Bizi Takip Edin

SAĞLIK

AĞZINIZ ALARM VERİYOR

-

 

 

Dudak, diş ve diş etleriniz sizi büyük sağlık sorunlarına karşı uyarmaya çalışıyor. Peki, siz dinliyor musunuz?

Acaba diş fırçalamaya ayrılan iki dakikadan daha ölü bir zaman var mıdır? Kafanızda hiçbir düşünce olmadan aynanın karşısına geçer, diş macununu sıkar ve dişlerinizi parlatmaya çalışırsınız. Eğer aklınızdan bunlar geçiyorsa, kendi doktorunuz olma fırsatını kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü diş eti hastalıkları sadece kalp hastalıklarına yakalanma riskinizi yedi kat arttırabiliyor. Indiana Üniversitesi’nden Domenick Zero da “Dişeti sağlığının bozulması bakteriyel enfeksiyon sonucunda gerçekleşir. Bu da vücudunuzda bir şeylerin iyi gitmediğine delalettir” diyerek uyarıyor. Örneğin dişlerinizi fırçaladığınızda karşılaştığınız ve önemsemediğiniz kanamalar aslında pankreas, sinüsler ve vücuttaki birçok hastalığa işaret ediyor olabilir. Neyse ki, ağzınızı muayene etmek daha kolaydır ve semptomlar da kendini gayet net gösterir. Tabii önce bu belirtilere kulak vermelisiniz. İşte ağzınızın size anlatmak istedikleri ve alacağınız önlemler.

Ağız kokusu
Kötü bir nefes size ne anlatır: Kentucky Üniversitesi’nden diş hekimi Prof. Dr. Ted Raybould’a göre ağız kokusu vakalarının çoğunun kaynağı ağzınız değil, sinüsleriniz. Geniz yolunuzdaki yanma, alerji veya kronik bir enfeksiyon buna sebep olabilir ve bu durum iki şekilde ağız kokusuna yol açar. Birincisi, tıkalı bir burun sizi ağızdan nefes alıp vermeye zorlar. Bu da ağzınızın kurumasına neden olur. Oysa ağız kokusuna neden olan bakterileri öldüren de tükürükten başkası değildir. İkinci olarak burnun arkasında oluşan sızıntılar da o nahoş kokularla sizi tanıştırabilir. Tel Aviv Üniversitesi’nde bir mikrobiyolog olan Mel Rosenberg süreci şöyle açıklıyor: “Mukus denen yapı burnunuzun arka tarafından dilinizin arka tarafına doğru akar. Biriken bu salgı da bakterileri besler ve ağzın kötü kokmasına yol açan uçucu kükürt bileşiklerini oluşturur.” Önlem ne olabilir: Çalkalama ve tükürme rutininizi değiştirerek işe başlayın. Rosenberg’in önerisi şöyle: “Ağız gargarasını sabahtan ziyade gece yatmadan önce kullanın. Geceleri ağzınız daha az tükürük ürettiği için bakteriler düzenli bir şekilde temizlenemez.” Bakteriler de ağızda ne kadar çok kalırsa, o kadar çok kötü kokuya kaynaklık eden kükürt bombaları oluşturur. “Ağzınızı yarım dakika kadar çalkalayın ve dilinizin arkasını hedef alın. Başınızı geriye doğru eğin ve burnunuzdan nefes alın” diyor Rosenberg. Eğer bu, kokuyu ortadan kaldırmaya yetmiyorsa, vücudunuzun diğer bölgelerine de sıçrayabilecek olan ağır bir sinüs enfeksiyonundan muzdarip olabilirsiniz. Bu durumda teşhis için bir KBB (Kulak/Burun/Boğaz) uzmanına başvurun. Onlar sinüslerinizi temizlemek için antibiyotik veya alerji tedavisi önerebilirler.

Uçuklar
Kabuklu yaralar ne anlatır: Uçuklar hem görünümünüzü bozar hem de kendinizi kötü hissetmenize neden olur fakat ‘herpes’ virüsünün kalbinize verebileceği zarar yanında bunlar devede kulak kalır. Circulation dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre araştırmacılar, ‘herpes simpleks 1’le (HSV1) enfeksiyon oluşturan bir antikor içen kişileri dört sene boyunca izledi. Kanında bu antikor bulunanlarda rastlanan kalp krizi vaka sayısı, bulunmayanlara göre iki kat fazlaydı. Çünkü sinir sisteminde uyku halinde olan HSV1 stres, hastalık ve yorgunluk sonucu oluşan uçuklarla birlikte aktif hale geçiyordu. Doktorlar virüsün aktif hale geçmesiyle koroner atardamarda tehlikeli derecede pıhtılaşmaya yol açabilecek sinirsel bir tepkiyi tetiklediğinden şüpheleniyorlar. Önlem ne olabilir: Yoğun dozda stres uçuğa ve kalp krizine neden olabilir, bu yüzden gerginliğinizi kontrol etmek sizi bu ikisinden de koruyacaktır. Kısa bir süre önce Almanya’da yapılan bir çalışmada uçuk çıkaran 21 kişi, stresle baş etmenin öğretildiği beş haftalık bir hipnoz tedavisine tabi tutuldular. Altı ay sonra tedavi gören hastaların uçuk semptomlarında yüzde 43’e kadar azalma kaydedilirken, stres seviyelerinde de önemli düşüşler gözlendi. Siz de konusunda uzman bir hipnoterapiste başvurabileceğiniz gibi yoga, tai chi, meditasyon gibi kız işi olarak görmekle hata yaptığınız diğer stres azaltıcı yöntemleri deneyebilirsiniz. Zira araştırmalar bu yöntemlerin gerginliği bastırma konusunda faydalı olabildiğini ve bağışıklık sistemini güçlendirebildiğini gösteriyor.

Kanayan diş eti
Diş etlerinin kanaması ne anlatır: Tamam son zamanların en popüler erkekleri vampirler olsa da gerçek hayatta işler tamamen farklı dönüyor. Diş fırçası üzerinde gördüğünüz kan, ciddi bir enfeksiyonun habercisi görevi görür. Dr. Zero’ya göre bu, sağlıksız bir ağzın da ilk göstergesi. Yemek yedikten sonra dişlerinizin üzerinde bakterilerle dolu bir tabaka oluşur. Bu tabaka dişle diş etinin birleştiği yerde birikerek diş etlerinde plak oluşumuna yol açar. Üstelik bu durumdaki tek riskli durum sadece diş kaybı ve kalp hastalıkları da değil: Dişeti iltihabı ölümcül bir kansere de yol açabilir. Harvard Üniversitesi’nde 52.000’den fazla erkek üzerinde yapılan bir çalışmaya göre dişetlerinde enfeksiyon bulunanlar, bulunmayanlara oranla pankreas kanserine yakalanmaya yüzde 69 daha eğilimli. Suçlununsa, sindirimi kolaylaştıran kimyasallarla tepkimeye girip, kanser hücresinin gelişimine uygun koşulları hazırlayan bakteriler olduğu düşünülüyor. Önlem ne olabilir: Şeker hem ağzınızın hem de pankreasınızın düşmanıdır. Tatlı şeyler plak oluşumlarını hızlandırarak dişeti iltihabının daha da kötü hale gelmesine neden olur. American Journal of Clinical Nutrition dergisindeki bir araştırmada kahve, çay veya kahvaltılık gevreğine düzenli olarak şeker katanların, katmayanlara oranla yüzde 69 daha fazla pankreas kanseri geçirme riski taşıdıkları belinlendi. O yüzden fincan ya da tabağınıza kaşık kaşık şeker atmak yerine yapay tatlandırıcılar kullanın veya ceviz yiyin. Zira cevizde, pankreas kanseri riskini yüzde 70 civarında azaltan metiyonin adlı bir aminoasit bulunuyor.

Hassas dişler
Dişleriniz ne anlatır: Mide asitlerinin taarruza geçtiğini gösterir. Mideniz yediklerinizi parçalamak için sindirimi kolaylaştıran sıvılar içerir. Fakat asit midenizin üst bölümüne çıkıp mide ekşimesine neden olduğu zaman, ağzınıza kadar ilerleyebilir ve diş minesini eriterek dişlerinizi hassaslaştırabilir. Valencia Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 253 kişinin ağzında yapılan tahlil sonuçlarına göre, reflü hastaları mide ekşimesinden şikayetçi olmayanlara nazaran üç kat daha fazla oranla diş erozyonuna maruz kalıyor. Dahası eğer reflü dişlerinizi zedeleyecek boyuttaysa, bu durum daha ölümcül bir hasara da neden olabileceği anlamına geliyor. Çünkü kronik mide ekşimesi, yemek borusu kanserine yol açabiliyor.
Önlem ne olabilir: Gazlı içecekler diş minesini zedeler ve mide ekşimesini daha da kötü hale getirir. Michigan Üniversitesinden gastroenteroloji profesörü William Chey bu tür içecekler hakkında şöyle diyor: “Gazlı içeceklerdeki karbonasyon midenizin genişlemesine neden olur. Bu da, mide asidinin yükselmesinde tıpa görevi üstlenen özofagus sfinkterinin patlamasına neden olabilir.” Güney Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları da gazlı içecek tüketen kişilerin boğazlarındaki asidi ölçtüklerinde, sonuçların kronik reflü hastalarıyla aynı olduğunu ortaya çıkardı. Bu yüzden meşrubatlar yerine suyu tercih edin ve diş minesini tamir eden mineraller içeren tükürüğün salgılamasını artırmak için şekersiz sakız çiğneyin.

Çatlak dudaklar
Kavrulmuş dudaklarınız size ne anlatır: Dr. Raybould’a göre yeterli seviyede güneş koruması kullanmazsanız, dudaklarınızda deri kanseri oluşabilir. Üstelik alt dudağınız yassı hücreli kanserin başladığı yaygın bölgelerden biri olduğundan, ağzınızda kök saldığı zaman kısa sürede yayılmaya da meyillidir. Önlem ne olabilir: Dışarıya çıkacağınız zaman güneş koruma faktörlü bir dudak kremi kullanın. Pek çok eczanede bulabileceğiniz bu kremden arabanızda da bir tüp bulundurun. Zira UVA ışınları renksiz araba camlarından içeri geçer ve sizi direksiyon başında bulur. Ayrıca yeşil çay tüketin. Bu konu hakkındaki çalışmalar yeşil çaydaki antioksidanların deri kanseri riskini yüzde 70 ila 80 oranında düşürdüğünü gösteriyor.

SAĞLIK

Ödem atıcı çay tarifi

Umut Doğan Yıldız

-

Az su içiyor ve su içme alışkanlığı kazanamıyorsanız, bunun nedeni az ve sık su içmeyi denemiyor olmanızdan kaynaklanıyor olabilir.

Su içmeyi alışkanlık edinmek için düzenli bir şekilde, su içmeyi gün içine yayın. Günde en az dört küçük pet şişe (500 ml) su içmeye başlayın. Sürahi içerisine, limon ve sevdiğiniz meyveleri ekleyerek biraz tatlandırıp, renklendirmenizde bir sakınca yoktur. Ancak siz fazla abartmayın.

Yapılan araştırmalar, gün içinde dişini fırçalıp,sade naneli sakız çiğneyenlerin daha çok su içme ihtiyacı duyduğunu ortaya koydu. Bu taktikleri deneyerek, su içme ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Bitki çayları da vücuttan toksin atımı ve iştah kontrolünde size destek olur. Her gün aynı çayı içmek yerine, elinizin altında farklı bitki çayları bulundurmayı deneyin. Yeşil çay, beyaz çay, mate, rooibos, oolong gibi çaylar metabolizmanızı hızlandırırken; rezene, ıhlamur, melisa ve papatya gibi çaylar sindiriminizi kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ödem attıran çay tarifi de veriyoruz. Deneyin ve farkı gör.

Ödem atıcı çay tarifi

1 litre suya 1 yeşil elmayı doğrayın; 2 çubuk tarçın, 3 adet karanfil ve 2 adet kakule ekleyip 5 dakika kaynatın. Ateşi kapatıp içerisine 1 tatlı kaşığı beyaz çay, bir tutam ıhlamur, 20 adet kiraz sapı, bir avuç içi mısır püskülü ilave edin. 4 dakika demlenmesini bekleyin. Süzdükten sonra gün boyu sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz.

Devamı

SAĞLIK

Anksiyete tedavisi: Pilates

Umut Doğan Yıldız

-

Pilates yaparak kaygılarınızla başa çıkabilirsiniz. İşte pilatesin anksiyeteye iyi gelen etkisi.

Anksiyete çağımızın sık rastlanan rahatsızlıklarından. Bir dönem kendisi de anksiyete ile mücadele eden Pilates Eğitmeni Hollie Grant, pilatesin bunun için çok iyi bir tedavi yöntemi olduğunu söylüyor.

Konuyla ilgili fikirlerini dile getiren Pilates Eğitmeni Hollie Grant; “20’li yaşlarımdayken kafamdaki karmaşayı asla yoluna sokamıyordum. Dikkatimi toplamamı sağlayacak bir spor arayışındaydım. Pilates bu açıdan yardımcı oldu. Çünkü egzersiz esnasında konsantre olmak zorundasınız. Nefesinize, çalıştırdığınız kaslara, aktif olmayan kaslara ve hareketler esnasında duruşunuzda yapmanız gereken değişikliklere odaklanmanız gerekiyor.” diyor.

Psikoloji düzelten spor: pilates

Pilates yoğun bir dikkat gerektirdiği için göndermeyi unuttuğunuz e-posta veya nasıl ödeyeceğinizi kara kara düşündüğünüz faturalar o esnada aklınıza gelmiyor. Egzersiz yaparken kurmanız gereken beden ve zihin bağı anksiyeteyi azaltıyor. Hâliyle sağlığınıza daha iyi odaklanıyorsunuz.

Devamı

SAĞLIK

Uykunun yağ yakımına etkisi

Umut Doğan Yıldız

-

Eski ve yeni kurallar dosyamızın bugünkü konusu uyku. Yapılan araştırmalar yeterli uykunun yağ yakımına yardımcı olduğunu söylüyor.

GEÇ SAATE KADAR YATIN

“Erken kalkan yol alır” zihniyeti, ilerlemeniz söz konusu olduğunda erteleme tuşuna basıyor olabilir. Şimdi, bu konuyu masaya yatıralım.

ESKİ KURAL

Siz yataktan çıkana kadar, The Rock kas kazanma çabalarını Instagram’a yüklemiş oluyor. Büyü, şafaktan önceki süreçte gerçekleşiyor, biliyorsunuz.

YENİ KURAL

Uyku üzerinde çalışan bilim adamı Matthew Walker’ın söylediklerini aktaracak olursak;

Doğa Ana’nın “sekiz saat uyku” kavramını bize kazandırması 3,6 milyon yılını aldı ve bizim bunu tersine çevirmemiz yalnızca onlarca yıl sürdü. Şimdilerde, ortalama bir kişi yalnızca yaklaşık yedi saatini uyuyarak geçiriyor ve bu sizin sadece yorgun olmanıza neden olmuyor, aynı zamanda vücut yağ oranınızda görünür farka yol açıyor. “Uyku, yağ kaybının adı duyulmamış kahramanıdır,” diyor Londra’daki antrenman salonu Workshop Gymnasium’un performans koçu Artur Zolkiewicz. “Daha az uyuyan kişilerin kortizol seviyelerinde artış görünüyor, bu da kas kaybına ve iştah düzenlemesinde hayati bir faktör olan insülin hassasiyetinde düşüşe neden olur.” Chicago Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmada, katılan erkekler 5,5 saatin ardından uyandıklarında, 8,5 saat uyudukları zamana kıyasla diyetleri fark etmeksizin yarı miktarda yağ kaybetti. Aynı zamanda, sekiz saatten az uyuyan atletlerin antrenman sırasında yaralanma ihtimali yüzde 70 daha fazladır. Az uyuyan, fazla esneyen bir erkek için, spor salonunda çalışmak başından savması gereken keyifsiz bir misyona dönüşüyor.
Sürekli olarak yedi saatten az uyuyorsanız, öğle yemeğinde veya işten sonra 30 dakikalık bir antrenman, şafak sökmeden zombi gibi yaptığınız bir saatlik hareketlerden iyidir. Uykuyu yeni durağan kardiyonuz sayın.

Devamı

Popüler