Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Antibiyotikler işe yarar mı?

-

 

Antibiyotikbazen işe yaramaz! İşte antibiyotiklerin işe yaramadığı durumlar.

Antibiyotiklere dirençli bakteriler önemli bir tehdit çünkü gereksiz yere kullanılan antibiyotikler, bu bakterilerin direnç kazanmasını sağlıyor. Mevsim bahar olunca, biz de bir kere daha yanlış antibiyotik kullanımına karşı herkesi uyarmak istedik. Buna göre;
Nezle: Birbirinden farklı 200 virüsün sebep olduğu nezlede antibiyotik kullanılmaz çünkü antibiyotikler virüsleri öldürmez! Nezle olduysanız burun tıkanıklığı giderici, ateş düşürücü, vitamin ve bol bol sıvı tüketin.

Boğaz Ağrısı: Yetişkinlerin yüzde 5-10’unda boğaz ağrısının sebebi streptokok bakterilerdir. Eğer böyle bir durum varsa doktorunuz zaten ilaç verecektir. Yoksa ağrıyı hafifletecek pastillerden kullanabilirsiniz.
Bronşit: Nefes almakta zorlanıyorsanız bakteriyel zatürree geçiriyor olabilirsiniz. Bu durumda mutlaka doktora görünmeniz gerekir. Zatürree değilseniz antibiyotik zaten işe yaramaz. Doktorun vereceği ilaçları almanız ve bol sıvı tüketmeniz gerekir.

Sinüs Enfeksiyonu: Vakaların % 98’i virüs kaynaklıdır ve antibiyotik zaten bir işe yaramaz. Sinüs enfeksiyonu genellikle 10 günde geçer ama geçmiyorsa doktora görünün çünkü tıkalı sinüsler başka bir enfeksiyona sebep olabilir ve antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Başarısızlığı kabullenememek size ne yapar?

-

Başarısızlığı kabullenmek ya da kabullenememek size ne yapar? Hayatınızdaki etkisi nedir? Beraber inceleyelim.

Suikastından iki yıl önce, Robert Kennedy ırkçılık hareketleri esnasında (apartheid) Güney Afrika’yı ziyaret etti ve Cape Town Üniversitesinde bir konuşma yaptı. New York senatörü, “Ne zaman bir insan inandığı bir idealin arkasında dursa veya başkalarının da hakkını gözetmek için harekete geçse… o kişi küçük bir umut dalgası oluşturur,” dedi. Bu konuşma, Jim Crow yasalarının Amerika’yı böldüğü ve Nelson Mandela’nın terörist kabul edildiği zamanlarda hala tartışmalı bir konu olan ırkçılığın adaletsizliğine karşı bir yakarıştı. Kennedy siyasal olarak büyük bir tepki çekmeyi göze almıştı fakat 1966 yılının o sıcak haziran akşamında da söylediği gibi, “Sadece çok başarısız olmaya cesaret edenler çok büyük işler başarabilir.”

Başarısızlıktan korkmak

Başarısızlıktan korkuyoruz ve bunun için haklı sebeplerimiz var. Çok hata yaparsanız insanlar sizin dikkatsiz, beceriksiz ya da sadece aptal olduğunuzu düşünebilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırma* bu durumdan kaçınmayı giderek daha çok önemsediğimizi gösterdi: 1989 ve 2016 yılları arasında, başkalarının beklentilerine göre yaşama isteği üçte bir oranında arttı. Çalışmanın yazarları, sosyal medya ve usanmak bilmeyen rekabetçi toplumun körüklediği mükemmeliyetçi davranışların “mantıksız isteklere” yol açtığı konusunda uyarıyor. Mükemmele ulaşmaya çalışmak sizi sonunda daha mutlu ya da sağlıklı yapmıyor; aslında, bunun tam tersine daha çok rastlanıyor. Bir başka çalışma, mükemmeliyetçilik puanları daha yüksek olan kişilerin “önemli ölçüde” daha yüksek ölüm riski** taşıdığını buldu çünkü bu özellik beden algı bozukluğu ve depresyonla ilişkilendiriliyor.

Başarısızlığı kabullenmek

Başarısızlığı kabullenmeyi söylemesi tabii ki yapmasından daha kolay. Ancak beyninizi bu korkuyu aslında bir heyecanmış gibi algılaması konusunda kandırırsanız, bunu yapmak mümkün. Cosmopolitan’ın editörü ve Discomfort Zone’un yazarı Farrah Storr, “Hızlı çarpan bir kalbi, terleyen elleri ve kurumuş bir ağzı korku işaretleri olarak algılıyoruz ancak heyecanlandığımızda da aynı semptomları deneyimliyoruz,” diyor. “Eğer bu semptomları bir meydan okuma işareti olarak algılarsanız, ciğerleriniz genişler, oksijen vücudunuzda daha rahat dolaşır ve siz de daha açık kararlar verirsiniz.” Bu strateji, 2014 yılında gerçekleştirilen ve kendinize “Heyecanlan!” diyerek zihinsel değişimi yakalamanızı öneren bir Harvard çalışması tarafından onaylandı.

Kimse mükemmel değildir. Bazen başarısız olacağınızı kabullenirseniz, genel kanının aksine belki de umut dalgaları yaymak konusunda daha mutlu, güvenli ve özgür olursunuz.

Devamı

SAĞLIK

Kolajen protein nedir?

-

Antrenman partneriniz kolajen protein kullanıyor. Siz de whey protein kullanıyorsunuz. İşte merak ettiğiniz soru: Kolajen protein nedir?

İşte besinler konusunda bir revizyon daha. Cildin yaşlanmasını engelleyen ürünlerin reklamlarından bildiğimiz bu protein, şimdilerde fitness için de bir takviye gıda olarak görülüyor.

Kolajen proteinleri de yüzünüze sürmeniz değil, diğer proteinler gibi içerek tüketmeniz gerekiyor. Kolajen proteinlerin, kreatinin yapı taşlarından biri olan glisin nedeniyle faydalı olduğu söylense de, Examine şirketinin gıda analisti Kurtis Frank’in bu konuya dair şüpheleri var.

Birçok proteinin bol miktarda glisin içerdiğini ifade eden Frank, “Kolajeni benzersiz göstermek de bu nedenle bana satış taktiği gibi geliyor,” diyor.Bununla birlikte kolajenin enflamasyonları önleyici etkisi vardır ve eklemlerinize dair sorunlarınız varsa ağrılarınızı hafifletebilir. Günlük kullanım konusunda ise Frank, “Proteinlerin diğer formlarına göre çok fazla glisin ve çok az glutamin içerir,” diyor.

Devamı

SAĞLIK

Bir HIV hastası daha tedavi edildi

-

Bilim insanları ilk tedavi edilen hastanın mucize eseri iyileşmediğini ve HIV’in tedavisinin mümkün olduğunu kanıtladı.

HIV / AIDS tedavi ediliyor mu?

Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmaya göre, otuz yıl önce keşfedilen ve AIDS’e sebep olan bu virüse sahip bir hasta daha tedavi edildi. HIV’in ilk tedavi edilişinden bu yana 10 yıldan fazla süre geçti. Her iki hastaya da kanser tedavisinin yanında mutasyona uğramış, HIV’e dirençli proteinler nakledildi. Yıllar süren çalışmaların ardından ikinci kez bir hastanın tedavi edilmesiyle beraber bilim insanları zor olsa da HIV’in tedavisinin mümkün olduğunu, ilk hastanın bir mucize olmadığını ortaya koydular.

Türkiye’de HIV virüsü hakkında bilgi almak için tıklayınız!

 “Londralı Hasta” lakaplı hastaya HIV teşhisi 2003’te konuldu. Hasta, 2012’den beri güncel standart antiretroviral  (uzun süreli etki eden virüslere karşı olan) tedaviyi alıyordu. Hastaya daha sonra bir lenf sistemi kanseri olan Hodgkin Lenfoma teşhisi kondu. Londralı Hasta, akabinde kemik iliği nakli ve kemoterapi tedavisi gördü.

Nakil, CCR5 proteininin mutasyona uğratılmış bir versiyonunun hastanın vücuduna enjekte edilmesiyle gerçekleştirildi. HIV virüsü normalde bağışıklık hücrelerinin yüzeyinde bulunan proteinlere ​​yapışarak vücuda yayılır. Ancak bu özellikli bir mutasyon virüsün hücrelere saldırmasını önlüyor. Kemoterapi ise HIV hücrelerinin çoğalmasını engelliyor. Böylece virüs tarafından enfekte edilen hücre sayısını da azalıyor. Bağışıklık hücrelerini HIV’e dirençli versiyonlarla değiştirmek, araştırmacıların enfeksiyonu iyileştirmek için bir yol yarattığını gösteriyor.

12 yıl önce “Berlin hastası” ile yaşanan da tam olarak buydu. Aynı şekilde ona da kemik iliği ve mutasyona uğramış CCR5 proteinleri nakledildi fakat hasta neredeyse ameliyat sırasında komplikasyonlar ve bağışıklık baskılayan ilaçlar nedeniyle hayatını kaybediyordu. Araştırmacılar virüsün gerilemesinin sebebinin hastanın vücudunun yaşadığı sarsılma olup olmadığı konusunda kararsız kalmışlardı.

University College London’daki araştırma grubunun başındaki virolog Dr. Ravindra Gupta, The New York Times’a verdiği demeçte, “ Herkes HIV’i tedavisi olabilmek için neredeyse ölmek gerektiğini sanıyordu fakat belki de gerekmiyordur,” diyor.

Bu başarılı ikinci tedaviden sonra bilim adamları gelecekteki uzun vadeli tedaviler için umutlu. Tedavide yapılan iki nakil yerine tek nakil ve daha düşük yoğunlukta kemoterapi gibi değişiklikler Londra Hastasının tedavi sürecini daha az ağrılı kıldı.

HIV enfeksiyonu sorunu çözülüyor mu?

Ancak bu durum, kemik iliği naklinin ve kemoterapinin HIV enfeksiyonunun standart tedavisi olacağı anlamına gelmiyor. Zira kemoterapi oldukça toksik bir işlem ve hastanın vücudunun nakledilen kemik iliğini reddetme ihtimali var. Araştırmalar, CCR5 protein mutasyonuna yönelik geliştirilen stratejilerin virüsün HIV-1 versiyonuyla enfekte olmuş kişiler için tedavi olabileceğini gösteriyor. HIV’nin başka bir türü olan X4, başka türdeki proteinlere tutunarak kişiye bulaşıyor.

Bundan böyle önemli olan, bu yeni keşfin nasıl kullanılacağı. Gen terapisi, CCR5 proteinini hedef alarak proteini mutasyona uğramış proteinlerle değiştirebilir fakat başarılı bile olunsa bu ihtimalin gerçekleşmesi için epey zaman var.

Yine de bu başarılı HIV tedavisi araştırmacılara ve hastalara umut oluyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nde Doçent Doktor Timothy Henrich, CNN’e verdiği umut dolu demeçte, “Umudum var. Bence HIV virüsüne dair büyük kitlelere uygulanabilecek güvenli bir tedavi mümkün fakat daha çok çalışmamız gerekiyor” şeklinde konuşuyor.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com