Bizi Takip Edin

SAĞLIK

Ağır metallerden nasıl korunulur?

-

 

Ağır metallerden nasıl korunulur ve günlük yaşantımızda hangi metallerle karşılaşırız?

Günlük yaşantımızda sık sık kullandığımız ancak bizleri ağır metal zehirlenmesiyle karşı karşıya bırakan metallerden biri de alüminyum. Hatırlarsınız, bir zamanlar mutfakta kullanılan neredeyse bütün pişirme kapları alüminyumdan yapılırdı. Sonradan bu pişirme kapları terk edildiyse de günümüzde özellikle alüminyum folyolar, yaygın olarak hâlâ kullanılıyor. Bu noktada dikkat edilmesi gereken şu: Alüminyum folyolar, yiyeceği saklama amacıyla kullanılırsa sorun oluşturmuyor ancak yiyeceği ısıtma amacıyla devreye girdiğinde, örneğin alüminyum folyoya sarılmış yiyecek fırına ya da tost makinesine konduğunda tehlike baş gösteriyor çünkü yiyeceğe alüminyum bulaşma riski ortaya çıkıyor. Bazı diş macunları ve mide ilaçlarında da rastlanan alüminyum vücutta en çok karaciğer ve beyin dokusunda birikiyor. Karaciğer hasarına, iştahsızlığa, kas ağrılarına, psikoza; unutkanlık, hafıza kaybı hatta Alzheimer’a bile neden olabiliyor.

Diğer ağır metaller

Günlük hayatımızda yer alan ve ağır metal içeren pek çok ürün var. Örneğin böcek ilaçlarında arsenik, kadmiyum gibi ağır metaller bulunabiliyor ve iyi yıkanmayan sebze ve meyvelerle vücudumuza girebiliyor. Bu arada sigara tiryakilerine kötü haber: Ağır metallerin hemen hepsi az ya da çok miktarda, ciğerinize çektiğiniz sigarada bulunuyor. Boyalar, duvar kâğıtları, seramikler, mürekkep hatta atık piller de zaman içinde toksik hale gelebiliyor.

Ağır metal zehirlenmesinden korunmak için yapılması gerekenler ise şöyle:
*Evlerdeki ve iş yerlerindeki kurşun boruları değiştirmek,
*Kaynağı güvenilir olmayan, ucuz oyuncakları satın almamak,
*Ağır metal içermediği yolunda garantisi olmayan boyalı seramiklerden, teflon gibi mutfak malzemelerinden; hatta deodorant ve makyaj malzemelerinden uzak durmak,
*Meyve ve sebzeleri iyi yıkamak,
*Alüminyum folyoyu sadece gıdaları saklama amaçlı kullanmak,
*Otoyol kenarlarında yaşamamak,
*Sigara içmemek,
*Avlandığı yer belli olmayan deniz ürünleri tüketmemek…

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Başarısızlığı kabullenememek size ne yapar?

-

Başarısızlığı kabullenmek ya da kabullenememek size ne yapar? Hayatınızdaki etkisi nedir? Beraber inceleyelim.

Suikastından iki yıl önce, Robert Kennedy ırkçılık hareketleri esnasında (apartheid) Güney Afrika’yı ziyaret etti ve Cape Town Üniversitesinde bir konuşma yaptı. New York senatörü, “Ne zaman bir insan inandığı bir idealin arkasında dursa veya başkalarının da hakkını gözetmek için harekete geçse… o kişi küçük bir umut dalgası oluşturur,” dedi. Bu konuşma, Jim Crow yasalarının Amerika’yı böldüğü ve Nelson Mandela’nın terörist kabul edildiği zamanlarda hala tartışmalı bir konu olan ırkçılığın adaletsizliğine karşı bir yakarıştı. Kennedy siyasal olarak büyük bir tepki çekmeyi göze almıştı fakat 1966 yılının o sıcak haziran akşamında da söylediği gibi, “Sadece çok başarısız olmaya cesaret edenler çok büyük işler başarabilir.”

Başarısızlıktan korkmak

Başarısızlıktan korkuyoruz ve bunun için haklı sebeplerimiz var. Çok hata yaparsanız insanlar sizin dikkatsiz, beceriksiz ya da sadece aptal olduğunuzu düşünebilir. Yakın zamanda yapılan bir araştırma* bu durumdan kaçınmayı giderek daha çok önemsediğimizi gösterdi: 1989 ve 2016 yılları arasında, başkalarının beklentilerine göre yaşama isteği üçte bir oranında arttı. Çalışmanın yazarları, sosyal medya ve usanmak bilmeyen rekabetçi toplumun körüklediği mükemmeliyetçi davranışların “mantıksız isteklere” yol açtığı konusunda uyarıyor. Mükemmele ulaşmaya çalışmak sizi sonunda daha mutlu ya da sağlıklı yapmıyor; aslında, bunun tam tersine daha çok rastlanıyor. Bir başka çalışma, mükemmeliyetçilik puanları daha yüksek olan kişilerin “önemli ölçüde” daha yüksek ölüm riski** taşıdığını buldu çünkü bu özellik beden algı bozukluğu ve depresyonla ilişkilendiriliyor.

Başarısızlığı kabullenmek

Başarısızlığı kabullenmeyi söylemesi tabii ki yapmasından daha kolay. Ancak beyninizi bu korkuyu aslında bir heyecanmış gibi algılaması konusunda kandırırsanız, bunu yapmak mümkün. Cosmopolitan’ın editörü ve Discomfort Zone’un yazarı Farrah Storr, “Hızlı çarpan bir kalbi, terleyen elleri ve kurumuş bir ağzı korku işaretleri olarak algılıyoruz ancak heyecanlandığımızda da aynı semptomları deneyimliyoruz,” diyor. “Eğer bu semptomları bir meydan okuma işareti olarak algılarsanız, ciğerleriniz genişler, oksijen vücudunuzda daha rahat dolaşır ve siz de daha açık kararlar verirsiniz.” Bu strateji, 2014 yılında gerçekleştirilen ve kendinize “Heyecanlan!” diyerek zihinsel değişimi yakalamanızı öneren bir Harvard çalışması tarafından onaylandı.

Kimse mükemmel değildir. Bazen başarısız olacağınızı kabullenirseniz, genel kanının aksine belki de umut dalgaları yaymak konusunda daha mutlu, güvenli ve özgür olursunuz.

Devamı

SAĞLIK

Kolajen protein nedir?

-

Antrenman partneriniz kolajen protein kullanıyor. Siz de whey protein kullanıyorsunuz. İşte merak ettiğiniz soru: Kolajen protein nedir?

İşte besinler konusunda bir revizyon daha. Cildin yaşlanmasını engelleyen ürünlerin reklamlarından bildiğimiz bu protein, şimdilerde fitness için de bir takviye gıda olarak görülüyor.

Kolajen proteinleri de yüzünüze sürmeniz değil, diğer proteinler gibi içerek tüketmeniz gerekiyor. Kolajen proteinlerin, kreatinin yapı taşlarından biri olan glisin nedeniyle faydalı olduğu söylense de, Examine şirketinin gıda analisti Kurtis Frank’in bu konuya dair şüpheleri var.

Birçok proteinin bol miktarda glisin içerdiğini ifade eden Frank, “Kolajeni benzersiz göstermek de bu nedenle bana satış taktiği gibi geliyor,” diyor.Bununla birlikte kolajenin enflamasyonları önleyici etkisi vardır ve eklemlerinize dair sorunlarınız varsa ağrılarınızı hafifletebilir. Günlük kullanım konusunda ise Frank, “Proteinlerin diğer formlarına göre çok fazla glisin ve çok az glutamin içerir,” diyor.

Devamı

SAĞLIK

Bir HIV hastası daha tedavi edildi

-

Bilim insanları ilk tedavi edilen hastanın mucize eseri iyileşmediğini ve HIV’in tedavisinin mümkün olduğunu kanıtladı.

HIV / AIDS tedavi ediliyor mu?

Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmaya göre, otuz yıl önce keşfedilen ve AIDS’e sebep olan bu virüse sahip bir hasta daha tedavi edildi. HIV’in ilk tedavi edilişinden bu yana 10 yıldan fazla süre geçti. Her iki hastaya da kanser tedavisinin yanında mutasyona uğramış, HIV’e dirençli proteinler nakledildi. Yıllar süren çalışmaların ardından ikinci kez bir hastanın tedavi edilmesiyle beraber bilim insanları zor olsa da HIV’in tedavisinin mümkün olduğunu, ilk hastanın bir mucize olmadığını ortaya koydular.

Türkiye’de HIV virüsü hakkında bilgi almak için tıklayınız!

 “Londralı Hasta” lakaplı hastaya HIV teşhisi 2003’te konuldu. Hasta, 2012’den beri güncel standart antiretroviral  (uzun süreli etki eden virüslere karşı olan) tedaviyi alıyordu. Hastaya daha sonra bir lenf sistemi kanseri olan Hodgkin Lenfoma teşhisi kondu. Londralı Hasta, akabinde kemik iliği nakli ve kemoterapi tedavisi gördü.

Nakil, CCR5 proteininin mutasyona uğratılmış bir versiyonunun hastanın vücuduna enjekte edilmesiyle gerçekleştirildi. HIV virüsü normalde bağışıklık hücrelerinin yüzeyinde bulunan proteinlere ​​yapışarak vücuda yayılır. Ancak bu özellikli bir mutasyon virüsün hücrelere saldırmasını önlüyor. Kemoterapi ise HIV hücrelerinin çoğalmasını engelliyor. Böylece virüs tarafından enfekte edilen hücre sayısını da azalıyor. Bağışıklık hücrelerini HIV’e dirençli versiyonlarla değiştirmek, araştırmacıların enfeksiyonu iyileştirmek için bir yol yarattığını gösteriyor.

12 yıl önce “Berlin hastası” ile yaşanan da tam olarak buydu. Aynı şekilde ona da kemik iliği ve mutasyona uğramış CCR5 proteinleri nakledildi fakat hasta neredeyse ameliyat sırasında komplikasyonlar ve bağışıklık baskılayan ilaçlar nedeniyle hayatını kaybediyordu. Araştırmacılar virüsün gerilemesinin sebebinin hastanın vücudunun yaşadığı sarsılma olup olmadığı konusunda kararsız kalmışlardı.

University College London’daki araştırma grubunun başındaki virolog Dr. Ravindra Gupta, The New York Times’a verdiği demeçte, “ Herkes HIV’i tedavisi olabilmek için neredeyse ölmek gerektiğini sanıyordu fakat belki de gerekmiyordur,” diyor.

Bu başarılı ikinci tedaviden sonra bilim adamları gelecekteki uzun vadeli tedaviler için umutlu. Tedavide yapılan iki nakil yerine tek nakil ve daha düşük yoğunlukta kemoterapi gibi değişiklikler Londra Hastasının tedavi sürecini daha az ağrılı kıldı.

HIV enfeksiyonu sorunu çözülüyor mu?

Ancak bu durum, kemik iliği naklinin ve kemoterapinin HIV enfeksiyonunun standart tedavisi olacağı anlamına gelmiyor. Zira kemoterapi oldukça toksik bir işlem ve hastanın vücudunun nakledilen kemik iliğini reddetme ihtimali var. Araştırmalar, CCR5 protein mutasyonuna yönelik geliştirilen stratejilerin virüsün HIV-1 versiyonuyla enfekte olmuş kişiler için tedavi olabileceğini gösteriyor. HIV’nin başka bir türü olan X4, başka türdeki proteinlere tutunarak kişiye bulaşıyor.

Bundan böyle önemli olan, bu yeni keşfin nasıl kullanılacağı. Gen terapisi, CCR5 proteinini hedef alarak proteini mutasyona uğramış proteinlerle değiştirebilir fakat başarılı bile olunsa bu ihtimalin gerçekleşmesi için epey zaman var.

Yine de bu başarılı HIV tedavisi araştırmacılara ve hastalara umut oluyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nde Doçent Doktor Timothy Henrich, CNN’e verdiği umut dolu demeçte, “Umudum var. Bence HIV virüsüne dair büyük kitlelere uygulanabilecek güvenli bir tedavi mümkün fakat daha çok çalışmamız gerekiyor” şeklinde konuşuyor.

Devamı

Popüler

 

www.pilioo.com