Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Akıllı ilaç kullanımı

Umut Doğan Yıldız

-

 

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin ediliyor ve satılıyor. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanıyor!

İlaçlar, hastalıklardan korunma, teşhis ve tedavi için kullanılan kimyasal, bitkisel ve biyolojik ürünlerdir. Belirli dozlarda ve kontrollü bir şekilde kullanınca istediğimiz etkiyi sağlarlar. Fakat vücuda alınan bu ilaçların tamamen zararsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Beklenen etkilerin yanında olası yan etkilerin görülmesi mümkündür. Doğru kullanıldığında kontrol altına alınabilen bu olası yan etkiler, kullanım sırasında yapılan bazı ihmaller ve hatalardan dolayı daha çok hissedilebilir. Örneğin ilaçlarla alınmaması gereken bir besinin vücuda alınması ile ilacın etkisizleşmesi mümkündür. 

Hastaların rahatsızlığına ve bireysel özelliklerine göre uygun olan ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyetle ve kolayca ulaşabilmesi “Akılcı İlaç Kullanımı” olarak tanımlanır. 

Neden Akılcı İlaç Kullanımı

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre ilaçların %50’si yanlış reçetelenip temin edilmekte ve satılmaktadır. Hastaların ise yarısı ilaçlarını yanlış kullanmaktadır. Yanlış, gereksiz ve etkisiz ilaç kullanımı tüm dünyada görülen bir problemdir. Bu durum, yan etki riskinin artmasından hastalık ve ölüm oranlarının yükselmesine kadar birçok soruna neden olmaktadır. 
 
Ülkemiz de yanlış ilaç kullanımı sıralamasında dünyada üst sıralarda yer almakta olup bireylerin kronikleşmiş rahatsızlıklarında tek başına tedaviye karar vermesi (sürekli baş ağrısında içilen ağrı kesiciler), saklama koşuluna uygun saklanmayan ilaçların bozulması (örneğin oda sıcaklığında saklanması gereken bir şurubun buzdolabında saklanınca şekerlenerek bozulup etkisizleşmesi), eczane dışından alınan gıda takviyeleri, vitaminler, bitkisel takviyeler, gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı toplumumuzda en sık görülen akılcı olmayan ilaç kullanımı örnekleridir. 

Tüm bu yanlışlar toplum sağlığını tehdit etmekle birlikte mali açıdan da kayıplara neden olmaktadır. Bu problemlerin üstesinden gelebilmek için çeşitli çözüm yolları üretilip geliştirilmiştir. Akılcı ilaç kullanım çalışmaları toplum sağlığına önemli katkılar sağlayarak tüm sağlık politikalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kullanılan ilacın hasta birey için etkili, güvenli, uygun ve düşük maliyetli olması akılcı ilaç kullanımının önemli kriterleridir. 

Hekim, eczacı ve hastanın rolü 

Hastalık belirtilerini hissetmemizle beraber ilaç kullanımına giden yolculuğumuz başlar. Rahatsızlık hissettiğimizde hekime muayene olmamızla beraber hekimimiz problemimizi tanımlar, ilaçlı ya da ilaçsız tedaviye karar verir. Eğer ilaçlı tedaviye karar verilmişse uygun ilaç seçimi, dozu ve kullanım süresi belirlenerek reçetemiz hekimimiz tarafından yazılır.  

Hekim muayenesi sırasında hastaya düşen sorumluluk, şikâyetlerine ek olarak kullanmakta olduğu veya  en son kullandığı ilacı ve varsa alerjik durumunu mutlaka hekimine bildirmelidir. Çünkü hekim tüm bu bilgiler ışığında en uygun reçeteyi yazabilecektir. 

Reçeteyi edindikten sonra ilaçların hangi dozda, hangi sıklıkla kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı, ilacın olası yan etkileri ve etkileşimleri hekim ve eczacı tarafından hastaya ya da hasta yakınına tam olarak anlatılmalı ve devamında hasta tarafından doğru şekilde uygulanmalıdır.  

Hastalar hekim tarafından önerilen dozu, önerilen miktarda ve sürede, doz atlamadan kullanmalıdır. İlaçları kullanırken doz zamanlamasında sabah, öğle ya da akşam gibi gün dönümleri yerine saat aralıkları kullanılmalıdır. Örneğin “Günde 3 defa” şeklinde reçetelenmiş bir ilaç, sabah-öğle-akşam şeklinde değil 8 saatte 1 şeklinde kullanılmalıdır. İlacınızı aç karnına almak yemekten 30 dakika öncesine, bazı ilaçlarda 1 veya 2 saat öncesine denk gelmektedir. Yemekten hemen önce alınması gerekiyorsa eczacınız tarafından belirtilmektedir.
 
Hastalar eczanelerden reçeteleri ile aldıkları ilaçların kullanımını hekim ve eczacıdan öğrendikten sonra ilaçları mutlaka kullanma talimatına göre saklamalıdır. Uygun şekilde saklanmayan ilaçlar bozulabilir, etkisizleşebilir. 

Hastalar, hekim ve eczacı önermedikçe ilacı bölerek, çiğneyerek ya da suda çözerek kullanmamalıdır. Çünkü her ilaç bu şekilde kullanıma uygun üretilmemiştir. 

İlaç ve ilaç dışı bitkisel takviyeler, vitaminler ve dermokozmetik ürünler mutlaka eczaneden alınmalıdır. Eczane dışından alınan bu ürünlerin satın alınana dek geçen sürede ne şekilde saklandığından, orijinal ürün olup olmadığından ve son kullanma tarihinin değiştirilip değiştirilmediğinden emin olmak mümkün değildir. Tedavi iddia eden gıda takviyelerinden kaçınmak ve eczacınıza danışmadan kesinlikle kullanmamak gereklidir. Özellikle kilo verdirme iddiasıyla internette satılan ürünlerden uzak durmak gerekir.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Prediyabetten kurtulun

Umut Doğan Yıldız

-

Yetişkinlerin yaklaşık üçte birinde prediyabet, yani diyabet için bir uyarı işareti olan yükselen kan şekeri sorunu vardır.

Problemin geri çekilmesini sağlamanın yolu oldukça tanıdık görünüyor: İyi beslenin, daha çok hareket edin, yeterince uyuyun, stresi azaltın. Ancak bu stratejilerin galibini selamlayın:

Tennessee Üniversitesinin çalışmasına göre, denekler yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 protein ve yüzde 30 yağ içeren zor olmayan diyetler uyguladığında, her biri altı ay içinde prediyabetten kurtuldu.

National Diabetes Prevention Program’ından akla uygun bir plan, prediyabetin ilerleme şansını yüzde 58 azaltıyor.

PLAN NE: Kilonuzun en az yüzde 5’ini vermek, haftada en az 150 dakika orta seviyeli egzersiz yapmak ve günlük rutininize stres yönetimi ile ilgili ve kan şekeri dostu ince ayarlar eklemek (daha iyi uyumak gibi).

Devamı

SAĞLIK

Yaşlanma sorunu

Umut Doğan Yıldız

-

Unutmayın, Öleceksiniz! Ve yaşlanmaya dair daha iyi hissettirecek diğer yollar…

DERLEYEN: SAİDE TOKUÇ

Geçen gün eşim, yakın zamanda küçük oğlumuzu yüzme havuzunda tutarken çektiği fotoğrafımı göstermek için gururlu bir şekilde telefonu bana doğru tuttu. Hemen telefonu kaptım ve parmaklarımla boyutundan ve genel sarkıklığından son zamanlarda sesli ve tekrar eden bir şekilde sızlandığım göbeğime yakınlaştırdım. “Bunu yapacağını biliyordum,” diye yakındı eşim. Göbeğim konusunda gülünç davrandığımı düşünüyor ve haklı yanı var. Nasıl ölçerseniz ölçün, zayıf sayılırım. Makul derecede dikkatli besleniyorum ve haftada en az altı gün antrenman yapıyorum. Ancak 30’lu yaşlarımda sahip olduğum görünür karın kaslarını kaybettim. Aslında bundan çok daha fazlasını da kaybettim. Şimdi, 40’larımın ortalarında (bir saniye, 47 yaş 40’ların sonları mı oluyor?) yaşlı ve bakımsız göründüğüm için kendimi artan bir şekilde daha çok eleştirdiğimi fark ettim. Peki, narsisizm ve beden algı bozukluğunun getirdiği bu tehlikeli, ufak endişeyi düşündüğümüzde, neden yıllara meydan okumakla ilgili beni dinleyesiniz ki? Çünkü her ne kadar bu konuyu sürdürsem de endişe miktarım ve bunun davranışlarımı etkilemesi dramatik ölçüde değişti. İşte bir karşılaştırma:

Yaklaşık 10 yıl önce bir kelleşme krizinin sancılarını çekiyordum ve bu, hayatımın her alanına sızan tüm yönlü bir çıldırmaydı. Brezilya Amazonlarındaki izole bir yerli kabileye dair raporumu ulaştırmak üzere inanılmaz bir seyahatten uçakla eve geri dönüyordum. Deneyimin tadını çıkarmak yerine kendimi tuvalete kilitleyip on dakikayı saç çizgimi dikkatle incelemek ve Budistlerin prapañca veya “zihinsel yayılma” dediği çetin bir mücadele vermekle harcadım. Zihnimdeki film şuna benzer bir şekilde ilerledi: Kellik — > İşsizlik — > Duluth’ta düşkünler evi. Bu prapañca beni asabi ve acınası biri yaptı. Bu süreç içerisinde beni banyo aynasına dik dik bakarken çok kez yakalayan eşim Bianca’ya sormanız yeterli.

Bugünlerde, göbeğime dair paniğim bir yana, aniden beliren ben merkezli anksiyetemi görmekte ve ardından bundan kurtulmakta çok daha iyiyim. Bu satırları yazarken, Bianca’ya göbek/yaşlanma endişelerimi kellik krizinden daha başarılı bir şekilde idare edip etmediğimi sordum. Kıkırdadı ve “Kıyaslanamaz bile,” dedi.

Durumu daha iyi hale getiren neydi? Bir kısmı, evlilik, olgunlaşma ve (günlük bir uygulama ve aktif bir yan telaş olan) meditasyonun birleşen etkisi. Ancak başka bir önemli sakinleşme malzemesi ise size son derece mantıksız gelebilecek bir şey: Ölümü düşünmek.

Her nasılsa, ölüm topluluğumuzda bir tabu haline geldi. Meditasyon eğitmeni Greg Scharf’ın da gözlemlendiği gibi, gençliğe takıntılı bir kültürde ölmek “çok kötü tecrübe” skalasında en üstte duruyor. Ancak bu kaçınılmaz, sizin için dahi. (Hatta milyarlar harcayarak ölümü “çözmeye” çalıştıkları bildirilen Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devleri için de. Onlara iyi şanslar.) Büyük Hint destanı Mahabharata’dan duruma uyan bir satır var: “Bu dünyadaki en harika şey nedir?” Cevap: “Dört bir yanımızda insanlar ölüyor olabilir ve bunun kendi başımıza gelebileceğini fark etmeyiz.”

Tüm büyük ruhani gelenekler, dolu dolu yaşamak için en iyi uygulamanın ölümü düşünmek olduğunu söyler. Bunu nasıl yaparız? Buda, çürüyen bedenlere bakarken meditasyon yapmayı tavsiye etmiş. Bu teklifin son derece elverişsiz olması nedeniyle eşim ve ben daha makul bir alternatif seçtik: Birkaç yıl önce, tedavisi olanaksız hastalar hastanesinde gönüllü olmak için kaydolduk.

Manhattan’ın Doğu Üst Yakası’ndaki bu tarz hastanelerden küçük, sekiz yataklı birine atanmıştım. İlk gerginliğimi atlattığımda, ilham verici olanlardan son derece rahatlatıcı olanlara kadar birçok ders aldım. Örneğin, sona yakın birçok insanda korkunun azaldığını gördüm. Eski bir üniversite profesörüyle sohbetimi hatırlıyorum, ölüm yaklaştıkça ayrı bir ego gibi değil de daha büyük, gözler önüne serilen bir sistemin bir parçası gibi hissetmeye başladığını söylemişti. Evet, diye düşündüm, ölümle ilgili yanlış veya doğal olmayan bir şey yok. Doğa sürekli bir akış içinde ve biz doğayız.

Ayrıca tedavisi olanaksız hastalıklar hastanesinde zaman geçirmek alelade problemlerime karşı büyük bir bakış açısı kazandırdı. Bunu en dokunaklı biçimde Ronnie adında, Harlem’den eski bir inşaat işçisi olup kronik akciğer ve kalp problemlerine sahip hastamla olan ilişkimde deneyimledim. Dört yıl önce, hastaneye ilk gönderildiğinde kendisine yaşamak için üç gün tanınmıştı. Bunun yerine, zorlukları alt edip başardı. Her hafta, Ronnie ve ben atıştırmalıklar yer, şakalar yapar ve oyunlar oynardık. (Ronnie bu tarz bir hastanede otururken zombi öldürmek için saatler harcamasında bir ironi görmüyordu.) Bir keresinde, hayatımdaki bazı sorunlar hakkında nasıl endişelendiğime dair bir hikâye anlatıyordum ve o anda Ronnie’yi hatırlayıp kendimi durdurdum. Oyunu bölmeden bana döndü ve tam bir kayıtsızlıkla “Evet, kesinlikle hiçbir problemin yok,” dedi.

Ancak tedavisi olanaksız hastalıklar hastanesinde çalışmak her derde deva değil. Oradaki saatlerim sonrasında sıklıkla kendimi taksiye binip e-postalarımı kontrol ederken ve kendi saçmalığıma tamamen kapılmış halde buluyorum. Ve aslında hala egoistçe kendimi cezalandırmamın olumlu bir yanı olduğunu düşünüyorum: Karın bölgemle ilgili belirli bir miktar farkındalık spor salonuna gitmek konusunda bana sağlıklı bir motivasyon sağlayabilir.

Kendimi 85’inci kez saç çizgim veya bel ölçümle ilgili kara kara düşünürken bulduğumda, artık kendime şunu sormak için gerekli olana sahibim: Dünyadaki sınırlı sürem göz önüne alındığında, zamanımı böyle mi harcamak istiyorum? Evet, çok çalışmak ve çabalamak mantıklı olabilir ancak yolculuğun tadını çıkarmıyorsanız bunun ne anlamı var ki?

İncelikli bir şekilde yaşlanmanın Yoda tarzında bir ağırbaşlılık gerektirdiği anlamını çıkaramayız. Kendinize olan güvensizliğiniz ve kusurlarınız kalabilir, sadece bunları nasıl daha becerikli bir şekilde idare edeceğinizi öğreniyorsunuz.

Genellikle bu satırları nükteli bir iki cümleyle sonlandırırım ancak bu konunun ağırlığı nedeniyle tatlı ve komik sözleri kenara bırakıp size açık açık söyleyeceğim: Sonlu olmanızın inkâr edilemez gerçekliği göz önüne alındığında, hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsunuz?

Şüphe duyarsanız, ölüme sormanız yeter.

Devamı

SAĞLIK

Temizlik yaparken dikkat edilmesi gerekenler

Umut Doğan Yıldız

-

Temizlik yaparken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir hiç merak ettiniz mi? İşte detayları veriyoruz.

  • Temizlik yaparken, hava yoluyla yayılan polenleri ve alerji yapan maddeleri evinizden uzaklaştırmak için klima filtrelerini temizleyin, havalandırma kanallarının tozunu dikkatlice alın.
  • Neleri atacağınızı gözden geçirirken ilaç dolabını da ihmal etmeyin. Tarihi geçmiş ve bozulmuş ilaçları derhal atın. Böylece hem yanlış ilaç kullanımına bağlı riskleri bertaraf etmiş olursunuz hem de dolabınızda yer açılır.
  • Bodrumu, ardiyeyi ya da garajını temizlerken artık boya, solvent, tiner, makine yağı gibi zehirli maddeleri taşıyan eski teneke kutuları bir kenara ayırın. Diğer çöplerden ayrı olarak zehirli atık konteynerlerine atın.
  • Aynı şekilde lavabo altlarını, dolapları kontrol edip zehirli olabilecek eski temizlik malzemelerinden kurtulun.
  • Banyo, tuvalet gibi ıslak ve nemli alanlardaki küf ve mantarları zehirli madde içermeyen temizleyicilerle temizleyin. Mantar ve küf hassasiyeti olan kişilerde alerjilere hatta daha ciddi hastalıklara sebep olabilir.
  • Düşmelere ve kazalara engel olmak için halı ve kilimlerinin kaymasını engelleyen tabanlıkların sağlam olduğunu kontrol edin, eskiyenleri değiştirin.
  • Çocuklarının oynadığı alanlarda ya da arka bahçenizde kazalara sebep olabilecek kırık korkuluk, çit, merdiven ve açıkta kalmış inşaat artıklarını ortadan kaldırın.
  • Havyan besliyorsanız hijyen konusunda daha dikkatli olmanız gerekir. Çünkü dışarıdan eve giren bir köpek ya da kedi eve mikrop taşıyabilir, böylece evin hijyeni bozabilir.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com