Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Allen Carr yöntemi işe yarıyor mu?

SAĞLIK

Allen Carr yöntemi işe yarıyor mu?

-

 

Sigarayı bırakma konusunda bir de Allen Car yöntemini mi denemek istiyorsunuz? Sizin için araştırdık: Allen Carr yöntemi işe yarıyor mu?

Konumuz, yaklaşık 200 yıldır insanlığın azımsanamayacak kadar büyük bir kısmının esiri olduğu keyif verici bir madde: Sigara. Yıllar geçtikçe ve toplumdaki bilinçlenme arttıkça tüketim oranı azalma gösterse de, bu bağımlılık insanların peşini kolay kolay bırakmayacak gibi görünüyor. Pençelerini size takmış bu canavardan kurtulmayı siz başarabilecek misiniz?

Röportaj: Saide Tokuç

Bugünlerde haberler, sürekli yeni bir “gün” kutlamasıyla karşımıza çıkıyor. Çoğunun asıl amacının pazarlama olduğunu, size alışveriş yapmak için bir sebep vermekten başka anlamı olmadığını biliyoruz. Bugün dünya dondurma günü, hadi kendinizi çikolataya boğun; bugün dünya su birikintisine atlayıp arkadaşlarına sıçratma günü, yoksa kirlenmekten mi korkuyorsunuz? Anlam veremeyip geçiştirdiğimiz tüm bu günler içinde, bu ay aslında çok önemli olan bir günü kaçırabiliriz: 20 Kasım Dünya Sigarayı Bırakma Günü.

Sigaranın ne kadar zararlı olduğunu 7’den 77’ye hepimiz biliyoruz; kamu spotları, sigara paketleri üzerindeki uyarılar, kapalı alanda içme yasakları… Caydırıcı tüm önlemlere rağmen, sigaranın fiziksel ve psikolojik bağımlılığı kaos içinde geçirdiğimiz günlük hayatın bıktırıcılığıyla birleşince elimizin sigara paketine gitmesine engel olamıyoruz. Artık herkesin, sigara kaynaklı hastalıklardan biri yüzünden kaybettiği veya kaybetmenin kıyısına geldiği bir akrabası, arkadaşı, tanıdığı var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine baktığımızda, 2016’daki ölümlerin yüzde 27’sinin sigara kaynaklı olduğunu görüyoruz. Prof. Dr. Cevdet Erdöl, sigara için “kitle imha silahı” benzetmesini yapıyor. Çocukluk yaşlarında özenilerek, arkadaş sohbetlerinde bir taneden bir şey olmaz denilerek başlayan “masum” bir ilgi, yaşam boyu içinde çırpındığınız bir bataklığa dönüşüyor.

Tüm dünyayı hiçbir ayrımcılık olmadan, tek çatı altında birleştiren belki de tek şey sigara. Ve maalesef, bu hiç de iyi bir amaçla gerçekleşmiyor. Belki sigarayı bırakmak istiyorsunuz, belki aldığınız keyfi sağlığınızdan önemli görüp bırakmayı düşünmüyorsunuz, belki de şu an kendinizi hazır hissetmiyorsunuz, sıkıntılı dönemi atlatıp bırakmayı planlıyorsunuz ama o dönemin sonu gelmek bilmiyor. Bırakmayı gerçekten kafanıza koyup aksiyona geçmenize engel olan sayısız bahaneniz var. Ancak sabahları kokan bir nefesle uyanmak; sigaranızın bittiğini geç saatte fark edip nikotin ihtiyacınıza dayanamadığınızda gece soğuğuna söylenerek açık market aramak; otobüste, toplantıda, buluşmada kendinizi üzerinizdeki sigara kokusunu başkalarının alıp almadığını düşünürken bulmak ve çocuklarınıza kötü örnek olmak sizi üzse de, kendinizde bırakacak gücü bulamamak, sizi sigara aracılığıyla kaçmaya çalıştığınız o sorunlardan belki de daha çok yoruyor. Sizi anlıyoruz; birçoğumuz aynı yollardan geçti, geçiyor. Neleri denemedik ki? Çoğu başarısız olan ve yalnızca zaman ve para kaybıyla sonuçlanan bir dolu yöntem…

Tüm bunlar yüzünden, Allen Carr yöntemiyle karşılaştığımızda oldukça şaşkındık. Bize sigarayı bıraktırdıklarının kanıtı olarak birçok isim saydıklarında daha çok bilgi edinip sizinle paylaşmak istedik. Nihayetinde, neden kasım ayı bizim için bir dönüm noktası olmasın ki? Sigarayı bırakarak sağlıklı bir günlük yaşama, sağlıklı bir spor hayatına, zihne ve vücuda sahip olmanızı sağlayacak yöntemi ülkemize Emre Üstünuçar getirmiş. Kendisi hem Allen Carr Türkiye’nin kurucusu hem de seminer veren bir Allen Carr Terapisti. İşte, Allen Carr Türkiye ile olan röportajımızda hem bu yöntemle ilgili hem de ülkemizdeki faaliyetleriyle ilgili sorularımıza verdikleri yanıtlar:

1- Öncelikle Allen Carr kimdir? Allen Carr yöntemi nasıl işliyor?

Allen Carr, 33 sene boyunca günde ortalama dört paket sigara içmiş İngiliz bir finans uzmanıdır. Sigarayı defalarca bırakmayı deneyip her seferinde geri döner. 1983 yılında, tüm bu deneme yanılmalarının sonunda sigaradan kurtulur ve mutlu bir içmeyen olur. O gün eşine, “Dünyayı sigaradan kurtaracağım,” der ama ona kimse inanmaz. Bugün ise anlıyoruz ki doğru söylemiş. Bugüne kadar 20 milyondan fazla insanı sigaradan kurtaran yöntemi bulan kişidir.

Allen Carr Yöntemi asla sigaranın dezavantajlarıyla ilgilenmez. Sigara içicisinin neden içtiği ile ilgilenir ve içme isteğini bitirir. İç/içme çatışmasını bitirir ve kişiyi mutlu bir içmeyen yapar. Sigarayı kafada bitirmeyi sağlayan tek yöntemdir. Sigarada iki bağımlılık vardır: Fiziksel ve psikolojik. Fiziksel kısmı sigara sorununun yüzde 1’idir. 3 günde tamamen biter. Ama asıl sorun, bıraktıktan sonra hayatı işkenceye çeviren, içeni kıskandıran, kilo aldıran, mutsuz eden ve geri döndüren psikolojik kısmıdır. Allen Carr işte bu kısmı tamamen çözer.

2- Allen Carr metoduyla tanışma hikâyeniz hakkında bize kısaca bilgi verebilir misiniz?

Allen Carr yöntemini iki Alman eğitmen arkadaşımdan duydum. Merak ettiğim için 2003 yılında Londra’da bir seminerine katıldım ve o güne kadar bırakamadığım sigarayı kafamda bitirmeyi öğrendim. O kadar etkilendim ki, kendi eğitmenliğimi bırakıp Allen Carr Terapisti olmak için 1 seneye yakın eğitim aldım.

3- Bu yöntemi diğer sigara bırakma programlarından ayıran temel farklılıklar nelerdir?

• Asla zararlarını anlatmaz, dezavantajlarıyla ilgilenmeyiz.
• İrade gücü kullanmadan kurtulmalarını sağlarız.
• Nasıl yan etkileri olacağını bilemediğimiz hiçbir makine, araç, ilaç kullanmayız.
• Bu işi kafada bitirmeyi sağlayan tek yöntemi biz uyguluyoruz.
• Bugüne kadar bütün diğer sigara bırakma yöntemlerinin toplamından daha çok insanı kurtardık.
• Bizimle bırakanlar, yas tutan, mutsuz içmeyenlere değil, özgür hisseden mutlu içmeyenlere dönüşürler.
• Önemli olan bırakmak değil tekrar başlamamaktır ve Allen Carr’ın ana fikri kalıcı ve kolay olmasıdır.

4- Ülkemizde sunduğunuz hizmetlere dair bilgi verir misiniz? Bugüne kadar bu yöntemle Türkiye’de kaç kişi sigaradan kurtuldu?

Artık sayması zorlaştı çünkü internetteki videolarımızla da her gün onlarca insan sigarayı bırakmaya başladı, dolayısıyla on binlerce insanın kurtulmasına yardım etme şansımız oldu diyebiliriz.

Bireysel olarak insanlar canlı seminerlerimize gelebilirler ve en etkilisi budur. Bunlar grup semineridir ve altı saat sürer. Fakat grupla katılmak istemeyenlere özel bire bir VIP seminerlerimiz de mevcut. Yakında hem sigara bıraktıran hem içmeyenlere içen sevdiklerine nasıl yardım edeceklerini öğreten hem de anne/babalara çocuklarını korumayı öğreten online seminerimiz hazır olacak. Ayrıca kurumlara da sigarasız kurum olabilmeleri için danışmanlık veriyoruz. Türkiye’nin neredeyse tüm büyük kurumlarıyla çalışıyoruz.

5- Dünya genelindeki sigara bıraktırma istatistiklerinizi açıklar mısınız?

Dünyada 60’a yakın ülkede, 200’e yakın merkezde Allen Carr yöntemi uygulanır. Neredeyse hiç reklam yapmayız. İnsanlar dünyanın her yerinde Allen Carr merkezlerine tek bir sebeple gelirler çünkü tanıdıkları biri Allen Carr ile kurtulmuştur. Kendi kendine bırakma çabalarında başarı ihtimali ortalama yüzde 2,5’tir. Yani 100 insanın en fazla 3’ü başarır. Daha doğrusu başarmış görünür ama mutsuz içmeyen olur çünkü iradeyle direniyordur; kafasında bitirmeyi becermesi zordur. Bağımsız araştırmalar, Allen Carr yöntemine yüzde 65 civarında bir başarı oranı verir, yani kendi başına yapabileceği ihtimali neredeyse 30 kat arttırır. Bu konuda yüzde 95-99 gibi başarı oranları telaffuz edenlere kesinlikle inanılmamalıdır; bu hayal tacirliğidir, asla ama asla gerçeği yansıtmamaktadır!

6- Seminerler sonucu sigarayı bırakan bireylerin tepkilerinden bahseder misiniz?

Tabiri caizse bulutların üstünde yürürler bir süre, mutluluk ve özgürlüğü birlikte hissederler. Birçoğu gördüğü herkese anlatmak ister. İnanılmaz bir coşku yaşarlar. Hayatları siyah beyaz bir dünyadan renkli bir dünyaya geçmiş gibi olur. Çevrelerindeki diğer sigara içenleri bizim seminerlerimize gönderirler; isterler ki tüm tanıdıkları aynı deneyimi yaşasın. Biz buna “mutlu içmeyen olmak” deriz. Gözün önünden bir perde kalkmış gibi olur. Kişi yıllardır ertelediği, kaçındığı, başaracağına asla inanmadığı sorunu çözmenin öforik hazzını yaşar.

7- Sigara bırakma sürecini erteleyen, “Sigarayı bırakmak istiyorum ama henüz hazır değilim,” diyen ya da bu tür yöntemlerin kendinde işe yaramayacağını düşünen bireyler için önerileriniz nelerdir?

Her içici bir gün bırakmak ister ama o gün hiçbir zaman bugün değildir; sigaranın bir bağımlılık olması böyle bir şeydir. İçenler bağımlıdır. Bu bir tercih değildir. Alışkanlık değildir. Madde bağımlılığıdır. Bağımlılığın doğasında da sorunun çözümünü ertelemek vardır. Bir içici “Bırakmayı düşünmüyorum, seviyorum,” diyorsa, bırakmaktan çok korkuyorum demek istiyordur. Bırakma korkusu içici kalma korkusundan büyüktür.

Hazır hissetmek yoktur. Bize gelenlerin yüzde 80’i hazır hissetmeden gelirler. Hazır hissetmeyi beklerlerse, ömür boyu sigara içerler. Seminere katılarak kaybedecek ne olabilir ki? Olabilecek en kötü şey seminerden sonra içmeye devam etmektir. Kaybedecek hiçbir şeyleri yok ama kazanacak çok şeyleri var, o yüzden kendilerine bir şans versinler ve 20 milyonu kurtaran yöntemi denesinler.

8- Seminer sonucunda sigarayı bırakmayı başaranlarla başaramayanlar arasındaki en önemli fark sizce nedir?

Tek fark vardır, o da seminerde öğrettiklerimizi yapmak ya da yapmamaktır. Yaş, meslek, kaç adet içildiği, kaç sene içildiği değil, asıl kriter, seminerde verdiğimiz birkaç çok önemli kuralı uygulamaktır. Bu kurallara uyanlar ömür boyu özgür kalırlar.
Sigarayı nasıl bırakacağınızı bilmiyorsanız, bu dünyanın en zor işidir. Ama nasıl yapıldığını öğrenince dünyanın en kolay ve keyifli şeyidir sigaradan kurtulmak.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Kalori nasıl kısıtlanır

-

Ne yaptığınızı biliyorsanız, hızlı ve güvenli bir şekilde 600 kalori azaltmak hiç de zor değil.

Kalorilerden kurtulma süreci zorlu bir yolculuk olmak zorunda değil. Tamam, kolay da olmayacak – zaten hayatta ne çok kolay bir şekilde oluyor ki- fakat beslenmenizden ve dolayısıyla vücudunuzdaki yağlardan kısmak düşündüğünüz kadar çaba gerektirmiyor. Dahası, bunu düzgün bir şekilde yapabilirsiniz (ve yapmalısınız da).

Ana yiyecek gruplarından birini birden bire beslenme düzeninizden çıkarmak kesinlikle doğru bir seçim değil. Gazlı içeceklere bayılıyor musunuz? Onları tamamen diyetinizden atmaktansa tüketiminizi kısıtlamayı tercih edin. Tamamen bırakmak ne pratik ne de eğlenceli, üstelik uygulaması oldukça zor bir seçenek. Ayrıca bu yoksunluğunuzu gidermek için kendinizi eşit miktarda kalorili başka bir şeye verme ihtimaliniz de yüksek.

Bu ipuçlarıyla önce kalorilerinizin, daha sonra da kilolarınızın bedeninizden akıp gitmesini sağlayabilirsiniz. 185 kalori kesin Şekerli içecekleri es geçin: Gizli kalorileri ortaya çıkarmanın en kolay yolu, içecek tüketiminize göz atmaktır. İnsanlar bugün, 30 yıl öncesine kıyasla 300 kalori daha fazla alıyor. Bu kalorilerin en azından yarısı ise tatlandırıcılı meyve suları ve sodalar gibi içeceklerden geliyor. İçecekleri boş verin ve besinleri meyve suları yerine meyvelerin kendisinden almaya çalışın. Yarım litre portakal suyu yaklaşık 220 kaloridir, bir portakalın kendisi ise 35 kalori civarı…

150 kalori kesin

Soslarınızı değiştirin: Yarım kâse guacamole sosunu aynı miktardaki salsa sosla değiştirerek 150 kaloriden tasarruf edebilirsiniz. Aynı tasarrufu öğle yemeğinizin içine koyacağınız mayonez yerine yine salsa sosu kullanarak da elde edersiniz. Başka seçenekler de mevcut: Gorgonzola peyniri yerine rendelenmiş Parmesan kullanabilir, humusunuza ekmek ve türevleri banmak yerine sebze banabilir ve salatanıza yağlı kruton ekmek koymak yerine kavrulmuş ceviz ilave edebilirsiniz.

130 kalori kesin

Televizyonu kapatın: Maçların ya da izlediğiniz dizinin çok heyecanlı olduğunu biliyoruz, fakat plazma ekranın önünde çok fazla zaman geçirmek bel çevreniz için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Georgia Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar, insanların televizyon karşısında yemek yediklerinde, kumandayı rahat bıraktıkları zamana kıyasla 130 kalori daha fazla aldığını fark etti.

107 kalori kesin

Kaslanın; yağlanmayın: Yemekten önce düşük kalorili, lif bakımından zengin yiyecekler tüketmek –meyve, sebze ve kemik sulu çorba gibi- toplam kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Journal of Dietetic Association’da yayımlanan bir çalışma, yemekten önce 100 kalorilik bir salata yiyen insanların yüzde 12 daha az tükettiğini buldu. Yemek öncesi yeşilliği yemeyenlerse toplamda 107 kalori daha fazla aldı (salata dâhil). Başlangıç tercihinizi bir kâse sebze çorbası ya da yağsız soslu salatadan yana kullanın.

Devamı

SAĞLIK

Siyah çay kilo verdirir mi?

-

Son zamanlarda yerini yeşil çay başta olmak üzere diğer bitki çaylarına kaptırmaya başlayan siyah çayın yağ yakma etkisi, kilo verdirme etkisi araştırmalarla ortaya koyuldu.

Siyah çay kilo verdiriyor!

Demliklerinizi hazırlayın; sabahlarınızın vazgeçilmezi olan çay alışkanlıklarınızla ilgili bildiğiniz her şey altüst olacak. Son üç yılda yeşil çay satışları, dumanı tüten sağlık kaynağı ve rahatlatıcı kilo kaybı vaatleri sayesinde yüzde 50 artış gösterdi. Diğer yandan herkesin sevgilisi siyah çay, bu konudaki eksiklikleri yüzünden kavanozda unutulmaya yüz tuttu. Fakat neyse ki bu konuda fena halde yanıldık.

Siyah çayın başka faydaları da var

European Journal of Nutrition’da yayımlanan bir çalışma, siyah çayın prebiyotik olduğunu ortaya çıkardı. Dahası, molekülleri yeşil çayınkine oranla daha büyük olduğundan, bağırsaklarınızdan geçip gitmek yerine orada kalıyor ve pseudobutyrivibrio adlı faydalı bakterilerin üretimini destekliyor. Bilim insanlarına göre bu bakteri vücudunuzun metabolizmasını değiştirerek daha fazla enerji harcamasını sağlıyor ve bu sayede inatçı yağ hücrelerini temizliyor.

Kaliforniya Üniversitesinde fareler üze-rinde gerçekleştirilen bir deneyde, siyah çay verilen farelerin düşük-yağlı diyet uygulayan farelerle aynı miktarda kilo verdiği görüldü. Bu çalışma, Nutrition’da yayımlanan bir başka araştırmayı des-tekler nitelikte: Az miktarda süt katılmış acı çayın lipaz enzimini engellediği ve bu sayede yağların bel çevrenize yapışamadan vücuttan atıldığı bulundu.

Devamı

SAĞLIK

Zihin Sağlığı İlk Yardımı

-

RACHEL STURTZ, zihinsel sağlık krizleriyle başa çıkmayı öğrenmek için bir kursa katıldı. Kullanışlı bilgiler ve çok sayıda soruyla geri döndü.

DENVER’DAKİ MENTAL HEALTH CENTER’IN bir kursu olan Zihinsel Sağlık İlk Yardımı’nın sabah oturumunun yarısına gelmişken, eğitmenim masa arkadaşlarımdan birine dönmemi, gözlerinin içine bakarak basit bir soru sormamı istedi: “Kendini öldürmeyi hiç düşünüyor musun?” “Kendine zarar vermek” değil, çünkü semantik burada size karşı çalışır. “Kendini öldürmek.” Basit, doğrudan, ciddi bir şekilde.

Başarısız oldum. Soruyu rahatsız bir kahkaha ve yarım bir gülümseme ile sordum. Görünüşe göre soruyu sormak gerçekten, gerçekten çok zormuş, bu sorunun geldiğini bilen, eğitim egzersizindeki intihar eğilimi olmayan bir yabancıyı sorguluyor olsanız dahi. Ve mesele de bu. Gittikçe artan popülerliğe sahip bu yardım etmeyi öğrenme sınıflarındaki eğitmenler, soruyu sesli sormamızı istiyor ki gerçek hayatta kullanmamız gerektiğinde tereddüt etmeyelim veya berbat etmeyelim.

Bunun nedeni, Amerikalıların beşte birinin zihinsel sağlık hastalıklarına sahip olması ve bu hoşumuza gitse de gitmese de arkadaş, ebeveyn ve dert ortağı olarak birinin panik atağına, depresyonuna veya intihar düşüncelerine cevap veren ilk duygusal kişi olma olasılığımız. Ve benim gibi, birçoğumuzun ne yapacağı konusunda en ufak bir fikri yok.

Zihinsel Sağlık İlk Yardımı, Avustralya’da zihinsel sağlık okuryazarlığına sahip bir hemşire ve profesör tarafından halkı zihinsel hastalıklarla ilgili eğitmek için yaratıldığı 2000’lerden bu yana varlığını sürdürüyor. Kütüphanelerde ve diğer kamuya açık tesislerde çeşitli hastalıkların işaretlerini ve belirtilerini ve ardından -bu oldukça önemli- sıkıntılı kişiyle bunları nasıl konuşacağınızı öğretiyor. ABD’de 12.000 MHFA (Zihinsel Sağlık İlk Yardımı) eğitmeni, bir milyondan fazla kişiyi eğitti. Newton’daki Sandy Hook silahlı okul saldırısından sonra Başkan Obama, eyalet ve yerel eğitim kurumları çapında programın uygulanması için Madde İstismarı ve Zihinsel Sağlık Hizmetleri İdaresine 15 milyon dolar ödenek sağladı.

Yetişkin MHFA sınıfımda sekiz saatlik bir kurs bana 20 dolara (fiyatlar ücretsizden 75 dolara kadar değişiyor) mal oldu. Sıralarımız, bir hemşirelik öğrencisi, kırsaldaki çiftçilerle çalışan bir USDA temsilcisi ile bir evsiz-sığınma evi gönüllüsü de dâhil olmak üzere, çoğunlukla zihinsel sağlık uzmanı olmayanlarla doluydu ve hepsi sıklıkla kriz müdahalesi ile karşı karşıya kalıyordu. Evden çalışan bir gazeteci olarak ben bunlardan biri değildim.

2018’in en sonunda, yakın bir arkadaşım hakkında endişelenmeye başladım. Ailesi ve işi çöküşteydi. İçiyordu ve tekrar tekrar “karanlık bir yerde” olduğundan bahsediyordu. Endişelendiğimi gösterdim, sorular sordum, destek sundum ve evimde akşam yemekleri önerdim. Terapi ve danışmayı önerdim ancak en önemli soruyu bir kez bile sormadım: “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” İntihar kelimesinin etrafından dolaşabileceğimi düşündüm çünkü ikimiz de “karanlık yerin” kararını verirken beklediği bir oda olduğunu anlıyorduk. Ancak kelimeden kaçınmanın, onun da benimle birlikte kelimenin etrafından dolaşmasına yol açtığını şimdi öğreniyorum.

Sınıfta, çok sayıda zihinsel hastalıktan muzdarip insanları gösteren düşük bütçeli videolar izledik ve depresyonun, birinin tekdüze duygulanımında kendini gösterme şekli veya birinin arkadaşlarından kendini çekip işe gitmemesi gibi işaretlerini aradık. Arkadaşıma yaptığı gibi, depresyonun hayatlarını tüketmesini izledik. Kafamızdaki anksiyete görüntüsünü çizdik, çoğumuz Halka filmindeki çocuk gibi karanlık spiraller çizdi. Ardından egzersizi şizofreni ve bipolar hastalıkla tekrarladık. Dört saate bir dönemlik Psikoloji 101 dersini sıkıştırdık ve tahmin edeceğiniz gibi çok azını muhafaza edebildik.

Gün boyunca, programın eylem planı ALGEE’yi öğrendik ve sıkıcı bir tekrarlamayla ezberden okuduk: İntihar veya zarar verme riskini değerlendirme (assess), yargılamadan dinleme (listen), güvence ve bilgi verme (give), uygun profesyonel yardım alımı için teşvik etme (encourage) ve öz yardım ve diğer destek stratejileriyle ilgili teşvik etme (encourage). Kafamıza sokulduğu üçüncü seferden sonra birkaç diğer öğrenciyle birbirimize usanmış bakışlar attık, kursun bu kısmının herkesi kızdırdığı açıktı. Sekiz saatlik iş gününü krem tonlarında, perdeleri çekilmiş bir odada floresan ışıklar altında harcıyorduk. Eylem planı istemiyorum, senaryoyla daha çok zaman geçirmek istiyorum, ne söyleyeceğimi ve nasıl söyleyeceğimi bilmek istiyorum. Bir diyaloğun rolünü bir kez yapıyoruz, çeşitli oyunlarla ALGEE’nin üzerinden beş kez geçiyoruz.

Bazı sağlık profesyonelleri MHFA’yı fazla indirgeyici olmakla eleştiriyor. Diğerleri, bir günlük eğitimin öğrencileri basmakalıp semptomlar listesine göre teşhis koyup etiketlendirmeye yöneltmesiyle zihinsel hastalıkları yaftaladığını ve insanları zihinsel sağlık uzmanlarına yönlendirmeye yönelik hamlesinin, ülkenin bu hizmetlere erişimin mevcut olmadığı kısımları için gerçekçi olmadığını söylüyor. En az etkiliden en çok etkiliye kadar çeşitli hastalıklar olarak hepimizin sıraya geçtiği bir egzersiz, bunu gören birçok profesyonelin kıvranmasına yol açardı.

TEMEL SORUYU SORMAK

İNSANLARLA KONUŞMAYI BİLMEK üzerine bir kariyer inşa ettim ve travmadan kurtulanlarla kapsamlı olarak çalıştım. Ancak röportajlarımdaki kişiler, zorlu bir konuşma yapacağımızı önceden biliyor. Sevdiğiniz birine yaklaşmak farklı hissettiriyor. Ya işleri kızıştırırsanız? Ya yanlış yaparsanız?

Samimi olarak endişeli olsanız dahi birinin kişisel hayatına müdahale etmek can sıkıcı bir iştir. National Council for Behavioral Health’e göre, çoğu insan zihinsel sağlık krizi yaşayan birinden kaçınır. Bu korku, sınıftaki bir polis danışmanının da işaret ettiği gibi, kontrol etmemiz gerekirken kendi işimize bakmamıza yol açıyor. “Bildikleri biri aktif bir silahlı saldırgan olduğunda arkadaşlar ve aile her zaman şaşırıyor,” diyor. “Ancak işaretler hep oradaydı, işaretler her zaman orada. Sadece onlar kaçırdılar.”

Korku, aynı zamanda bizi “Kendini öldürmeyi düşünüyor musun?” sorusunu doğrudan yöneltmek konusunda dengesiz kılıyor. “Sorudan ürktüğünüz açıksa, arkadaşınız cevabı kaldırabileceğinizi düşünmeyebilir,” diyor eğitmen. Bu tartışmaları yapmanın yolunun, sahte veya gerçek olması fark etmeksizin sakin bir özgüven olduğunu öğreniyoruz. Bu, huzursuzca kıpırdanmamalısınız anlamına geliyor. Açık bir vücut pozisyonunda kalın. Dikkatli bir şekilde dinleyin. Karşı karşıya değil, yan yana oturun çünkü zorlu konuşmayı yapmak için zor durumda hissetmemelisiniz. Ayrıca aklınızdan geçmiş olabileceğinin tersine, birine intiharı sormak hislerini yoğunlaştırmaz, genellikle onları etkisizleştirir. Gün ilerledikçe, zamanımız kullanışlı (dilinizi çözmenin temel yolları için sağdaki “Zorlu Bir Konuşmayı Daha Az Zorlu Kılın” bölümüne bakın) ve usandırıcı bölümlerle doldu.

BİLGİNİN SINIRLARI

BAZI PSIKOLOGLARIN ve iyileşme merkezi yöneticilerinin MHFA’nın etkililiği üzerine öne sürdüğü en büyük sorunların arasında, katılımcıların müdahalesinden insanların fayda gördüğünü gösteren bir araştırmanın olmaması da var. Yakın zamanda Colorado Üniversitesi School of Medicine’de yapılan bir çalışmada, MHFA katılımcıları arasında zihinsel sağlık farkındalığı ve müdahale etme özgüveni konusunda neredeyse yüzde 30 artış olduğu görüldü. Ancak mezunların ne sıklıkla müdahale ettiğini veya yaptıklarının etkili olup olmadığını kimse bilmiyor.

Yine de bir başlangıç noktasına ihtiyacımız var ve eğitim bunlardan biri. Çünkü çoğu kişi anksiyete hastalığının ortalama başlangıç yaşının 11 olduğunu bilmiyor. Ya da panik atakların 20 dakika kadar uzun sürebileceğini… Ya da mutlu olmayan birinin açıklanamayacak şekilde mutlu olmasının intihar riskinin endişelendirici bir işareti olduğunu… Ya da intihar düşünceleriyle yardım arayan veya intihar teşebbüsünden sonra sağ kalan kişilerin ilk üç ayında ekstra dikkat etmeniz gerektiğini çünkü bu sürecin kendilerini öldürme riskinin en yüksek olduğu dönem olduğunu bilmiyor.

Aksine, ideal olsun ya da olmasın, bu tarz bir sınıf bir oyun planı sunuyor ve daha da önemlisi bizim çoğunlukla geçici bir önlem olduğumuzun ve harekete geçmemiz gerektiğinin hatırlatıcısı oluyor. Neyse ki arkadaşım kendi kendine İsimsiz Alkolikler’e katıldı. O günden bu yana intihar düşünceleriyle ilgili dürüst konuşmalarda bulunduk ve bir gün yine o karanlık yere düşmesi halinde ne soracağımı bildiğim için daha iyi hissediyorum.

Eğitimli profesyonel gibi hissediyor muyum? Hayır. Bir şeyleri unutup bu öyküyü yazmak için notlarıma geri dönmem gerekti mi? Evet. Bu müdahale etme ihtimalimi artırıyor mu? Arkadaşlar ve ailem konusunda kesinlikle, yabancılar konusunda hala tereddüt ederdim.

Ancak markette biri panik atak geçiriyorsa ve insanlar birbirine bakarak dikiliyorsa, yardım gelene dek dizginleri elime alacağımı düşünüyorum.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com