Bizi Takip Edin

SEKS & İLİŞKİLER

Aşkın külleri nasıl alevlenir

-

 

Büyük bir aşkla başlayan ilişkinizin önce alevleri sönmüş sonra da yaşanan heyecan yok olmuşsa paniğe kapılmayın.

Ölesiye âşık oldunuz, aşkınıza karşılık da buldunuz. Başlangıçta birbirinizi tanımak için biraz gezip tozdunuz belki, belki size karşı çıktılar, direndiniz. Hani Türk toplumunda yaygındır ya, belki “olmaz” dedi aileler, siz sevdiğinize kaçtınız ya da onu kaçırdınız! Sonra… Yıllar içinde bir şeyler olmaya başladı ve âşık olduğunuz o insan sanki değişmeye başladı. Baş başa kaldığınızda yine o aşkı derinden hissediyordunuz ama o kadar. Ne olmuştu da aşkınızın dünyayı yakıp kavuracak o alevi sönmeye yüz tutmuştu acaba? Başlangıçta kendinizi suçladınız. Sonra sizi böyle parçalanıp dağılma aşamasına getiren sebeplere takıldı aklınız, onları suçladınız. Sonra da âşık olduğunuz o insanı suçlamaya başladınız.

Peki, ortada bir suçlu olmadığını, bunun aslında yaşadığınız sürecin bir parçası olduğunu hiç düşündünüz mü? İnsanlar âşık olduğunda, yaşadıkları o yoğun heyecanın, mutluluğun, hatta delilik diye nitelenen bütün o boş vermişliğin sonsuza dek süreceğini zanneder, daha doğrusu buna inanır. Oysa bilmediğimiz şey, birlikte yaşanan mutluğun bir anlamda evrim geçireceği, sevginin, güvenin ve sadakatin ise kalıcı olacağıdır. Bu da tek bir şeyi gösterir aslında: Aşk adına yaşadığımız her ne ise ortadan kalkmaz. Aşk bir ateşse, sadece ilk günlerdeki gibi alev alev yanmıyordur artık; belki kor haline gelmiştir ve aslına bakarsanız bu kor ateş, yanan ateşten çok daha sıra dışıdır. Çünkü işin içinde iki kişi vardır artık: Siz ve sevdiğiniz. Ve kabul edin, iki kişinin sonsuza dek alev alev yanması, aşkı tüketmekten başka bir işe yaramaz ve daha da önemlisi aşkla yola çıkıp aynı yola baş koşmuş iki kişi aradan yıllar geçtiği halde hâlâ aynı yolda ve hâlâ birlikte yürüyorsa, çok ama çok zor bir şeyi başarmış demektir.

Birbirinizi keşfedin

Yine de arada bir o kor ateşe körükle yaklaşmakta fayda olabilir. Belki iş yoğunluğu birbirinize sevginizi eskisi kadar sık ifade etmenizi engelliyordur, belki geçim derdi, belki çocuklar, belki de akla hayale gelmedik sebepler… Peki, nasıl yapacaksınız? Aslına bakarsanız, önce buna cesaret edeceksiniz. Mesela karşılıklı oturup “seninle karşılaşmamış olsaydım…” diye başlayan cümleler kurmayı deneyebilirsiniz. Başlangıçta karşılıklı espriler yapmayı unutmayın: “Kaynana nedir, hiç öğrenemeyecektim” gibi veya “beni isteyen o doktorlardan, fabrikatörlerden birine varacaktım” gibi… Sonra ona, yıllardır sormadığınız bazı soruları sorum: “Beni seviyor musun?” da olsun soruların içinde, “İlk buluşmamızı hatırlıyor musun?” da olsun. Sonra adım adım sohbeti derinleştirin ve yepyeni bir keşif turuna çıkın karşılıklı. Her sabah ona sahanda yumurta mı hazırlıyorsunuz kahvaltıda? Seviyor mu acaba sahanda yumurtayı yoksa siz öyle pişirdiğiniz için mi yiyor? Her yaz eve siz karpuz alıyorsunuz serin serin yemek için, ya kavun seviyorsa, hiç düşündünüz mü bunu? Siz her senelik izinde deniz-kum-güneş üçlüsünün bulunduğu bir yere gitmek istiyorsunuz ya hani; ya dağ eteklerini ve serin yaylaları seviyorsa?.. Hafta sonlarında pop müzik çalıyor sürekli ama ya eşiniz Türk Sanat Müziği dinlemekten hoşlanıyorsa? Aşkınız alev alev yanarken bunlar önemli değildi belki ama ya önem vermenin zamanı gelmişse?..

Neden âşık oldunuz, hatırlayın!

Keşke aşk tanrısı dedikleri o tombul Eros’un oklarıyla olup bitseydi her şey. O zaman “Ben seni seçmedim, Eros öyle uygun gördü” der kurtulurduk ama artık biliyoruz ki en ağır ağır gelişeninden en yıldırımla çarpılmış gibi etkileyenine kadar her aşkın bir mantığı ve elle tutulur bir gerekçesi var! Biz “aşkımız ölüyor galiba” diye paniklerken, genelde unuttuğumuz şey de bu oluyor: Neden o kişiye âşık olduğumuzu unutuyoruz!
Oysa ilişkiler bir kez kurulduktan sonra hiç değişikliğe uğramadan devam etmez. Her ilişki zaman zaman canlanır, sakinleşir, sarsılır hatta temelinden sarsılır… Bazen uykuya yatar bazen bahar aylarındaki çiçekler gibi tomurcuklanır. Çiftler bir arada kaldıkça bütün bunlar da normaldir çünkü o iki kişiyi, o kadınla o erkeği birbirine bağlayan sebep her ne ise o çok güçlüdür ve ilişki de kolay kolay sona ermez.
O zaman, aşkınızın neden küllendiğini düşünmeden önce hangi gerekçeyle ona bağlandığınızı düşünün. Ve aynı şeyi onun da yapmasını isteyin. Çünkü üzerinden zaman geçti ve artık “oturmuş” bir ilişkiniz var. İlk âşık olduğunuzda “sana sarılmaya bayılıyorum” diyorsanız bunu artık “göğsüne başımı yaslayınca huzur buluyorum” diye dillendirecek olgunluğa eriştiniz. Bakın bakalım, geçen onca zamanda unuttuğunuz ya da size / sevdiğinize artık önemsizmiş gibi gelen ne var? Çünkü birbirinize âşık olma sebebiniz her ne ise artık onu somut olarak görebilir ve ifade edebilirsiniz. Bunun adı güvendir, huzurdur, dürüstlüktür, içtenliktir veya bunlar gibi bir anda ortaya çıkıp sonra yine bir anda kaybolmayacak duygulardır. Daha da önemlisi, adına aşk dediğiniz duygu zamana yenilmez, eriyip ortadan kaybolmaz; sadece şekil değiştirir… İşte siz de, karşılıklı olarak şekil değiştirmiş o yeni halini keşfedin.

Sevdiğiniz hangi dili konuşuyor?

Uzmanlara göre sevgiyi ifade etmek için kullandığımız beş dil var: Şefkatli sözler, hediyeler, sevgi dolu davranışlar, birlikte geçirilen kaliteli zaman ve içten gelerek yapılan, karşılık beklenmeyen iyilikler… Hiç düşündünüz mü, sizin sevgiyi ifade diliniz hangisi acaba? Ya da sevdiğinizin?.. Siz belki “kış geldi, üşümesin” diye ona kalın kazaklar alıyor hatta kaşkol ve bere örüyorsunuz ama o her seferinde elinde kurabiyeler, pastalarla geliyor. İkiniz de “seni seviyorum” diyorsunuz gerçekte ama birbirinizin dilini anlamıyorsunuz, bunu hiç düşünmüş müydünüz? Siz ördüğünüz o kaşkol-bere takımıyla “Üşütüp hastalanmanı istemiyorum. Çünkü seni seviyorum” derken o da getirdiği kurabiye ve pastalarla “Yanına bir çay demler, karşılıklı içeriz. Seninle baş başa zaman geçirmeyi seviyorum. Çünkü seni seviyorum” diyor belki… Oysa daha dün tartışırken “Bana bir hırka bile almadın, bir hırka bile!” diye söylenmiştiniz, değil mi? İşte sevdiğiniz de tam da o sırada, “Benimle karşılıklı sohbet edip çay bile içmiyorsun sen, ne hırkasından bahsediyorsun?” diyordu içinden… Dolayısıyla sizin sevginizi ifade etme dilinizle sevdiğinizin kullandığı dil birbirinden farklı diye kızıp üzülmek, hatta kin besleyip içinize kapanmak doğru değil. Bunun yerine birbirinizin hangi dili kullandığını anlamaya çalışmak en iyisi.

Cinselliği unutmak olmaz

Cinsellik, ilişkilerde ne yazık ki sevginin göstergesi ya da uygulamaya konmuş hali gibi muamele görüyor. Hatta çiftler, ilişkilerinin ilk yıllarında yaşadıkları yoğun cinselliği zaman içinde yaşayamaz hale gelince sebepsiz yere kendilerini suçlamaya başlıyorlar. “Saçlarım döküldüğü için artık beni beğenmiyor”, “göğüslerim sarktı tabii ondan istemiyor” gibi kuruntuları şüpheler takip etmeye başlıyor ve akılda ister istemez şu soru beliriyor: “Acaba hayatında başka biri mi var?” Bu ölümcül ve insanı yiyip bitiren noktaya sürüklenmeden önce birlikte yaşadığınız cinselliği objektif olarak değerlendirmeye çalışın. Belki eskisi kadar sık sevişemiyorsunuz, orası tamam, peki nasıl sevişiyorsunuz? İki arada bir derede mi, yasak savar gibi mi, her an biri odanın kapısını açacak gerginliği içinde mi? Ya eşiniz hayatındaki yoğunluk yüzünden cinselliği umursamaz hale geldiyse, örneğin ev işleri, çocukların bakımı vs. derken kendini tükenmiş hissediyorsa? Ya da eve daha fazla para getirebilmek uğruna gününü gecesine katarken cinselliği düşünemeyecek hale gelmişse? Bunları kendisiyle hiç konuşuyor musunuz? İncitmeden, yaşadığı isteksizliğin nedenlerini karşılıklı konuşarak bir çözüm arıyor musunuz? Şurası kesin: İlişkilerde, ilerleyen yıllarla birlikte yaşanan cinsellikte nicelik bakımından bir gerileme gözlemlenir. Öte yandan niteliği değer kazanmaya başlar. Çünkü çiftler birbirlerini artık yatakta da çok iyi tanımaya başlar. Ancak ne zaman ki bu “tanıma” yasak savar gibi birlikte olmaya dönüşüyorsa, orada bir sorun var demektir. Çünkü cinsellik herkesle yaşanabilen bir eylem değildir ve o özel insanı sizin gözünüzde daha da özel hale getirir. O zaman cinselliği bağladığınız bir rutin varsa, işe onu yıkmakla başlayın. Bu her şey olabilir: Yatak odanızı yeniden dekore etmek, farklı şekilde ışıklandırmak da olabilir, eşinizi alıp, evden uzakta hafta sonu kaçamakları yapmak da… Aklınızda cinsellikle ilgili duvarlar, yasaklar, tabular varsa önce onları yıkın. Unutmayın ki siz ve sevdiğiniz, birbirinize şu dünyadaki herkesten çok daha yakınsınız!

Continue Reading
Advertisement

SEKS & İLİŞKİLER

İhanetin 6 Nedeni

-

Aldatmak sadece seksle ilgili değildir. Partnerinizi aldatma nedeninizi tam olarak bilebilirseniz, yılanın başını küçükken ezebilirsiniz.

DERLEYEN: UĞUR MUTLU

Çevrenizde mutlaka birini aldatan ya da biri tarafından aldatılan insanlar vardır. Hatta bu kişi siz de olabilirsiniz. Bu ihaneti partnerinizin bilgisi ya da rızası olmadan başkasıyla sevişmek olarak tanımladığınızda, çiftlerin yüzde 50’sinin birbirini lise ya da üniversitede aldattığını söyleyen seks terapisti ve Kinsey Institute araştırmacısı Justin Lehmiller, bu oranın evlilikten sonra yüzde 20-25 bandına düştüğünü söylüyor. Uzmanlarsa aldatan tarafın çoğunlukla erkekler olduğunu belirtiyor. Elbette ki aldatmanın bazı sonuçları olacaktır. Adelphi Üniversitesi psikoloji profesörü Lawrence Josephs, ihanetin boşanma sebepleri arasında başı çektiğini söylüyor. Aldatıldığını öğrenen taraflar genellikle aldatıldığını gördüğü, tekrar eden kabuslar görmek gibi travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor. Bu insanların duygusal olarak sınırlarını kaldırdıklarını, öfkelendiklerini, depresyona girdiklerini ve ihanetin sonucu olarak partnerlerini gözetim altına aldıklarını söyleyen Josephs, çocukların yüzde 25’inin de ebeveynlerinin yaşadığı aldatma probleminin farkında olduğunu ifade ediyor. Bir erkeğin neden aldattığını daha iyi anlayarak ilişkinizi bu tür tehlikelerden koruyabilirsiniz.

DUYGUSAL İHTİYAÇLARINIZ KARŞILANMIYOR

Joseph ve Lovelogy Üniversitesi’nin kurucusu Ava Cadell, erkeklerin uzun süreli ilişkilerinde arıza çıkarmasının en büyük sebebinin duygusal olarak tatmin olamamak ve ego yükselmesine ihtiyaç duymak olduğunu söylüyor. Aldatmak eşini seven erkekler için bile bir kaçış olabiliyor ve bu kişiler evliliklerindeki sorunlarla yüzleşmek istemiyor.

Çözümü başka yerlerde aramak yerine ilişkinizdeki sorunları iletişim yoluyla halletmeyi deneyin. Cadell, günde bir ya da yarım saatinizi partnerinizle konuşup birbirinizle fikir alışverişi yapmaya ayırmanızı tavsiye ediyor. Aldatmanın sorunlarınızı çözmeyeceğini unutmayın. İlişkiniz uzun süreliyse ciddi sorunlar yaşayabileceğinizi ve iki eşe sahipmişsiniz gibi olabileceğini söyleyen Josephs, “Uzun süreli aldatmalar bir noktada kötüleşir ve tıpkı evliliğinizdeki gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz,” diyor.

GÜVENSİZ HİSSEDİYORSUNUZ

Belki biraz kilo aldınız, belki saçlarınız dökülmeye başladı ve belki de kariyeriniz planladığınız gibi gitmiyor. Hayatınızın bir bölümünden endişe duymaya başladığnızda, bu endişe hayatınızın diğer alanlarına da sıçrayacaktır. İlişkinizin de buna dâhil olduğunu söyleyen Cadell, “Aldatarak hala bir şeyleri başarabildiğinizi kanıtlamak isteyebilirsiniz. Erkekler sadece evliliklerinde sıkıntı yaşadığı ya da bir şeylerden sıkıldığı için değil, özgüvenlerini artırmak ve cinsel olarak güçlü olduklarından emin olmak için de aldatır,” diyor.

Josephs’e göre, güvensiz ya da mutsuz hissediyorsanız, size antidepresan ya da danışmanlık verecek bir terapistle görüşmek daha sağlıklı bir yoldur. Bununla birlikte eşinize düzenli olarak üstü kapalı iltifatlarda bulunabilirsiniz. Cadell, “Kadınlar bunu anlayacak ve size aynı şekilde cevap verecektir,” diyor.

DAHA FAZLA SEKS VE MACERA ARAYIŞINDASINIZ

Eskortlar, tek gecelik ilişkiler ve ofis kaçamakları dâhilindeki cinsel ilişkilerin, erkeğin yeteri kadar cinsel çeşitlilik ve yenilik elde edememesinden kaynaklandığını söyleyen Josephs, “Bunları partnerinizle konuşmadığınızda, ihtiyacınızı başkalarıyla giderme arayışına girersiniz,” diyor. Cadell, “Bazı kadınların libidosu oldukça düşükken, bazı erkeklerin cinsel dürtüsü ise muazzam derecede fazladır,” şeklinde konuşuyor. Lehmiller ise, “Araştırmalar, erkeklerin yaşamları boyunca kadınlara kıyasla daha çok sayıda seks partnerine düşkün olduğunu söylüyor,” diyor. Ayrıca Josephs’e göre erkekler, finansal sorunlardan, çocuklardan ve ev işlerinden dolayı sorun çıkarabiliyor.

Birçok erkek cinsel fantezileri hakkında konuşmaktan korksa da hem Cadell hem Josephs, partnerinizle dargınlıklar başlamadan önce cinsel hayatınız hakkında pazarlık yapabilmenin çok önemli olduğunu söylüyor. Siz her gün sevişmek isterken partnerinizin kafasındaki rakam haftada birse, haftada üç kez sevişmeyi düşünebilirsiniz. Ayrıca monoton seks hayatınızı gerek yatak odasının içinde, gerekse dışındaki yeni maceralarla renklendirebilirsiniz. Partnerinizle salsa ya da buz pateni yapabilir, tantracı seksi deneyebilirsiniz. Böylelikle yapacağınız planlar açıklanabilir hale gelecektir.

İNTİKAM ALMAK İSTİYORSUNUZ

Josephs, aldatmanın en büyük tetikleyicilerinden birinin de aldatılmak olduğunu söylüyor. Erkekler ayrıca kendilerine yalan söylendiğinde ya da toplum içinde küçük düşürüldüklerinde egolarını iyileştirmenin en hızlı yolunun intikam almak olduğunu düşünebiliyor.

Partnerinizden intikam almak cezbedici olabilir fakat aldatmanın daha büyük sorunlar yaratacağını aklınızdan çıkarmayın. Cadell, “Kızgınlığınızın ve aşağılanmanızın etkileri daha da büyümeden önce hamle yapmak isteyebilirsiniz,” diyor. Bunun yerine ne hissettiğinizi söyleme konusunda dürüst olun. Cadell’in tavsiyesi, partnerinize bu yaptığının sizi yaraladığını ve artık sizi sevmediğini düşündüğünüzü söylemeniz. Travmayı atlatamadığınız noktada ise danışmanlık almaktan çekinmeyin.

ATMOSFERE KAPILIYORSUNUZ

Erkekler fırsatını bulduğu zaman kadınlardan daha çok aldatıyor. Lehmiller, “Erkekler, partnerinin olmadığı iş gezileri ve tatillerde, birkaç içkinin ardından yatak odasında sonlanan flörtlere başlayabiliyor,” diyor.
Aldatma dürtülerine karşı önlemlerinizi alın. Bu tarz olayların içinde çoğu zaman alkolün rol oynadığını söyleyen Lehmiller, barlardaki ve kulüplerdeki tüketiminizi azaltmanızı tavsiye ediyor. Bununla birlikte geleceği düşünerek ilişkinizi birinci sıraya koyun. Josephs, “İhanetin doğuracağı travmalara dair empati kurabilirseniz, bu riski almak istemezsiniz,” diyor.

ALDATMAK İÇİN YARATILMIŞSINIZ

Liseye ve üniversiteye giden insanların büyük bir kısmı ilişkileri bir oyun gibi görerek aldatmayı heyecanlı bir serüven olarak düşünür. İnsanların çoğu zaman hevesini aldığını ve oyun oynamanın bir işe yaramadığını anladığını söyleyen Josephs, “Alacağı hazzı erteleyebilen ve eylemlerinin uzun vadeli sonuçlarını kestirebilen kişiler aldatmanın matah bir şey olmadığını anlarlar,” diyor.

Ancak bazı erkekler bu anlamda olgunlaşamaz. Josephs, “Bu tarz kişiler bekârken seks konusunda seçici olmaz ve evlendiklerinde aldatmaya meyilli olurlar,” diyor. Aldatmaktan vazgeçmeyen kişilerin psikolojide karanlık üçlü olarak bilinen karakteristik özelliklere sahip olduğunu ifade eden Josephs, bunların narsizm (kibirlilik), psikopati (diğer insanların duygularını önemsememe) ve Makyavelist zekâ (ilişkilerinde manipülatif olma yolunu tercih edenler) olduğunu söylüyor. Bu kişiler özgürce davranarak kuralları yıkabileceklerini düşünür ve aldatma konusunda suçluluk hissetmezler. Bununla birlikte genel olarak değişime kapalıdırlar ve çoğu zaman evlilikleri tamamen bittiğinde reforma giderler.
Cadell, “İnsanlar güçlerini kötüye kullanabilir ve aldatmanın kendilerini üstün kıldığını düşünebilirler. Ancak bu sonsuza dek süremez. Sağlıklarında ya da maddi durumlarında sıkıntı yaşadıkları bir noktada uyanırlar ve her şeyin tozpembe olmadığını anlarlar,” diyor. Sevdiğiniz tüm özelliklere sahip olan bir kişi bulduğunuzda kendinizde hala yoldan çıkma potansiyeli görüyorsanız, terapist yardımı almak en doğrusu olacaktır.

İlişkiniz ve Cinsel Yaşamınız Hakkında Konuşun

Birçok erkeğin zayıflıklarını göstermekten ve duygularından bahsetmekten hoşlanmadığını söyleyen Josephs, “Öte yandan kendini doğru şekilde ifade edebilmek ilişki kalitesi ve tatminle bağlantılıdır,” diyor. Bu nedenle partnerinizle seks yaşantınıza dair neler beklediğinizi ve sorunlarınızı konuşun. Aynı zamanda partnerinizle aldatmaya nelerin yol açtığına dair bir noktada buluşun. İnsanların genellikle farklı fikirlere sahip olduğunu belirten Lehmiller, “Neyin kabul edilebilir olduğuna dair fikir birliğine vararak belirsizliklerin üstesinden gelebilir ve herhangi bir tarafın zarar göreceği davranışlardan kaçınabilirsiniz,” diyor. Bu tarz şeyleri konuşmak için en uygun zamanlar ilişkinin ilk evreleridir. Çünkü Lehmiller’a göre, bu konuşmalardan ne kadar kaçınırsanız, sonrası da aynı oranda rahatsız edici ve zorlayıcı olur.

Aldatmaya niyetleniyorsanız, bu eylemin ilişkiniz üzerindeki uzun vadeli etkilerini düşünün ve bu dürtünüzün temelinde yatan sebepler üzerinde durun. İnsanların samimiyetsiz olduğunda ve ilişkilerine dair hassasiyet göstermediğinde ayrıldığını söyleyen Josephs, “Risk almaya ve dürüst olmaya niyetli kişilerin daha iyi ilişkileri olur. Biraz korkutucu olsa da, bu kişilerin mühim karar anları olabilecektir,” diyor.

Son olarak, partnerinizi aldattıysanız, bu durumu halının altına süpürmek yerine yaptığınız şeyi üstlenin. Josephs, “Bazı ilişkiler, yapılan ihanet kabullenildiği zaman eskisinden daha iyi hale gelebiliyor,” diyor.

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Game of Thrones’tan ilişki sırları

-

Game of Thrones’un vahşi çiftlerinden ilham alan ilişki stratejileri ve tuzakları! İşte Game of Thrones’tan ilişki sırları!

İlişki rehberliği için Game of Thrones’a bakmak, kulağa ebeveynlik önerileri almak için Yıldız Savaşları filmleri izlemek gibi gelebilir. Ancak 14 Nisan’da final sezonuyla geri dönen HBO dizisinin tüm vahşeti ve kadın nefretinin arasında, farklılıklarını kılıçla çözmeyen erkekler için bazı aydınlatıcı romantik dersler var. Özellikle de güçlü, tutkulu, ejderha camı kadar sert kadınlardan hoşlanıyorlarsa…

Kinsey Institute’ten biyolojik antropolog ve kıdemli araştırmacı Helen Fisher erkeklerin ilişkide ne aradıkları üzerine çalışıyor ve araştırması, birçoğunun kendilerinden önemli ölçüde daha çok kazanan (yüzde 90) ve çok daha eğitimli (yüzde 86) kadınlara uzun vadeli sadakat göstereceğini belirtiyor. “Erkekler güçlü ve etkili kadınlar istiyor,” diyor Fisher. “Kadınların ekonomik ve sosyal açıdan erkeklerle eşit oldukları avcı toplayıcı zamanlara geri dönüyoruz.” Ancak Ejderhaların Annesi veya Yedi Krallığın Kraliçesi ile flört etmek bazı karmaşık güç dinamiklerini yönlendirmeyi içeriyor; bu, kimin daha büyük silaha sahip olduğundan daha fazlasını ilgilendiriyor. Kışın tüm getirdiklerine dayanabilecek daha güçlü bir ilişki inşa etmek için bu önerileri kullanın.

DAENERYS TARGARYEN VE JON SNOW

1. DERS: Ortak Amaçların Farkına Varın

Tanışmaları gerilim doluydu, her ikisi de Demir Taht’ı istiyordu ancak aralarında ortak bir nokta olarak Ölüler Ordusu’nu yenmeye olan karşılıklı adanmışlıklarını keşfettiler. Dany, Jon’un ejderha camı çıkarmasına izin verirken Jon da ona sadakatini sundu. Ardından da “insanlık için son umut biziz” sevişmesi geldi. Keşke ilk önce soylarına dair bir DNA testi yaptırsaydılar…

DERS: Önemli olan, hem çift hem de bireysel olarak yaşama dair hedeflerinizin ortak bir vizyonuna sahip olmak. “İhlal edilen beklentilerin ve çatışan yaşam hedeflerinin ilişkileri mahvettiğini gördüm,” diyor Missouri Üniversitesinden aile bilimi profesörü Kale Monk. “Biri çocuk isteyip diğeri istemediğinden nişanlarını atan danışanlarım oldu.” İlişkinizin sürmesini istiyorsanız, yaşamınızdaki mecazi Ak Yürüyenler’i tespit edin ve bunları yenilgiye uğratmak için birlikte çalışırken hemfikir olduğunuzdan emin olun. Her birinin diğerini desteklemek ve birlikteliklerini güçlendirmek için tavizler vermesi göz önüne alındığında, bu gibi çiftler modern olarak nitelendirilebilir.

CERSEI VE JAIME LANNISTER

2. DERS: Zararlı İlişkiden Kaçın

Bu ikizler birbirlerinin kötü yönlerini açığa çıkarıyorlar ve bu, sıklıkla şehvet yüzünden tetikleniyor. Jaime’nin, onları eylem halinde yakaladığı için bir çocuğu kuleden atmasını veya çiftin ölü oğullarının bedeninin yanında ilişkiye girmesini düşünün. İkisi de bunu sonlandırmayı denedi ancak her zaman birbirlerine geri döndüler.

DERS: Bu ister ebeveynleri kavga eden kişilerin öfkeli eşler seçmeleri olsun, ister alkolik ebeveynlere sahip kişilerin çok içen partnerlerle yakınlaşması olsun, zararlı ilişkiler sıklıkla çiftin ebeveynlerinde görülen kalıpları tekrar eder, diyor psikoterapist ve Marry Him’in yazarı olan lisanslı evlilik ve aile terapisti Lori Gottlieb.

“Evde’ hissetmeye karşı olan o çekim, yetişkinler olarak istediklerini yapmalarını, çocukken deneyimlediklerinden ayırmalarını zorlaştırıyor.” Döngüyü kırın: Zararlı kalıpları tespit etmeli ve işler kızışmaya başlarken bunları yeni etkileşim yollarıyla değiştirmelisiniz. Bu, bir terapistle çalışmanızı gerektirebilir.

SANSA STARK VE PETYR BAELISH

3. DERS: Ufak Yalanlar Dahi Birikir

Baelish, namıdiğer Serçeparmak, gerçekten arkasında duran tek kişi olduğuna onu inandırarak Sansa’nın güvenini kazanmayı denedi (hem de ne denemek!). Ancak sonunda gördüğümüz üzere, romantik teklifleri hesaplanmış ve politik adımlardı. (Ve Sansa’nın annesi Catelyn, gerçekten sevdiği tek kadındı.)

DERS: Kimse en başından beri Serçeparmak değildir. Dürüst olmamak, genellikle yavaşça, küçük beyaz yalanlarla başlar ve University College London’ın çalışmasına göre, ne kadar yalanla paçayı sıyırırsanız yalan söyleme ihtimaliniz o kadar artar. Aldatmacalarınız açığa çıktığında bıçağıyla sizi bekleyecek suikastçi bir kız kardeşiniz olmayabilir ancak ilişkinizin boğazı gerçekten kesilecektir. “Güven bir kez kırıldığında, tüm güven kırılır,” diyor Gottlieb. “Bunu geri kazanmak zorludur ve bazen de imkânsızdır. Önemli bir güven ihlali, ilişki devam etse dahi onu tamamen onaramayacağınız şekilde sıklıkla lekeler.”

MELISANDRE VE STANNIS BARATHEON

4. DERS: Ne Zaman Hayır Diyeceğinizi Bilin

Bir anlamda, Melisandre ve Stannis birbirlerine uygun bir çiftti. Melisandre onun Westeros’un tek gerçek kralı olduğuna, Yedi Krallığın Lordu olmanın kaderinde yazıldığına ikna olmuştu. Size bu kadar koşulsuz inanan bir eşinizin olması güzeldir. Ancak Melisandre, ona aynı zamanda tek kızı Shireen’i kurban olarak yakmasını da söyledi ve Stannis de bunu yaptı. Bu, açıkça sorunlara işaret ediyor.

DERS: Kontrolcü bir ilişkiyi düzeltmenin tek yolu, kendinize güvenmek ve sınırlar koymaktır, diyor Kaliforniya’dan terapist Sharie Stines. “Nerede başlayıp bittiğinizi ve diğer kişinin nerede başlayıp bittiğini bilin,” diyor. “Kendi kimliğinizi onlarınkiyle karıştırmayın. Başkalarından değil, yalnızca kendinizden, kendi düşüncelerinizden, hislerinizden ve davranışlarınızdan sorumlu olduğunuzu kendinize hatırlatın.”

Birbirlerinin dünya görüşlerini karşılıklı olarak genişleten çiftlerle duygusal manipülasyon arasında fark vardır. “Bir partnere tamamen bağımlı olmak, karar verme gücünün tamamına onların sahip olması, kendi bağımsızlığımızı ve benlik algımızı kaybetmemize neden olur,” diyor Monk. Partneriniz size yanlış veya korkutucu gelen, kızınızı ateş tanrısına kurban etmek gibi sizi rahatsız eden bir şey yapmanız için üzerinizde baskı kurmaya çalışıyorsa, hayır diyebilirsiniz. Hayır demelisiniz.

DAENERYS TARGARYEN VE KHAL DROGO

5. DERS: Konuşmayı Bırakın ve Onu Dinleyin

Başlangıçta, ilişkileri bir korku filmi gibiydi: Drogo kibirli, saldırgan ve cinsel olarak agresifti. Nihayetinde, eşit partnerlik gibi hissettiren bir evliliğe alıştılar. Ancak bu, Dany’nin, ordusunu denizlerin ötesine yürütebileceği ve Demir Taht’ta hak iddia edebileceği ısrarından partnerinizin üste geçip göz teması kurmasına izin verdiğinizde seksin çok daha ateşli olabileceğini hatırlatmaya kadar varan fikirlerini, Drogo dinlemeye başladıktan sonra oldu.

DERS: Kadınlar duygularına erişebilen, empati kuran ve hatalarını kabul eden erkekler ister, diyor The Love Gap’in yazarı ve yeni ilişki uygulaması Plum’ın CEO’su Jenna Birch. “Savunmasızlık pratik ister. Korkutucu hissettirmesi olağandır!” Partnerinizle bir bağ kurmak için özel zaman ayırın veya partneriniz konuşmak istediğinde ya da dalgın olduğunda hazır bulunun. Aklından neler geçtiğini sorun ve nazikçe derine inin. Tartışıyorsanız, sorununu çözmeye veya konumunu yargılamaya çalışmayın. Bunun yerine, durumu partnerinizin bakış açısından görmeye çalışın. “Partneriniz sizi pratik olarak, entelektüel olarak, duygusal olarak veya farklı yönlerden daha güçlü kılabilir,” diyor Birch. “Ancak yalnızca ona izin verirseniz…”

Devamı

SEKS & İLİŞKİLER

Erkekler en çok nerde sevişmeyi seviyor?

-

Erkeklerin en çok sevişmek istedikleri yer, düşündüğün gibi mutfak değil. Çünkü erkeklerin %73’ü duşta sevişmeyi istiyor!

Genellikle aklımıza hep mutfak fantezileri gelir ve erkeklerin mutfakta seks yapmak için çırpındığını düşünürüz. Fakat anketin sonuçları bizi mutfaktan çıkarıp su altı dünyasına sürüklüyor.

Aslında erkeklerin bu tutkuları biraz anlaşılabilir bir durum. Her halükarda zaten duş alacağın için, neden iki iş birleştirilip tek bir seferde halledilmesin ki? Duşta seks yapanlar da bu tutkularından vazgeçme niyetinde değil. Duşta seks yapmış olan insanların %81’i bunu bir kez daha denemek istediklerini belirtiyorlar.

Ankette ayrıca, insanlara duşta seks yapmayı en çok hangi mevsimde tercih ettikleri de sorulmuş (Bilim sağ olsun, durduramıyoruz.). Sonuçlara göre, %56’sı duşta seks için en çok yaz aylarını sevdiklerini belirtiyorlar.


Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com