Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Aşırı spor kireçlenme yapar mı?

Umut Doğan Yıldız

-

 

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak, aşırı spor yapmanın ve aşırı kiloların kireçlenmeye neden olabileceğini söylüyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak, Halk arasında kireçlenme olarak bilinen, en sık olarak diz, kalça, ayak bileği eklemlerinde görülen osteoartritten korunmak için yeme ve spor alışkanlıklarında aşırılıklardan uzak durmak gerektiğini belirtiyor.

Kireçlenmenin en önemli belirtisi ağrı!

Genellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan; kilo, aşırı spor yapımı gibi durumlarla tetiklenen ve ağrılar ile kendini hissettiren kireçlenme, özellikle 60 yaş üstü kişilerin kabusu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak, “Zaman içinde, belirli bir hastalığa bağlı olarak ya da yaşlanmaya bağlı şekilde eklemlerin yıpranması, aşınması, kıkırdakların deforme olması sonrasında eklem yapısının bozulması” şeklinde tanımladığı kireçlenmeyi seramik kaplı tava örneği ile açıklıyor. “Omurların arasındaki her bir bağlantı eklemdir. Eklemler, kıkırdak ile kaplıdır. Kıkırdak, ağrısız hareket sağlayan, parlak, kayganlık taşıyan yüzeylerdir. Bu aynen seramik kaplı bir tava gibi düşünülebilir. Burada tava kemiği, seramik ise kıkırdağı ifade ediyor. Seramikte bir aşınma varsa ve alttaki demir açığa çıkmışsa siz artık o tavayı kullanamazsınız. Çünkü yıpranmıştır. Aynı şey eklemlerimiz için de geçerli. Eğer kıkırdak tabaka yıpranmışsa ve alttaki kemik açığa çıkmışsa, kireçlenme vardır” diyen Doç. Dr. Selami Çakmak, kireçlenmenin en önemli belirtisinin ağrılar olduğunu söyleyerek konu hakkında şu bilgileri veriyor: “Kireçlenmede en önemli ve en sık rastlanan belirti ağrıdır. Özellikle yürüme sırasında yüke çok maruz kalan ve yıpranma riski en fazla olan diz, kalça, ayak bileğinde ağrılar ile çok sık karşılaşıyoruz. Kireçlenme ilk belirtisini yürüme esnasında hissedilen, merdiven inip çıkmada ortaya çıkan ağrı şeklinde gösteriyor. Hastalık ilerlediyse ağrıdan sonra kilitlenme dediğimiz dizde hareket kısıtlılıkları da başlayabiliyor.”

İltihaplı eklem romatizması nedir?

“Ağrılar fıtıklaşmada yayılıyor, kireçlenmede ise noktasal”

“Fıtıklaşmada beliniz ağrır, ağrı bir süre sonra bacağınıza vurur, ayak parmaklarınızda uyuşma hissedersiniz. Fıtıkta elektrik çarpması tarzında kalçanızın, dizinizin arkasına doğru yayılan ağrılar vardır. Kireçlenmede ise ağrılar genellikle noktasaldır” diyen  Doç. Dr. Selami Çakmak, kireçlenme ile fıtığın çok farklı hastalıklar olduğunu ve muayene bulgularının da farklı olduğunu belirtiyor.

“Tedavi yöntemi evreye göre belirleniyor”

Osteoartrit tedavisinde seçenekler hastanın durumuna göre düzenleniyor. Hastalığın ilk evrelerinde baston, dizlik, ayakkabı destekleri gibi yardımcıların kullanımı öneriliyor. Eğer hastanın kilosu fazla ise, bu durum kireçlenme riskini arttıracağından kilo vermek de önem taşıyor.

Korunmak için neler yapılabilir?

Kilo verin:  “Vücuda alınacak bir kilo dizin üzerine 5 kilo olarak yansır, dolayısıyla verilen bir kilo da dizin üzerindeki yükü 5 kilo azaltır” diyen Doç. Dr. Selami Çakmak, kilo azaldığı zaman kireçlenme riskinin de azalacağını belirtiyor.

Sporda aşırıya kaçmayın: “Özellikle spor sırasında oluşan ağrıları dikkate almak gerekiyor. Örneğin üç kilometre koştuktan sonra bir ağrı hissediyorsanız durun. Ağrılar bize vücudumuz tarafından verilmiş bir sinyaldir” diyen Doç. Dr. Selami Çakmak, yeme alışkanlıklarında olduğu gibi sporda da aşırıya kaçmamak gerektiğini vurguluyor.

Gün içinde hareket edin: Özellikle ofis çalışanlarının gün içinde kendilerine 5-10 dakika ayırarak gerdirme, çömelip kalkma gibi kültür fizik hareketleri yapmalarını öneren Doç. Dr. Selami Çakmak , “bu şekilde gün daha rahat geçer ve eklemlerin üzerindeki esneklik de sağlanmış olur” diyor.

 

Eklem ağrıları nasıl giderilir?

 

İlaçtan protez ameliyatına kadar çeşitli tedaviler mümkün

Eklem kireçlenmelerinin tedavisinde erken dönemde  kilo verme, yüklenmeyi azaltmak için baston, özel tabanlık, dizlik kullanma gibi düzenlemeler yapılıyor. Hasta fayda görmezse bir sonraki aşamada ilaç tedavisine geçiliyor. “Ağrı kesiciler, ödem önleyici tedaviler, soğuk buz uygulamaları ile hastanın tedavisine başlanabilir. Yine fayda görülmez ise eklem içi enjeksiyonlar yapılır. Eskiden yaygın olarak kortizon enjeksiyonu kullanılıyordu. Biz bunu artık çok tercih etmiyoruz. Çünkü kortizonun faydasının yanında zararı da olduğu, uzun dönemde kıkırdaktaki yıpranmayı daha da ileri götürebildiği artık biliniyor. Dolayısıyla erken ve orta dönem kireçlenmelerde kortizon enjeksiyonundan kaçınıyoruz”  diyen Doç. Dr. Selami Çakmak, son dönemde PRP ve kök hücre uygulamalarının yoğun olarak kullanıldığını belirtiyor. Hastanın kendi kanından elde edilen ve PRP olarak bilinen trombositten zengin plazma enjeksiyonu, saç ekiminde, yüz gençleştirmede olduğu gibi ortopedide de son dönemde en çok tercih edilen enjeksiyonların başında geliyor. Bu uygulamada kanın içinde bulunan ve aslında kanı pıhtılaştırma rolü olan hücrelerin içindeki birtakım iyileştirici ve yenileştirici faktörler  bir enjektör halinde toparladıktan sonra dizin içine enjekte ediliyor ve böylece dizin içindeki kıkırdak yıpranmasının durdurulması ve yenilenmesi hedefleniyor. “Bu uygulama ile hastalarda ciddi yararlar görüyoruz. Şikayetlerde yüzde 90’a yakın azalma oluyor. Türkiye’de bizim yedi yıldır uyguladığımız bu yöntem henüz yüzde yüz kanıtlanmış değil, hakkında bilimsel çalışmalar devam ediyor” bilgisini paylaşan Doç. Dr. Selami Çakmak, bir diğer tedavi yöntemi olan kök hücre uygulaması hakkında da şu bilgileri veriyor: “Kök hücrenin elde edilme yöntemi olarak iki yöntem var. Bunlardan birincisi kemik iliğinden almak, ikincisi ise karın yağından elde etme yöntemi. Hastanın yaşının genç olması buradaki başarı şansını artırıyor.”

“İleri aşamalarda eklem protezi ameliyatları yapılıyor”

Kireçlenmenin birinci ve ikinci evresinde ilaç, RPR, kök hücre gibi tedaviler kullanılırken üçüncü ve dördüncü evrede yani eklemde ciddi hareket kısıtlılığı olduğunda, kireçlenen eklem yüzeyini değiştirmek için kısmi ya da tam eklem protezi ameliyatları yapılıyor. Ameliyat kararının hastalığın derecesi, hastanın ne kadar şikayeti olduğu ve hastanın ne istediği ile ilgili olduğunu belirten Doç. Dr. Selami Çakmak, ameliyatların yüz güldürücü sonuçlar verdiğini söyleyerek şu açıklamalarda bulunuyor: “İç tarafta aşınma daha fazla ise bazı hastalarda sadece iç tarafı değiştirme ameliyatı yapılabilir ama iki tarafta da aşınma varsa tam protez dediğimiz bir yüzey değiştirme ameliyatı yapıyoruz. Protez ameliyatları dünyada yapılan tüm cerrahi ameliyatlar arasında en çok yüz güldürücü olanı. Ameliyat ile hastanın ağrısı tamamen gideriliyor ve yaşam kalitesi artıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise, ameliyatların kişiye özel planlanması. Kişinin tansiyon, şeker, kalp ya da böbrek rahatsızlıkları varsa ona göre planlama yapmak gerekiyor.”

SAĞLIK

Güneş lekeleri nasıl geçer

Umut Doğan Yıldız

-

Güneş yaşam kaynağı hatta D vitamin sentezi için çok önemli bir unsur. Ama güneş ışınlarının bize verdiği zarar ortada. Güneş lekeleri nasıl geçer? İşte öneriler.

Güneş ışınlarına uzun süre ve yüksek dozda maruz kaldığımızda cildimizde beliren lekeler keyfimizi kaçırabiliyor.

Yazın güneşin UVA ve UVB ışınlarının dünyaya daha dik ve etkili gelmesinden dolayı güneşin cilt üzerindeki zararı artar. Yoğun güneşin etkisiyle nemi azalmış derimiz sonbaharla beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar. Yenilenmeye çalışan derinin ölü hücreleri atılırken düzensiz pigmente olmuş alanlar, cilt üzerinde kendini leke olarak göstermeye başlar. Bu lekeler ten rengi koyu olanlarda daha çok görülür.
Güneş lekelerini artıran faktörlerden biri de tedavi amacıyla kullandığımız ilaçlar. Örneğin, doğum kontrol hapları, tetrasiklin grubu antibiyotikler, isotretionin içeren akne ilaçları vb. Bunların dışında gebelik dönemi, emzirme dönemi, solaryum, bazı hormonal hastalıklar ve genetik faktörler de güneş lekelerinin etkilerini artırmada etkilidir.

Güneş lekeleri görüntü olarak rahatsız ettiği gibi bazen de deri kanseri habercisi olabildiği için önemlidir.

Sonbaharın gelmesiyle güneşin etkileri azalır ve biz ortaya çıkan lekelerle mücadele etmeye başlarız. Leke tedavisi zaman ve sabır isteyen bir süreç ancak tedavi edilmedikçe renk daha da koyulaşır renk koyulaştıkça da tedavi süresi uzar. Bu da kişinin görünümüne bağlı olarak ruh sağlığını, ilişkilerini ve özgüvenini önemli ölçüde etkiler.

GÜNEŞ LEKELERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR

Güneş lekelerinin tedavisinde ilk adım güneş lekelerinin artmasını engellemek… Bunun için de mevsim ne olursa olsun güneşe çıkmadan önce mutlaka ellerimiz ve vücudumuz için SPF’si en az 15 faktör, yüzümüz için SPF’si en az 30 faktör güneş koruyucu bir ürün kullanmamız ve bunu belli aralıklarla tekrar etmemiz gerekir. Güneş kremi denince akla genelde yaz ve tatil gelse de güneş kremi kullanımını günlük yaşantımızda rutin hale getirmemiz gerekir. “Yaz geçti artık bir şey olmaz” demeden dört mevsim güneşten korunmaya devam…

Leke tedavisinde leke giderici ve renk açıcı ilaç, kozmetik ve dermokozmetik ürünler tek başına ya da fizyolojik metotlarla beraber kullanılır. Retinol içeren kremler deriyi pul pul dökerek güneş lekelerini hafifletmeye yardımcı olur. Hidrokinon, kojik asit, C vitamini, arbutin, glikolik asit vb. içeren ürünler de kullanılmaktadır ancak bu kremlerin bazıları güneşe duyarlılığı artırdığından gece sürülüp sabah iyice temizlenip üzerine güneş koruyucu kullanmak gerekir. Gerçi son yıllarda yazın da rahatlıkla kullanabileceğimiz dermokozmetik ürünler piyasada yer almaya başladı. Bunların yanında güneşin UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu olarak antioksidanlar kullanabiliriz. Vitamin C, koenzim Q10, resveretrol içeren üzüm çekirdeği ekstresi bunlardan bazılarıdır.

Tedavi aşamasında leke kremleri dışında fizyolojik metotlarda uygulanabilir demiştik. Deriyi soyma yöntemlerinden biri olan kimyasal ve enzimatik peeling, leke giderici ilaçlardan oluşan karışımların cilt altına enjekte edilmesiyle yapılan mezoterapi, cildin en üst tabakasını soyan fraksiyonel lazer, özel bir cihaz sayesinde buz kristallerinin cilt altındaki kolejenleri aktive ederek yapılan dondurma ve buz terapisi, trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması PRP bunlardan bazılarıdır.
Tedavindeki başarının devamı için doğru yöntemlerle güneşten korunmak bunun için de güneş koruyucu ürünleri yaz kış kullanmak gerektiği unutulmamalı. Lekesiz ve düzgün bir cilt için buna değer!

Devamı

SAĞLIK

Sakal yapısına göre tıraş

Umut Doğan Yıldız

-

Kimi erkekler tıraş makinesinden vazgeçmez. Kimi de ısrarla jilet kullanmaya meyillidir.

Oysa doğru tıraş diye bir kavram var ve bunun sırrı da erkeklerin sakal yapısında gizli.

Doğru ürün tercihinin ise bazı avantajları var. Bu seçim sizleri kıl dönmeleri, kesikler, jilet yanmaları ve enfeksiyonlardan koruyabiliyor! İşte doğru seçim yapmanıza yarayacak bazı ipuçları:

*Kuru, yağlı ve hassas ciltlerin her birinin ihtiyacı farklı olduğu için ürün seçimi de farklılık göstermek zorunda.

*Sakal tıraşında önemli olan zaman ve para! Her gün sıfır tıraş olmak isteyenler tıraş bıçağını, hızlı ve pratik tıraş isteyenler tıraş makinesini tercih etmeli.

*Tıraş makineleri sakalları daha hızlı tıraş ediyor. İnce, kalın, kıvırcık, düz demeden her türlü sakala uygulanabiliyor. Cilt üzerinden kaydırarak kullanıldıkları için aynı nokta üzerinden bir kez geçmek yeterli oluyor. Daha ağır olsalar bile elektrik olan her yerde köpük, jel, sabun ve su olmadan da kullanılabiliyorlar. Kıl çekilmeleri, dönmeleri veya kesiklere karşı da güvenliler.

*Jiletler ise tıraş makinelerine göre fazla zaman alıyor ve daha fazla uğraş gerektiriyor. Başlıkları ucuz ama uzun vadede tıraş makineleri daha kârlı. Kuru tıraş imkânı tanımadıkları için banyo dışında kullanılmıyorlar. Kesikler, kıl dönmeleri ve jilet yanmalarına sebep oluyorlar.

Devamı

SAĞLIK

Akıllı ilaç kullanımı

Umut Doğan Yıldız

-

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin ediliyor ve satılıyor. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanıyor!

İlaçlar, hastalıklardan korunma, teşhis ve tedavi için kullanılan kimyasal, bitkisel ve biyolojik ürünlerdir. Belirli dozlarda ve kontrollü bir şekilde kullanınca istediğimiz etkiyi sağlarlar. Fakat vücuda alınan bu ilaçların tamamen zararsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Beklenen etkilerin yanında olası yan etkilerin görülmesi mümkündür. Doğru kullanıldığında kontrol altına alınabilen bu olası yan etkiler, kullanım sırasında yapılan bazı ihmaller ve hatalardan dolayı daha çok hissedilebilir. Örneğin ilaçlarla alınmaması gereken bir besinin vücuda alınması ile ilacın etkisizleşmesi mümkündür. 

Hastaların rahatsızlığına ve bireysel özelliklerine göre uygun olan ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyetle ve kolayca ulaşabilmesi “Akılcı İlaç Kullanımı” olarak tanımlanır. 

Neden Akılcı İlaç Kullanımı

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin edilmekte ve satılmaktadır. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanmaktadır. Yanlış, gereksiz ve etkisiz ilaç kullanımı tüm dünyada görülen bir problemdir. Bu durum, yan etki riskinin artmasından hastalık ve ölüm oranlarının yükselmesine kadar birçok soruna neden olmaktadır. 
 
Ülkemiz de yanlış ilaç kullanımı sıralamasında dünyada üst sıralarda yer almakta olup bireylerin kronikleşmiş rahatsızlıklarında tek başına tedaviye karar vermesi (sürekli baş ağrısında içilen ağrı kesiciler), saklama koşuluna uygun saklanmayan ilaçların bozulması (örneğin oda sıcaklığında saklanması gereken bir şurubun buzdolabında saklanınca şekerlenerek bozulup etkisizleşmesi), eczane dışından alınan gıda takviyeleri, vitaminler, bitkisel takviyeler, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı toplumumuzda en sık görülen akılcı olmayan ilaç kullanımı örnekleridir. 

Tüm bu yanlışlar toplum sağlığını tehdit etmekle birlikte mali açıdan da kayıplara neden olmaktadır. Bu problemlerin üstesinden gelebilmek için çeşitli çözüm yolları üretilip geliştirilmiştir. Akılcı ilaç kullanım çalışmaları toplum sağlığına önemli katkılar sağlayarak tüm sağlık politikalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kullanılan ilacın hasta birey için etkili, güvenli, uygun ve düşük maliyetli olması akılcı ilaç kullanımının önemli kriterleridir. 

Hekim, eczacı ve hastanın rolü 

Hastalık belirtilerini hissetmemizle beraber ilaç kullanımına giden yolculuğumuz başlar. Rahatsızlık hissettiğimizde hekime muayene olmamızla beraber hekimimiz problemimizi tanımlar, ilaçlı ya da ilaçsız tedaviye karar verir. Eğer ilaçlı tedaviye karar verilmişse uygun ilaç seçimi, dozu ve kullanım süresi belirlenerek reçetemiz hekimimiz tarafından yazılır.  

Hekim muayenesi sırasında hastaya düşen sorumluluk, şikâyetlerine ek olarak kullanmakta olduğu veya  en son kullandığı ilacı ve varsa alerjik durumunu mutlaka hekimine bildirmelidir. Çünkü hekim tüm bu bilgiler ışığında en uygun reçeteyi yazabilecektir. 

Reçeteyi edindikten sonra ilaçların hangi dozda, hangi sıklıkla kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı, ilacın olası yan etkileri ve etkileşimleri hekim ve eczacı tarafından hastaya ya da hasta yakınına tam olarak anlatılmalı ve devamında hasta tarafından doğru şekilde uygulanmalıdır.  

Hastalar hekim tarafından önerilen dozu, önerilen miktarda ve sürede, doz atlamadan kullanmalıdır. İlaçları kullanırken doz zamanlamasında sabah, öğle ya da akşam gibi gün dönümleri yerine saat aralıkları kullanılmalıdır. Örneğin “Günde 3 defa” şeklinde reçetelenmiş bir ilaç, sabah-öğle-akşam şeklinde değil 8 saatte 1 şeklinde kullanılmalıdır. İlacınızı aç karnına almak yemekten 30 dakika öncesine, bazı ilaçlarda 1 veya 2 saat öncesine denk gelmektedir. Yemekten hemen önce alınması gerekiyorsa eczacınız tarafından belirtilmektedir.
 
Hastalar eczanelerden reçeteleri ile aldıkları ilaçların kullanımını hekim ve eczacıdan öğrendikten sonra ilaçları mutlaka kullanma talimatına göre saklamalıdır. Uygun şekilde saklanmayan ilaçlar bozulabilir, etkisizleşebilir. 

Hastalar, hekim ve eczacı önermedikçe ilacı bölerek, çiğneyerek ya da suda çözerek kullanmamalıdır. Çünkü her ilaç bu şekilde kullanıma uygun üretilmemiştir. 

İlaç ve ilaç dışı bitkisel takviyeler, vitaminler ve dermokozmetik ürünler mutlaka eczaneden alınmalıdır. Eczane dışından alınan bu ürünlerin satın alınana dek geçen sürede ne şekilde saklandığından, orijinal ürün olup olmadığından ve son kullanma tarihinin değiştirilip değiştirilmediğinden emin olmak mümkün değildir. Tedavi iddia eden gıda takviyelerinden kaçınmak ve eczacınıza danışmadan kesinlikle kullanmamak gereklidir. Özellikle kilo verdirme iddiasıyla internette satılan ürünlerden uzak durmak gerekir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com