum kontrol hapları, tetrasiklin grubu antibiyotikler, isotretionin içeren akne ilaçları vb. Bunların dışında gebelik dönemi, emzirme dönemi, solaryum, bazı hormonal hastalıklar ve genetik faktörler de güneş lekelerinin etkilerini artırmada etkilidir.

Güneş lekeleri görüntü olarak rahatsız ettiği gibi bazen de deri kanseri habercisi olabildiği için önemlidir.

Sonbaharın gelmesiyle güneşin etkileri azalır ve biz ortaya çıkan lekelerle mücadele etmeye başlarız. Leke tedavisi zaman ve sabır isteyen bir süreç ancak tedavi edilmedikçe renk daha da koyulaşır renk koyulaştıkça da tedavi süresi uzar. Bu da kişinin görünümüne bağlı olarak ruh sağlığını, ilişkilerini ve özgüvenini önemli ölçüde etkiler.

GÜNEŞ LEKELERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR

Güneş lekelerinin tedavisinde ilk adım güneş lekelerinin artmasını engellemek… Bunun için de mevsim ne olursa olsun güneşe çıkmadan önce mutlaka ellerimiz ve vücudumuz için SPF’si en az 15 faktör, yüzümüz için SPF’si en az 30 faktör güneş koruyucu bir ürün kullanmamız ve bunu belli aralıklarla tekrar etmemiz gerekir. Güneş kremi denince akla genelde yaz ve tatil gelse de güneş kremi kullanımını günlük yaşantımızda rutin hale getirmemiz gerekir. “Yaz geçti artık bir şey olmaz” demeden dört mevsim güneşten korunmaya devam…

Leke tedavisinde leke giderici ve renk açıcı ilaç, kozmetik ve dermokozmetik ürünler tek başına ya da fizyolojik metotlarla beraber kullanılır. Retinol içeren kremler deriyi pul pul dökerek güneş lekelerini hafifletmeye yardımcı olur. Hidrokinon, kojik asit, C vitamini, arbutin, glikolik asit vb. içeren ürünler de kullanılmaktadır ancak bu kremlerin bazıları güneşe duyarlılığı artırdığından gece sürülüp sabah iyice temizlenip üzerine güneş koruyucu kullanmak gerekir. Gerçi son yıllarda yazın da rahatlıkla kullanabileceğimiz dermokozmetik ürünler piyasada yer almaya başladı. Bunların yanında güneşin UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu olarak antioksidanlar kullanabiliriz. Vitamin C, koenzim Q10, resveretrol içeren üzüm çekirdeği ekstresi bunlardan bazılarıdır.

Tedavi aşamasında leke kremleri dışında fizyolojik metotlarda uygulanabilir demiştik. Deriyi soyma yöntemlerinden biri olan kimyasal ve enzimatik peeling, leke giderici ilaçlardan oluşan karışımların cilt altına enjekte edilmesiyle yapılan mezoterapi, cildin en üst tabakasını soyan fraksiyonel lazer, özel bir cihaz sayesinde buz kristallerinin cilt altındaki kolejenleri aktive ederek yapılan dondurma ve buz terapisi, trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması PRP bunlardan bazılarıdır.
Tedavindeki başarının devamı için doğru yöntemlerle güneşten korunmak bunun için de güneş koruyucu ürünleri yaz kış kullanmak gerektiği unutulmamalı. Lekesiz ve düzgün bir cilt için buna değer!

Devamı

SAĞLIK

Sakal yapısına göre tıraş

Umut Doğan Yıldız

-

Kimi erkekler tıraş makinesinden vazgeçmez. Kimi de ısrarla jilet kullanmaya meyillidir.

Oysa doğru tıraş diye bir kavram var ve bunun sırrı da erkeklerin sakal yapısında gizli.

Doğru ürün tercihinin ise bazı avantajları var. Bu seçim sizleri kıl dönmeleri, kesikler, jilet yanmaları ve enfeksiyonlardan koruyabiliyor! İşte doğru seçim yapmanıza yarayacak bazı ipuçları:

*Kuru, yağlı ve hassas ciltlerin her birinin ihtiyacı farklı olduğu için ürün seçimi de farklılık göstermek zorunda.

*Sakal tıraşında önemli olan zaman ve para! Her gün sıfır tıraş olmak isteyenler tıraş bıçağını, hızlı ve pratik tıraş isteyenler tıraş makinesini tercih etmeli.

*Tıraş makineleri sakalları daha hızlı tıraş ediyor. İnce, kalın, kıvırcık, düz demeden her türlü sakala uygulanabiliyor. Cilt üzerinden kaydırarak kullanıldıkları için aynı nokta üzerinden bir kez geçmek yeterli oluyor. Daha ağır olsalar bile elektrik olan her yerde köpük, jel, sabun ve su olmadan da kullanılabiliyorlar. Kıl çekilmeleri, dönmeleri veya kesiklere karşı da güvenliler.

*Jiletler ise tıraş makinelerine göre fazla zaman alıyor ve daha fazla uğraş gerektiriyor. Başlıkları ucuz ama uzun vadede tıraş makineleri daha kârlı. Kuru tıraş imkânı tanımadıkları için banyo dışında kullanılmıyorlar. Kesikler, kıl dönmeleri ve jilet yanmalarına sebep oluyorlar.

Devamı

SAĞLIK

Akıllı ilaç kullanımı

Umut Doğan Yıldız

-

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin ediliyor ve satılıyor. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanıyor!

İlaçlar, hastalıklardan korunma, teşhis ve tedavi için kullanılan kimyasal, bitkisel ve biyolojik ürünlerdir. Belirli dozlarda ve kontrollü bir şekilde kullanınca istediğimiz etkiyi sağlarlar. Fakat vücuda alınan bu ilaçların tamamen zararsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Beklenen etkilerin yanında olası yan etkilerin görülmesi mümkündür. Doğru kullanıldığında kontrol altına alınabilen bu olası yan etkiler, kullanım sırasında yapılan bazı ihmaller ve hatalardan dolayı daha çok hissedilebilir. Örneğin ilaçlarla alınmaması gereken bir besinin vücuda alınması ile ilacın etkisizleşmesi mümkündür. 

Hastaların rahatsızlığına ve bireysel özelliklerine göre uygun olan ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyetle ve kolayca ulaşabilmesi “Akılcı İlaç Kullanımı” olarak tanımlanır. 

Neden Akılcı İlaç Kullanımı

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin edilmekte ve satılmaktadır. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanmaktadır. Yanlış, gereksiz ve etkisiz ilaç kullanımı tüm dünyada görülen bir problemdir. Bu durum, yan etki riskinin artmasından hastalık ve ölüm oranlarının yükselmesine kadar birçok soruna neden olmaktadır. 
 
Ülkemiz de yanlış ilaç kullanımı sıralamasında dünyada üst sıralarda yer almakta olup bireylerin kronikleşmiş rahatsızlıklarında tek başına tedaviye karar vermesi (sürekli baş ağrısında içilen ağrı kesiciler), saklama koşuluna uygun saklanmayan ilaçların bozulması (örneğin oda sıcaklığında saklanması gereken bir şurubun buzdolabında saklanınca şekerlenerek bozulup etkisizleşmesi), eczane dışından alınan gıda takviyeleri, vitaminler, bitkisel takviyeler, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı toplumumuzda en sık görülen akılcı olmayan ilaç kullanımı örnekleridir. 

Tüm bu yanlışlar toplum sağlığını tehdit etmekle birlikte mali açıdan da kayıplara neden olmaktadır. Bu problemlerin üstesinden gelebilmek için çeşitli çözüm yolları üretilip geliştirilmiştir. Akılcı ilaç kullanım çalışmaları toplum sağlığına önemli katkılar sağlayarak tüm sağlık politikalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kullanılan ilacın hasta birey için etkili, güvenli, uygun ve düşük maliyetli olması akılcı ilaç kullanımının önemli kriterleridir. 

Hekim, eczacı ve hastanın rolü 

Hastalık belirtilerini hissetmemizle beraber ilaç kullanımına giden yolculuğumuz başlar. Rahatsızlık hissettiğimizde hekime muayene olmamızla beraber hekimimiz problemimizi tanımlar, ilaçlı ya da ilaçsız tedaviye karar verir. Eğer ilaçlı tedaviye karar verilmişse uygun ilaç seçimi, dozu ve kullanım süresi belirlenerek reçetemiz hekimimiz tarafından yazılır.  

Hekim muayenesi sırasında hastaya düşen sorumluluk, şikâyetlerine ek olarak kullanmakta olduğu veya  en son kullandığı ilacı ve varsa alerjik durumunu mutlaka hekimine bildirmelidir. Çünkü hekim tüm bu bilgiler ışığında en uygun reçeteyi yazabilecektir. 

Reçeteyi edindikten sonra ilaçların hangi dozda, hangi sıklıkla kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı, ilacın olası yan etkileri ve etkileşimleri hekim ve eczacı tarafından hastaya ya da hasta yakınına tam olarak anlatılmalı ve devamında hasta tarafından doğru şekilde uygulanmalıdır.  

Hastalar hekim tarafından önerilen dozu, önerilen miktarda ve sürede, doz atlamadan kullanmalıdır. İlaçları kullanırken doz zamanlamasında sabah, öğle ya da akşam gibi gün dönümleri yerine saat aralıkları kullanılmalıdır. Örneğin “Günde 3 defa” şeklinde reçetelenmiş bir ilaç, sabah-öğle-akşam şeklinde değil 8 saatte 1 şeklinde kullanılmalıdır. İlacınızı aç karnına almak yemekten 30 dakika öncesine, bazı ilaçlarda 1 veya 2 saat öncesine denk gelmektedir. Yemekten hemen önce alınması gerekiyorsa eczacınız tarafından belirtilmektedir.
 
Hastalar eczanelerden reçeteleri ile aldıkları ilaçların kullanımını hekim ve eczacıdan öğrendikten sonra ilaçları mutlaka kullanma talimatına göre saklamalıdır. Uygun şekilde saklanmayan ilaçlar bozulabilir, etkisizleşebilir. 

Hastalar, hekim ve eczacı önermedikçe ilacı bölerek, çiğneyerek ya da suda çözerek kullanmamalıdır. Çünkü her ilaç bu şekilde kullanıma uygun üretilmemiştir. 

İlaç ve ilaç dışı bitkisel takviyeler, vitaminler ve dermokozmetik ürünler mutlaka eczaneden alınmalıdır. Eczane dışından alınan bu ürünlerin satın alınana dek geçen sürede ne şekilde saklandığından, orijinal ürün olup olmadığından ve son kullanma tarihinin değiştirilip değiştirilmediğinden emin olmak mümkün değildir. Tedavi iddia eden gıda takviyelerinden kaçınmak ve eczacınıza danışmadan kesinlikle kullanmamak gereklidir. Özellikle kilo verdirme iddiasıyla internette satılan ürünlerden uzak durmak gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com